Manevi sıkıntıların mı var dostum? "Allah" de!
Maddi problemler belini mi büktü? Malın, mülkün "tek sahibi"ne koş, önünde diz çök, secdelere kapan ve "Allah" de!
Düşmanlarına galip mi gelmek istiyorsun? Bedir Savaşı'nda, zafer vuku buluncaya dek, secdede "Ya Hayyu, Yâ Kayyûm diye inleyen İki Cihan Serveri Muhammed Mustafa (s.a.v.) gibi "Allah" de! Karanlıklar-dan aydınlıklara mı çıkmak istiyorsun? "Allah" de dostum!
Ve son nefeste, emaneti; can emanetini huzurla teslim etmek için. dilini zikre alıştır ve "Allah" de!
Hasbünallâhü ve ni'me'l vekil ni'me'l Mevlâ ve ni'mennasîr!
"Dostum", "Vekilim", "Sahibim" ve "Yardımcım" yalnız Allah'tır de ve sadece O'nun rızasını kazanmak için yürü hayat yolunda!
O Allah ki; kulunu yalnız bırakmayandır!
O Allah ki; kulunu koruyan, muhafaza edendir!
Rabbimiz ilim mi verdi, Allah'ın yolunda bezletmelisin.
Rabbimiz mal mı verdi, Allah'ın yolunda harcamalısın.
Rabbimiz statü mü verdi, Allah'ın yolunda kullanmalısın.
Rabbimiz güzellik mi verdi, Allah'ın yolunda tüketmelisin.
Rabbimiz belağat, fesâhat mı verdi, Allah'ın yolunda hizmet etmelisin.
Rabbimiz kalem mi verdi, Allah'ın yolunda kullanmalısın.
Rabbimiz vakit mi verdi, Allah'ın yolunda geçirmelisin.
"Sizden rica ediyorum bana bir şeyler öğretin." diyerek evime buyur ettim. O ise en mütevazı haliyle, "Ah evladım! Ne öğreteyim ben okumuş bir insan değilim ki... Beş para etmem." diye karşılık verdi.
Oysa söylediklerinin tıpkı bir yaraya sürülen merhem gibi onarıcı gücü vardı..."Her şey kitaplarda yazmaz. Dünyayı görmek, değişik insanlarla tanışmak, canlı kitap okumaya benzer, başlı başına bir ilim sayılır..." diye karşılık verdim
İlahi emrin size çizdiği çerçeveyi bilmezlikten gelmek cahillik, İlahi emre muhalif hareket ettiğiniz anda yaptığınız her şey zulümdür!
Önce kendinize...
Zulmün yansıdığı yer kendinizdir, şahsınızdır, nefsinizdir.