“(Yâ Rabbi) Seni kaybeden neyi bulmuştur? Seni bulan neyi kaybetmiştir? Senin yerine başkasına razı olan kimse hüsrana düşmüştür. Yine senden başkasını arayan kimse de geçekten perişan olmuştur.”
"Zühd, hiçbir mala sahip olmamak, elinde hiç dünya bulundurmamak değil, elindeki mala Allah'ın katındakilerden daha fazla güvenmemektir." (Heysemi, Mecmau'z Zevaid, 10/286)
Bu hali elde eden kimse, bütün dünya kendisinin olsa elindekine değil, yine de Allah'a güvenir.
Asrımızın manevi mimarlarından Seyyid Muhammed Raşid el-Bilvanisi (k.s) dünya malı kazanmanın hükmünü şu sözleri ile dile getirir:
"Allah muhabbetini azaltmadıktan sonra, insanın zengin olmasının hiçbir zararı yoktur. Yeter ki, insan kalben mala bağlanıp muhabbetini ona vermesin.
Malı veren esasen Allah Teâlâ olduğuna göre insan, muhabbetini mala değil, onu verene bağlamalıdır. Asıl vereni düşünmeden, kalbe sokulan bir koyun veya bir tavuk sevgisi bile insanı Allah'tan uzaklaştırmaya kafidir. O kadarcık bir sevgi bile kulu zarara uğratır."
’Beş kimsenin sohbetinden, yani beş kimse ile beraber bulunmaktan sakın: Birincisi, yalan söyleyenden sakın. Çünkü ona daima aldanırsın. Sana iyilik yapayım derken, kötülük yapar. İkincisi, cimriden sakın. Üçüncüsü, ahmaktan yâni aklı az olandan sakın. Çünkü en çok işine yarayacağı zaman, seni bırakır. Dördüncüsü, kötü kalpli kimseden sakın. Çünkü işi bozulunca, seni harcar. Beşincisi, fâsıktan yani günah işlemekten utanmayan kimseden sakın! Çünkü, seni bir lokma ekmeğe satar.’
Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa, zahiren bir cennet içinde olsa da, mânen cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bâkıyeye ciddî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır. Dünyası ne kadar fena ve sıkıntılı olsa da, dünyasını Cennetin intizar salonu hükmünde gördüğü için hoş görür, tahammül eder, sabır içinde şükreder.
Arifler Sultan'ı Bayezid [kuddise sirruhu] dünyadan göç edeceği zaman dostları ona, "Faydalanmamız için bir öğüt ver" dediler. "Ömrüm seksen yıla ulaştı. Bu sürede arzum, bir kere 'Allah bana yeter' (Tevbe 9/129) demekti, diyemedim" dedi.
"Zannımızca sen bir an olsun Allah'ı zikretmekten geri durmadın" dediler.
Dedi ki; "Ben bu seksen yıl boyunca Allah'ı asla unutmadım. Lakin 'Allah bana yeter' (Tevbe 9/129) diyemedim. Zira eğer, 'Allah bana yeter' (Tevbe 9/129) desem, sonra dünya ve ahirette başka bir şeye yönelsem yüce Allah bana, 'Ey Bayezid! Allah bana yeter, diyerek yalan söyledin. Benimle yetinmedin' der."