İlginç bir kitap aslında, özellikle Türkiye’nin yeni yılları, kurulan yeni sistemin dil ve yaratılan kaynaklar üzerinden işlenişi. Yazansa temelde ajanlık yapmak zorunda bırakılmış yarı Yahudi bir Avusturyalı. Bir yandan onun kişisel hikayesini torunu üzerinden takip ederken, Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşına girmemesinin nazik politikasını Nazilerin gözünden izliyoruz.. Bir yandan da yeni Türkiye’nin bir panoramasını yine sözde “yabancı” bir torun ve gazetecilik üzerinden görüyoruz. Her iki anlamda da raporlanan bir Türkiye var, ve buna paralel kişisel hayatlarının İstanbul’daki yaşantılarına izdüşümleri. Yine de ne hissedeceğimi bilemedim, çünkü biraz parçalı bir yapı olmuş ve her şeyden biraz konuşan ama sesi gür çıkmayan bir kitap.