Murakami “Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında”ile gerçekten etkileyici bir yere götürüyor bizi. Karakteri Hacime şansın da etkisiyle bir insanın hayattan isteyebileceği her şeyi içeren bir geleceği yaratıyor. Çok iyi kazandığı kendi zevkleriyle kurduğu bir işi, iyi bir hayat arkadaşı ve iki tatlı kızıyla, tam da herkesin hayallerindeki bir hayatı yaşıyor. Ama zaman zaman aklında, geçmişten gelen hayaletler dolaşıyor “ya böyle olsaydı, ya şöyle olsaydı” şeklinde. Ve gerçekten bir gün o hayaletlerden biriyle karşılaşıyor kendi barında. İnsanın kurgulayamadığı ama olsaydı nasıl olurdu diye kendini hayal etmekten alamadığı bir gerçeklik, unutamadığı bir kadın rolünde giriyor hayatına. Kontrol edebiliyor mu? Hayır! Ne hayatını, ne hayallerle süslenen, gerçekliğinden asla emin olamadığı o anları. Adeta bir olasılıklar denizinde yüzüyor, hayal edemediği derinliklerde hem de! Okuyucuyu da kendi hayatıyla ilgili, ne kadarı gerçek, ne kadarı hayal düşündüğü yerlere götürüyor ve ortada bir yerde bırakıyor. Tam da orası insanı kendiyle ve karanlığıyla yüzleştirdiği yer! Mutlaka okunmalı.