Gönderi

8/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2024 15. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2024 01:43
Daniel Keyes , orijinal, sıradışı ve ilgi çekici bir konu bulmuş, bu konuyu adeta ense kökünden yakalayıp pustuğu yerden çıkartmış ve başarılı bir kurgu ile ‘’Ben Anlatıcı’’ tarafından yazılan günlük raporları vasıtasıyla romanını okurlarıyla buluşturmuştur. O halde Algernon'a Çiçekler ; Daniel Keyes ’e de alkışlar gitsin Romanın ana karakteri Charlie’nin kendi yaşadıklarını kendi kalemiyle yazdığı raporlarında oldukça sırıtan yazım hataları, yanlış kelime kullanımları ilk etapta direkt gözüme çarptı. Düşük zekâ seviyesine sahip bir adamın kaleminden çıkan bu yazım hatalarıyla dolu satırların, düşük zekâ seviyesinden ileri zekâ seviyesine çıkarken aşama aşama nasıl gelişim gösterdiğine tanık oluyorsunuz. Zekânın ilerlemesiyle doğru orantılı olarak gelişen, güzelleşen, hatasızlaşan bir pırıl pırıl yazım yükselen bir deniz gibi romanda akıp gitmiş. Bu kısmı özellikle yazar Daniel Keyes ‘in büyük bir başarısı olarak incelememin en başında vurgulamak istedim. Böylesi orijinal bir konuyu gerçekçi bir kurguyla ve zamanın ilerlemesine paralel olarak ameliyattan sonra artan bir zekâ seviyesini, kreşendovari bir ustalıkla yazımı ve anlatımı gittikçe güzelleştirmesi takdire şayan. İlk sayfalarda okuyucuyu içine çekmeyi, tam da buralardan - ilk satırlarından itibaren - becermiş yazar. Romanda zekâ seviyesi düşük - IQ'sü 68 olan - 32 yaşında bir zihinsel engelli adamın, yükselen zekâ seviyesiyle birlikte değişen kişiliğine, ailesiyle ve toplumla olan ilişkilerine tanıklık ediyoruz. IQ'sü 68 iken toplumdan dışlanmış, sürekli hakir görülmüş, hayatında bir arkadaşı ve hatta onunla ilgilenen bir ailesi dahi olmayan, daha da ötesi ne geçmişiyle ne şimdiki zamanla bir münasebeti ne de gelecek ile ilgili bir ümidi olmayan biçare bir adamdır, Charlie. Ancak hayat, her ne kadar onu başında savmışsa da o yine de kendisiyle barışık, çevresiyle oldukça mutlu ve hatta arkadaşı olmasa da yaşadığı muhitte sevilen bir insan olarak hep kalmıştır. Dolayısıyla dış çevrenin farkındalığına sahip olmayan bir adamın aslında bu haliyle ne kadar da mutlu olduğunun anlatıldığı bir hikâyedir, Algernon'a Çiçekler . Pek tabi ki böylesi saf ve nahif yaradılışlı bir adam, bilim insanları için gayet kullanışlı bir malzeme olacaktır ve Charlie, insanlık için bir nevi kendini feda edecektir . . . Peki nedir o proje? ‘’Zekâ Yükseltme Ameliyatı’’. Kulağa hoş geliyor . . . Devam edelim . . . Düşük bir zekâ seviyesi nasıl ileri bir düzeye çıkartılabilir? Tam da bunun üzerine bilim insanları bir fare üzerinde birtakım deneyler yapmaktadırlar. Deneyler, başarılı sonuçlar vermiş ve kobay fare Algernon’un IQ’sü 180’e çıkmıştır, hayvanlar üzerinden başarılı olmuş, tutmuş bir deneydir bu ancak insan üzerinde de ayrıca sınanması gerekmektedir. Bilim insanları tarafından zihinsel engelli Charlie’ye bir fare üzerinde başarıya ulaşmış bu projede insan-denek olması teklif edilir ve kabul edilir. Aynı kobay farenin akibeti Charlie’ye de sirayet etmiş, deney Charlie üzerinde de aynı olumlu etkiyi yapmıştır. IQ seviyesi en diplerden yukarı fırlamış, tavan yapmıştır. Ameliyat sonrası ileri zekâlı olmuştur ancak gel gör ki mutlu değildir. IQ seviyesi oldukça yukarılara çıkarken daha önce ortada olmayan ‘’Farkındalık’’ sonucu hem benliğindeki ikilemleri yaşayacak; hem de daha kötüsü dış çevresinde insanların kendisine karşı olan tavırlarının nasıl değiştiğine tanık olacak, insanoğlunun gerçek yüzüyle tanışacaktır: Zekânın ilerlemesi bir kazanç mı yoksa bir kayıp mıdır? Bir insanın zeki olması, zekâsı doğrultusunda yaşadığı aydınlanma hali sonrası kendisi ve dış çevresi hakkında farkındalığının artması, insanı mutlu kılabilir mi? Zihinsel gelişim ile duygusal gelişim arasında derin bir uçurum var mıdır? Az bilen, az farkında olan ya da hiç farkındalığa sahip olmayan bir insan daha mı mutludur? gibi soruları akla getiren bir kitap. Charlie’nin ameliyat sonrası zekâsı ilermeye başlayınca daha önce çalıştığı fırındaki çalışanlar tarafından kıskanılması, fırındaki patronun zekâsı artan çalışanı Charlie’nin kâr getirisini arttırması sonucu yaşadığı memnuniyet (!), başarılı olmuş bir bilimsel projeye kendi tıp kariyeri açısından önem taşıdığı için oldukça sevinen doktorun kendi adına (!) duyduğu sevinç . . . Buradan bakıldığında kimse Charlie için değil sadece kendi için sevinmiş görünmektedir. Ne kadar da bencildir bizim insanoğlu ; bir başkasının sevincinden ya kendine pay çıkarır ya da ona haset duyar. Bazen düşünüyorum da ‘’Hayvanda bilinç olsaydı ahlâken insandan daha iyi olurdu.’’ diyen Carl Gustav Jung , ne kadar da haklıdır. Bir farkındalığa ve bir bilince sahip olan ve yetkinleşen bir insan, bir diğerine karşı ne kadar duyarsız, hissiz durmaktadır. Her türlü ahlâksızlığı bir diğerine ne kadar da rahat rahat uygulayabilmektedir. #184348082 Benzer hisleri, insanın saç baş yoldurtan tavırlarını, Jack London’ın Demir Ökçe kitabında da en mütecâviz haliyle okumuştum. Bu romanda yine gözümün önüne ansızın o sahne geliverdi. İncelemeyi yazarken çayımdan bir yudum aldım, evet . . . uzay zaman yine inceden inceye bükülmekteydi; sanki Jack London , dev gölgesini arkasına almış karşımda izbandut gibi dikilmişti, külçe gibi kocaman, ağır elini omzuma indirdi, yukarıdan aşağıya doğru yüzüme bakarak hafifçe kulağıma doğru eğildi ve bana şu soruyu sordu: Jack London : Toplumsal evrim, insanı çileden çıkartacak şekilde yavaş yürüyor, değil mi yavrum?” Engin Mavi : Hiçbir şey değişmedi Jack. * * * İnsanoğlunun tam olarak bu tiksinç tavırları, Charlie’yi yalnızlığa itmiş ve beraberinde bir ‘’Aidiyet Sorunsal’’ ını da getirmiştir. ‘’Charlie’nin Yalnızlığı’’ ayrı bir çerçevede incelenmesi gereken bir başlıktır: Zekâlandırılmış Bir Ontolojik Varlık Olarak ‘’Charlie’’ ve Aidiyet Sorunsalı: Bu eser için atılması gereken temel başlık budur. Zekâ seviyesi değiştikçe kendinin ve çevresinin farkındalığına erişen ve bununla beraber aynı oranda toplum tarafından algılama biçimi değişen/değiştirilen Charlie’nin ontolojik konumu da değişmiş/değiştirilmiş olmaktadır: 1. Ameliyat Öncesi Zekâ Artışından Önceki ‘’Charlie’’: Ameliyattan önceki çok düşük zekâ seviyesine sahip bir birey iken toplumun ve özellikle de iş arkadaşlarının dalga geçtiği, küçümsediği bir bireydir. Çoğunlukla çevresinin tavırlarından dolayı kendisini dışlanmış hisseder. O topluma ait değildir ama zekâ seviyesi çok düşük olduğu için zaten bu hakir görüldüğü durumu algılayabilecek bir farkındalığa sahip olması da beklenemez. Buradaki ince nokta; etrafı tarafından hakir görülmesine rağmen oldukça mutlu bir birey portresi çizmesidir. 2. Ameliyat Sonrası Zekâ Artışından Sonraki ‘’Charlie’’: Charlie’nin zekâsı arttığında topluma ve çevresine daha çok kendini yakın hissettiği, duygusal travmalar yaşadığı gözlenmektedir. Ancak normal zekâ seviyesine sahip toplumun çok üzerinde bir zekâ seviyesine sahip bir insan olarak bu sefer de kendini onlarla özdeşleştiremez. Bu da başka bir aidiyet krizine sebep olur. Bu haliyle arada sıkışmış, arafta kalmış bir görüntü vermektedir. 3. Zekânın Yeniden Azalmaya Başladığı Süreç – Tekrar Geri Gidiş: Charlie’nin zekâ seviyesi tekrar düşünce kendi eski çevresiyle daha yoğun ilişki kurmak için çabaladığını ve özellikle ailesiyle olan ilişkilerinde aşırı duygusallaştığı gözleniyor. Tam da bu noktada Charlie’nin ontolojik bir varlık olarak kendine ve dış çevreye olan aidiyetinde karmaşıklaşan ve nihilist bir travmatik savrulma halini gözlemlemekteyiz. Elbette birebir aynısı olmasa da benzer hisleri hasta kızının yaşaması için isminden (varlığından) feragat eden, varlığı hiçliğe sürüklenen, kızına aşık bir babanın ontolojik, fenomenolojik ve nihilist bir çerçevede vücut bulmuş bir hikâyesinin anlatıldığı Çerçici adlı novellada hissetmiştim. En az Charlie’ye üzüldüğüm kadar Prof.Dr. Recep Yılmaz ’ın Çerçici romanındaki Kenan karakterine de oldukça üzülmüştüm. Romanın en sonunda yaşadıklarıyla Charlie bana bir parça Kenan karakterini anımsattı. #236826838 Charlie karakteri ile birlikte farklı zekâ seviyelerinin farklı aidiyet krizleri yaşattığı ve sadece ‘’Aidiyet’’ kavramının ne kadar da çok katmanlı bir kavram olduğunu göstermesi açısından bile Algernon'a Çiçekler eserinin önemi gün gibi ortadadır. SON SÖZ: Hem zihinsel engelli Charlie’yi hem de labaratuvar ortamında yaşayan kobay faresi Algernon’u düşünerek sadece insanı değil tüm özgürlükleri kısıtlanan, aidiyet karmaşası yaşayan, dış çevreden farklı gözle bakılan tüm canlıların dünyasını anlamak adına oldukça farkındalık yaratan empatik dokulu bir eser oldu. Hem düşük zekalı, hem üstün zekâlı insanların aynı seviyelerde yaşadıkları zorlukları ve toplumun bu iki farklı durumda insanlara verdiği tepkileri göstermesi, hem psiko-sosyolojik hem de kitlelerin davranışsal boyutları açısından toplumun trajik bir deşifresi gibiydi. Bir insanın aptal olduğunda daha çok seveni olduğu, istismar edilmeye müsait kısımların dışardan bakanların oldukça iştahını kabarttığı; tam tersi durumda ise zeki olmaya başladığında çevresinin daralmaya başladığını, insanların maskelerinin nasıl da düştüğünü anlatan realist bir hikâye okudum. Özellikle sonlara doğru eser azgın bir at gibi şahlanmış, tüm anlatılmak istenenler, bekletilen tüm baklalar ağızdan tek tek çıkartılmış, toprağın altından kendini çıkarmak için debelenen sekiz kollu bir yeraltı canavarı gibi ölü toprağını üzerinden atıvermiştir kendini, Charlie. Charlie'nin ameliyattan önceki hayatında yaşadığı sıkıntılar sonraki hayatında kaybolmamış, sadece biçim değiştirmiştir. Zekâsı geri iken ne kadar hakir görüldüyse zekâsı arttığında da bir o kadar dışlanmış ve yalnız bırakılmıştır. Acaba zekâ, tek başına yetmiyor mu da bu yalnızlık iki türlü de bitmek bilmiyordur? . . . Her iki türlü de yalnızsındır, belki . . . ya da yalnızız sanki . . .
Edebiyat
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,4bin okunma
··
2.418 Gösterim
6 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Engin Mavi
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim değerli yorumunuz için @nekitapsiznekedisiiz . Kitaptan maksimum verimi almak için kitabın suyunu iyice sıkıyorum diyelim :) Kitap üzerine etkin bir şekilde düşünmek ve diğer yazarlarla da kombinleyebilmek verimi arttırıyor. Evet, insanın konumu her ne şekilde değişirse değişsin özünde insanın her zaman tek başına olduğu gerçeğini değiştirmiyor. İyi okumalar dilerim @nekitapsiznekedisiiz
Engin Mavi
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim Yeliz Hanım 🙏🏻 İyi ki sizin gibi bilinçli kaliteli okurlar var bu platformda. Evet aynen seyr-ü sefere cıkan ordular gibi hazırlanıyorum inceleme yazmaya sanırım 😄 Sevdim bu benzetmeyi Bibliyofil 👍🏻
Yalnızımm dostalarım yalnızım yalnızz… 😅 onca kitap yazarıyım diye gezinenler utanır mı bilmem ama her incelemen nerdeyse bir makale kalitesinde. Kalemine ve zihnine sağlık arkadaşım 🙂‍↔️
Engin Mavi
Gönderi Sahibi
🙏🏻✨🙏🏻💫
1k incelemelerinde en sıkı takip ettiğim ve kıtap incelemenizden sonra okuyacaklarıma eklediğin ender zatlardan birisiniz. okuduğunuz kıtapları zihin süzgecinden geçirip parmaklarınızdan klavye eşlığinde biz kitap severlerin önüne okyanuslar misali serip ^haydi seyrüsefere çikan ^diyen sevğili engin beyi bu seruvende bizleri yalnız bırakmadığı için müteşekkirim.dimağına sağlık.