Selam bugünkü incelemem okurken yer yer heyecanlandıran yer yer de şimdi ne olacak dedirten türden.
Kısaca sırayla her şeyin bir bir unutulduğu bir adada insanların verdikleri mücadeleyi anlatıyor.
Tabiki herkes her şeyi unutmuyor. Bazıları o kaybolan nesneleri hatırlamaya devam ediyor. Ve bu hatırlayanlar düzeni bozmasın diye hafıza polisleri onların peşine düşüyorlar.
Ve bu olay döngüsü içinde romancı, ihtiyar ve R.'nin yaşadıkları anları okuyoruz. Romancı ve ihtiyarın R.'yi saklamak için kurdukları sığınağı, hafıza polislerine yakalanmamak için verdikleri mücadeleyi anlatıyor.
Spoiler
Şimdi kendi kişisel yorumuma geçecek olursak ilginç bir konusu vardı ve beklentiyi baya yükseltmişti.
Kitabı okurken ne kadar tatmin olsam da sonunu farklı beklemiştim. Tabiki her kitap mutlu sonla bitmez ama o romancı kızımız o kadar uğraşıp kitabını tamamlamış, bazı nesnelerle eski anılarını zihninde canlandırmış olmasına rağmen sonunda bir hiç olması beni tatmin etmedi.
Romancımızın bir şeyler hatırlamasını, eskiye dönmesini isterdim. Çünkü çabalamıştı.
Bir de R.'nin sığınakta kızı tek başına bırakıp gitmesine ne demeli. Kız onun için hafıza polislerine yakalanmayı göze alıp ihtiyar ile birlikte kendisi için sığınak hazırlamışlardı.
Bir de bence hafıza polisleri hatırlayanlardan oluştuğunu düşünüyorum. İnsanlar sol bacağını kaybedince onlar dengesini kaybetmeden yürüyebiliyorlardı. Onların arkasında kim vardı, neden bunu yapıyorlardı... Keşke bu soruların cevabını alabilseydik.
Romancımızın annesi de o kadar şeyi saklamış ve geçmişten günümüze taşımasını sağlamıştı. Ve şimdi saklanan her şey boşa gitmiş gibi. Boşa verilmiş bir uğraş. Bu kısım daha farklı işlenebilirdi.
Kitaptaki en sevdiğim sahne romancının sol bacağını unutması ve ondan yaratıkmışcasına bahsetmesiydi.