Öyle güdük kalmış, öylesine kireçlenmişti ki sevme yönü, şimdi sevmeye başlaması demek, hayat boyu hiç jimnastik yapmamış bir insanın takla atmaya kalkması gibi bir şey olurdu. Belkemiği kırılabilirdi insanın. Yenişehir'de Bir Öğle Vakti
Derviş Hikâyeleri
O zamanlar ustalar çıraklarına çalışmaları için hikâyeler verirmiş ama bu hikâyeler üzerinde konuşmazlarmış. Çırağın hikâyenin mealini çözdüğü an ustasının yanından ayrılma zamanının geldiği anmış.
Kendisi de görmüş geçirmiş bir mutasavvıf olan İdris Şah'ın derlemelerini çok seviyorum. Her zaman kaynak belirtiyor. Ayrıca hikâyeleri aktarırken sonu net bir şekilde belirlenmiş klasik bir bilgelik hikâyesi gibi yazmıyor. Çember asla kapanmıyor, her zaman bir kapıda küçük bir aralık kalıyor. Belki bir gün biz de hikâyenin bize özel mealini çözeriz diye...
Kenet
"Kurgunun gerçekliği ile gerçekliğin kurgusu arasında ince bir çizgi olmadığını öğrendim. Hepsi gerçekliğin ta kendisiydi."
Geçmişi ve bugünü, ölümü ve yaşamı, unutulan ve hatırlananı aynı akış içinde anlatan bu roman; ana karakter Haşmet'in hikâyesi üzerinden yaşamlarımıza dair örüntüleri anlatıyor. Aslında birbirimizden o kadar farklı değiliz ve yaşadığımız süre boyunca benzerliklerimizi tekrar ederek var oluyoruz. Kenet adı, birbirimizi tanımadan birbirimize benzediğimiz bu hali anlatan mükemmel bir metafor olmuş. Aynı zamanda romanın, çocukluk acılarına dokunan, merak uyandıran kurgusunu da çok sevdim.