Yayınlanışının 10. yılı sebebiyle Timaş Yayınları tarafından yeniden basılan şahane bir kitap.Kitabın son bölümü yazarın aynı zamanda doçentlik çalışması olan, divan edebiyatı şairlerinden Nigâr Hanım ismini taşır:"nihayetinde her şarkı kendi sonuna kadar vardı.."
Kitaptaki öyküleri bireysel hikayeler gibi görünse de insanın kendi karanlığını ve aydınlığını sergiliyor, eserde yer alan 4 öyküden ilki ; "Hat ve Rasat" benim için içimdeki aydınlık veya karanlığı ,adı ne olursa olsun , en güzel yansıtan öyküsüydü .
Hikâye özetle şöyle: Hat Ve Rasat Bir hattat, ölüm fermanını yazmasını istedikleri gün yazmayı bırakmış, ne zaman tekrar kâğıda yazmak istese içindekiler soğumuş ve yazma isteği kaybolmuş. O ışığı görene kadar. Işığı gördükten sonra duygularını, çiçeklerini, acılarını, aşklarını yazar. Defter dolduğunda gidip padişaha verir. Padişah bütün gece o kitabı okur ve ertesi sabah hattatı yanına çağırır. Hattat bu yazıyı herkese okumak istediğini söyleyince padişah isteksizce kabul eder. Ancak hattat halkın önüne çıkınca sesi kısılır. Bu yüzden bu fırsatı kaçırır ve eve döner. Kendisini anlayan tek kişiyi kaybettiğini düşünen hattat, sonunda kaybetmediğini anlayarak bir gece padişahın sarayına giderek onunla konuşmaya başlar. Birbirlerini çok iyi anlarlar ve neredeyse bir bütün haline gelirler. Sultan, Hattat’a yarın gece kalbini açacağını söyler. Ertesi gece saraya gelen hattat, bir kadına âşık olur ve geceyi onunla geçirir ve padişahı unutur. Eve döndüğünde karısı bir şeylerin değiştiğini fark eder. Sorsa da cevap alamaz. Hattat o eski ışık olmadan yazar ama bir siluetten başka bir şey görmez. O kadına üç gece böyle gider. Üç gecenin sonunda karısı onu affetmez ve padişah onu istemez. Defterlerine baktığında içindeki yazıların da yok olduğunu görür.