hilal

hilal
@hilalarsln
sevdiğim şiirler ve diğer alıntılar ⏾ 2025-26 okumalarım•⭒ ⋆⭒˚.⋆
Ben kırmızı bir yaprağı oynuyordum esas kız olarak Uçuşuyordum uçuşmakmış meğer benim anlamım Ben bunu geç anladım Senin için bir şiir yazacaktım istanbul İsmini ağrı koyacaktım
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Her kaybettiğinde yeniden Başlayabilme gücünü Bulabiliyorsan kendinde Dertsiz bakabiliyorsan ufka Müziğin ırmağını bedeninde Takas edebildiysen kararlılıkla İçinde duyduğun cevheri Yok yere harcayabiliyorsan mesela Yola çıkarken umarsız Ve ölümden daha sağlam bir huzur Bulmuşsan bir yerlerde Yağmurun saçlarını yüzünde Duyabiliyorsan attığını Evrenin kalbinin ellerinde Ve dünya denen madrabaza Bilgece cevap verebildiysen Kalabalıklar içinde Gürültülü bir yalnızlığa kaldıysan Bir padişah gibi başın dik Yürüyebiliyorsan sahtekârlar arasından Oğlunun gülüşünü sonsuzlukla Takas edebildiysen kararlılıkla Öyleyse uzan yanıma Sersem serkeş budala Uzan öyleyse tütünün avutan buruk tadına Ve içinde o sallapati, o korkunç his Böyle güçlü birine rastlamasaydım keşke hiç
Bütün önemli yazarlar, ilhama ve ilk doğuş anının anlatılamazlığına inanmakla birlikte, "emeğe" ve "işçiliğe” büyük önem verirler. İlk doğuşun kusurlu olduğunu, üzerindeki çer çöpün, kumların ve çakılların temizlenmesi gerektiğini belirtirler. Eserlerin olmuş olarak doğmadıklarını, yazarları tarafından oldurulduklarını ifade ederler. Elbette, yazmak ve üretmek sadece sabır ve zamanlama işi değildir; ona gebe kalmak gerekir. Hüseyin Rahmi, bu konuda Marcel Prévost'tan şu alıntıyı yapar: “Şairler, romancılar, ancak gebe oldukları eserleri doğurabilirler."
Sayfa 42·Kitabı okuyor
Eski bir fotoğrafa bakar gibi bakarken kendime aynalarda Geç kalınmış bir viraneye üzülür gibi yıkılıyor kalbim Baharsız geçerken bir daha yaşanmak istenilen ne varsa Getirdiği mektubun acısını bilen bir postacı gibi Hiçbir zaman onarılmayacak mahzunluğa bürünüyor kalbim Ökçesi kırılan duruşum, ağlayan bir sırrı okşarken avuçlarımda Hayattan ne istediğimi bilmeden bekliyorum pencerelerde Vuslatı ararken hazır olmadığı her felakete yakalanan kalbim Ansızın kaybetmenin kimliğini çiziyor yüzüme çizgilerle Ne anlatırsan anlat, bu hayatta ikna olmakla tanışmamış kalbim Yazgısından ağrıyan alın gibi kırışmayı kimden öğrendin kalbim Yanı başında olmak hangi reçetede yazıyor nerden bileyim Nasıl söyleyebilirsin insanın bu dünyada yanmadığını kalbim Aklımda debelenip duran halsiz bir yolu ayaklarıma nasıl giydireyim Hiçbir zaman soramadım, bir taş duvarını bırakıp nasıl gitsin Sen kalubelada sevinen bir yüzdün yer edindiğinde sol yanımda kalbim Her solan gülü sahiplenmeyi neden kendine kar saydın Kabuğuyla kavgalı bir yarayı neden bir nişan gibi göğsünde taşıdın Hüzzamlı bir şarkıydı hayat, söyledikçe karardın kalbim Sona geldiğini bir sabah yalnız uyanınca çok acı anladın
rivayetsiz her biçimde aşk aşk sağlaması yanlış çıkan tek doğru aşk parantezime kapattığım yalnızlık ve hani gözlerim bilet almıştı ya kendine gideceğim diyordu gitti