Ne bir emel, ne bir keder, hiçbir heves ve arzu bende yoktu. Ne kadar vakitten beri bu halde olduğumu bilemiyordum. Ömrümü ölçmek için hiçbir ölçüte sahip değildim. Pek ayrıntılı ve mükemmel bir hatıra birikimim vardı, sayısız şey biliyordum. Ancak bu hatıralar bende hiçbir belirli his uyandırmıyordu.
Ben küfür ile imandan, ikrar ile inkârdan, tasdik ile kuşkudan meydana gelmiş bir şey olmuştum. Kalben inkâr ettiğimi aklen tasdik eder, aklen reddettiğimi kalben kabul ederdim. Velhasıl kuşku denilen ejderha vücudumu sarmıştı. Bir fikri ne kadar sağlam temellere oturtsam, kuşku ejderhası bir sarsışta yıkıyordu.