"Dmitri, avcıdan uzak duracaksın."
"Efendim öyle arzu ediyorsa." Bir duraklama oldu. "Onu yalvartabilirim. Emirlerinize itaatsizlik edemez bir daha."
"Yalvarmasını istemiyorum." Raphael söylediğinin doğru olduğuna kendi de şaşırdı. "Ruhuna el değmezse, daha çok işe yarar."
"Ya sonra?" Dmitri'nin sesi tensel beklentilerle doluydu. "Avdan sonra ona sahip olabilir miyim? Beni... çekiyor."
"Hayır. Avdan sonra, o benim olacak." Elena diz çöküp yalvaracaksa, ancak Raphael'e yapacaktı.
“Daisy’i yakan her şey beni de yakıyordu. Dünyaya dair sevdiğim ne varsa, Daisy de onları seviyordu.  Benim mücadele ettiğim ne varsa Daisy de onlarla mücadele etmişti. Bir bütünün iki yarısıydık. Aynıydık. Çok az insanla aynı olabileceğim bir şekilde hem de. Hani düşüncelerini dile getirmeye bile ihtiyaç duymazsın çünkü karşındaki insanın da aynı şeyleri düşündüğünü bilirsin. Daisy Jones’un etrafında olup da büyüsüne kapılmamam nasıl mümkün olabilirdi ki? Ona aşık olmamam?”
“O kadar açıktı ki, acı verici derecede açıktı. Etrafta kafamı dağıtacak Nicky yokken, kendimi zihnen orada olamayacak kadar uyuşturmamışken, onu sevdiğim o kadar açıktı ki…
Ona aşık olduğum.”