belki dünya değişmemişti de yaşlılık ve umutsuzluk dolayısıyla her şey gençlik günlerindeki büyüleyici cazibesini ve güler yüzünü yitirmişti ona göre. bir o elleri bomboş kalmış ve farkına bile varmadan her yıl gücünün kuvvetinin bir kısmı gözle görünmeyen bir menfezden çıkıp gitmişti. birkaç mutsuz hatıra, bir iki rezillik ve boşuna çırpınmadan başka bir şey kalmamıştı geride. sadece kendi leşini o delikten bu deliğe sürüklemişti ve şimdi daha güzel günler beklentisinde değildi.
aylak köpek hakkında uzun bir inceleme yazmak isterdim ama sınav haftası yaklaştığı için belki sonra yapabilirim,, ilk sayfalarda pat’ın ne kadar değersiz hissettiğini görüyoruz ki kendisine rahatsızlık veren pirelerden bile kurtulmayı istemiyor, onu yapamayacak kadar yorgun hissediyor kendini. hisler her zaman gerçeği yansıtmıyor, pat’ın bu hislerinin sebebi ise çevresindekilerin amaçsız kötü düşüncelerini onun üzerinde acımasızca yansıtması. pat’ın kendisi ile bir sorunu yok aslında, olsaydı geçmiş anılarını hatırlarken pişmanlık duyardı (ki pişmanlık da bir özlemdir), sahiplenilme fırsatını kaçırdığında kendisini suçlardı. ama elinden geleni yaptığının farkında. güzel zamanlar geçirdiğini, sahiplenilmeye, sevilmeye, okşanmaya değer olduğunun farkında. geçirdiği huzurlu zamanlara bir daha ulaşamayacağını bildiği halde umutsuz da olsa koşmaya devam ediyor, arabanın durmayacağını bildiği halde kendi potansiyelinin farkında.
pat ne kadar değerinin farkında olsa da geçmiş anılarda, kokularda teselli bulmaya çalışsa da çevresindekilerin yaptıkları içinde büyüyor, anıların ve çevresinin pat’ın hislerini ele geçirme yarışında zamanla birlikte denge bozuluyor.
sevdiklerine sevgisini göstermeyen kişiler, çok geç olmadan, denge bozulmadan verdikleri değeri belli etmezlerse pat gibi birçok kişi de okşanma uğruna koşarken umutsuzlukla kendilerinden, hislerinden de kaçarlar. Aylak KöpekSadık Hidayet