Aşırı detaylı, çok bağlantılı, çok yoğun bir iç dünya, yorgunluk kadar derinlik veren bir deneyim.
Taşma kadar sezgi, karanlık kadar da keskin bir fark ediş. 24 yıldır içimdeki mevsimlerle konuşuyorum/ yaşıyorum.
Dünya'nın 4 mevsimi ruhumun mevsimlerini etkiliyor. Kışları ve birkaç kez de yaz mevsimi "insana fenalık yapıyor" demişliğim var. Ancak bu depresif dönem içindi. Çünkü ben zihnimin fikirlerle ışıl ışıl yüksek voltajlı hâlini seviyorum. Ah mani ve hatta hipomani.. Parlak bir dünya, kendi zihnimin hızına yetişememek nasıl da güzel. Konuşmak, yazmak ve yaratmak için kontrol edilemez dürtüsellik.. Yaşıyorum işte. Yaşıyorum. Kelimeler yetişmiyor, yetişemiyor bana. Yaşıyorum.
taşan, nefes nefese kalan, gökte uçan, yaratan, duran, düşen, kaybolan, yıkan, yakan, düşünen, toparlanan, yeniden kurulan, bir düşünceden ötekine yıldırım gibi sıçrayan, bir ayrıntıya takılıp onda kaybolan, aynı anda fazla açık sekmeyle yaşayan,
dünyayı bazen gereğinden fazla yüksek çözünürlükte algılayan, kalabalığın gürültüsünden yorulup kendi sessizliğinde çoğalanım.
Ve bu ben'in bir kısmı bu yanımla ilgili.
Şimdi bu yazıyı yazarken bu yanıma müthiş bir şükran duyuyorum. 🖤