Bipolarlar depresyon haline geçtiklerinde genelde uyu- şuk olurlar ve çoğu zaman gün boyu uyurlar. Bazı insanlarda hastalığın hafif bir çeşidi görülür ve bu kişilerde tam kapsamı manik episodlar yerine hipomani olur. Yani hastalar gerginlik ve psikoz olmaksızın öfori ve üretkenlik yaşarlar. Depresyon dönemleri ise daha az şiddetlidir veya yok gibidir. Bu hipomanik halin cazibesi yüzünden pek çok bipolar hasta, ruh hallerini dengeleyebilen ve geçişlerin sıklık ve yoğunluğunu azaltan lityumlarını almayı (sözde) unutur
depresyona dönüşüyo hipomani
Ruh hâlim değişken bi' bipolarım Ve işler yolunda, bu hipomani Dümenden güler ve güvenmem.... Her lafı yalan ve bu mitomani
Müzik
30 Mart Dünya Bipolar Günü
Aşırı detaylı, çok bağlantılı, çok yoğun bir iç dünya, yorgunluk kadar derinlik veren bir deneyim. Taşma kadar sezgi, karanlık kadar da keskin bir fark ediş. 24 yıldır içimdeki mevsimlerle konuşuyorum/ yaşıyorum. Dünya'nın 4 mevsimi ruhumun mevsimlerini etkiliyor. Kışları ve birkaç kez de yaz mevsimi "insana fenalık yapıyor" demişliğim var. Ancak bu depresif dönem içindi. Çünkü ben zihnimin fikirlerle ışıl ışıl yüksek voltajlı hâlini seviyorum. Ah mani ve hatta hipomani.. Parlak bir dünya, kendi zihnimin hızına yetişememek nasıl da güzel. Konuşmak, yazmak ve yaratmak için kontrol edilemez dürtüsellik.. Yaşıyorum işte. Yaşıyorum. Kelimeler yetişmiyor, yetişemiyor bana. Yaşıyorum. taşan, nefes nefese kalan, gökte uçan, yaratan, duran, düşen, kaybolan, yıkan, yakan, düşünen, toparlanan, yeniden kurulan, bir düşünceden ötekine yıldırım gibi sıçrayan, bir ayrıntıya takılıp onda kaybolan, aynı anda fazla açık sekmeyle yaşayan, dünyayı bazen gereğinden fazla yüksek çözünürlükte algılayan, kalabalığın gürültüsünden yorulup kendi sessizliğinde çoğalanım. Ve bu ben'in bir kısmı bu yanımla ilgili. Şimdi bu yazıyı yazarken bu yanıma müthiş bir şükran duyuyorum. 🖤
Jablow Hershman ve Julian Leib manik-depresif bozukluğu "dâhiliğin anahtarı" olarak adlandırmışlardır. Büyüleyici bir dizi kitapta, manik-depresif bozukluğun tarihteki hem büyük kahramanların hem de büyük kötü karakterlerin yaratıcı yaşamlarındaki rolünü inceliyorlar. Beethoven, Byron, Dickens, Newton, Puşkin, Schumann ve Van Gogh gibi insan uygarlığına büyük katkılarda bulunanların hepsinin bu bozukluktan muzdarip olduğunu iddia ediyorlar. Churchill de depresyon nöbetlerinden muzdaripti, meşhur "karabasan" nöbetleri ve hayatındaki edebi üretimin çılgın temposu, hipomaniyi düşündürmektedir. (Michelangelo'nun depresyondan muzdarip olduğu bilinmektedir ancak onun da hipomani nöbetleri geçirip geçirmediği bilinmemektedir.)
Sayfa 220·Kitabı okudu
Bipolar Bozukluk (Klasik Manik Depresyon) Hakkında Bilgi
(Bu alıntı, bipolar affektif bozukluğun tipik özelliklerini bilimsel ve bilgi amaçlı olarak aktarır.) “Bipolar affektif bozukluk” diye de bilinen klasik manik depresyon, nüfusun yaklaşık yüzde 1’ini etkiler ve tipik özelliği, depresyon dönemleri arasına serpiştirilmiş aşırı coşkulu (öforik) duygudurum, yani mani episodlarıdır. Bipolar hastalar manik durumdayken fazla uyku ihtiyacı duymazlar. Üretken, enerjik, hatta genelde aşırı coşkun ve eğlencelidirler. Ancak mani yükseldiğinde, görkemlilikleri yüzünden başları derde girebilir. Bu hastalarda ayrıca hızlı konuşma, halüsinasyon, sanrı ve agresif davranış da görülebilir. Bipolarlar depresyon haline geçtiklerinde genelde uyuşuk olurlar ve çoğu zaman günboyu uyurlar. Bazı insanlarda hastalığın hafif bir çeşidi görülür ve bu kişilerde tam kapsamlı manik episodlar yerine hipomani olur. Yani hastalar gerginlik ve psikoz olmaksızın öfori ve üretkenlik yaşarlar. Depresyon dönemleri ise daha az şiddetlidir veya yok gibidir. Bu hipomanik halin cazibesi yüzünden pek çok bipolar hasta, ruh hallerini dengeleyebilen ve geçişlerin sıklık ve yoğunluğunu azaltan lityumlarını almayı (sözde) unutur. Bipolar bozukluğu olan kişiler hipomanik ve manik episodlar sırasında sık sık sıradışı yaratıcılık patlamaları sergiler.