kayra bana çektirdiği acıları ve benim ne kadar zor kurtulduğumu görmeli, diye düşündüm. hepsini görmeli! geri dönebileceğini anlamalı. ter döktüğü takdirde medeni dünyada mutluluğu bulabileceğine inanmalı...
ben yazarak yaşamaya çalışıyorum. yazdıkça kurtuluyor ve unutuyorum. ve bir gün ihtiyacımın kalmayacağını da biliyorum yazmaya. ama o gün çok yakın değil, çünkü hala en ilkel duyguları bile tamamen hissedemiyorum. o kadar zorluyorum ki kendimi, zihnimi kandırdığımı anlıyorum bazen.
çok sarhoş bile olsam kayra'nın yanına gitmeyeceğimden emindim. çünkü o içimdeki şeytanları uyandırıyordu. beni, mutsuzluğa ve acıya mahkum eden şeytanları...
ama birden fark ettim ki ne ben, ne de başka birisi hiçbir yere ait değildi. aidiyet bir kandırmacaydı küçük çocuklara anlatılan. hiçbir yerde hiç kimse beklemiyordu beni.