kayra, aslında son derece normal bir insan olabilirdi. eğer güzel olsaydı. sadece yakışıklılık da değil, normal bir hayat yaşamak için gerekli olan yeteneklere de sahip değildi. tembeldi. şimdiye kadar hiç çalışmamış ve çalışmanın insanlık dışı olduğunu savunmuştu. ama gerçekte yapabileceği bir iş olmadığı için çalışmamıştı. sadece düşünen ve zarar veren bir yaratık haline gelmesi, gerçekte her insanda olan doğal yeteneklere sahip olmamasından kaynaklanıyordu. dürüstlük, çalışabilmek, söylenenleri dinlemek, biraz olsun hissedebilmek gibi yeteneklerden bahsediyorum.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
kendini yaşayan her canlıdan farklı bir yere koyması ve buna bir sürü gerekçe bulması koca bir yalan gibi geliyordu. söylediği hiçbir şeyi gerçekten düşünmüyor olduğunu biliyordum.
bazen ondan tam anlamıyla nefret ediyordum. dengesiz düşünceleri, bütün dünyayı tanıdığını sanması, sürekli olarak en büyük acıları çektiğini iddia etmesi...
öncelikle, kayra'yla sürekli iletişime girmeye, düşüncelerini öğrenmeye çalışan ve onun yalanlarını büyük bir saflıkla, ilgiyle dinleyen bir anne baba yoktu bende. benim ailem dışarıdan çok mutlu ve her şeye sahipmiş gibi görünürken, içerden bakıldığında, daha çok bürokratik bir kurumu andırırdı. birbirimize güzel sözler sıralardık ancak bunun yapılması gerektiğini bildiğimiz için yapardık biraz da.
onun acısı ve acımasızlığı romanlardaki gibiydi. insani bir tarafı yoktu. kayra olmasının, içinde beslediklerinin dışında gözle görülür bir nedeni yoktu... geçmişe gidelim. ailesindeki her birey, onun tek bir tebessümü için hayatlarını feda edebilirdi. bulundukları şehrin en iyi okullarına yolladılar. alabileceği en iyi eğitimi vermeye çalıştılar ve kesinlikle başardılar. kaprislerine, ukala tavırlarına ve anormal isteklerine göğüs gerip göz yumdular. o kadar iyi yalan söylüyordu ki ailesinden bile yıllarca her şeyden nefret ettiğini saklayabildi. eğer anlasalardı bir gün kayra olacağını, eminim kanlarının ve paralarının son damlasına kadar oğullarını iyileştirmek için savaşırlardı. dört kişilik ailenin içinde herkesin birbirine saygı duyduğu, birbirini incitmekten korktuğu bir cennet vardı. ve bütün bunlara, olabilecek en sağlıklı aile ortamına rağmen kayra delirdi. ve onları terk etti. gözünü kırpmadan. eminim kayra gittiğinde, hayatlarının en büyük şokunu yaşadılar. çünkü en terk etmeyecek, en mutlu gibi gözüken kişiydi kayra o ailede.