Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"kayra, 'ne kadar yalnızsan o kadar uzağa gidersin. ne kadar terk edersen o kadar ölürsün!' demiştik. hatırlarsın... seni abidjan'daki otel odanda gördüğün rüyalardan uyandırdığım için pişman değilim... ama bil ki, zihnin cehennemindir. sonsuza kadar yaşayacak. senin gibi. öldüğünde ise, sen orada olmayacaksın ne yazık ki!"
barok ve sahte bir kötülük yapıştırıyordu suratına. hiçbir zaman sahip olmadığı bir duyarsızlık. ve bunu da bütün dünyadan arındığı için yaptığını söylüyordu. oysa değil dünyadan, daha çocukluğundan bile arınamamıştı. her şey hala aklında oturuyordu. bütün insani tutkular, normal bir insanın başarısını yakalayamamanın ezikliği. hepsi. oscar'a layık bir oyunculuk sergiliyordu. hiçbir şeyi gerçek değildi.
ben uğraşmıştım oysa. normal olmak için çabalamıştım. üretmeye, uyumlu olmaya çalışmıştım. dünyayla aynı hızda dönmeye. yapabildiğim kadarıyla benim düşüşüm en üst noktadan değil, hiçbir yerdendi. hiçbir zaman yükseldiğimi hayal etmediğim için - çünkü buna kanıt olacak herhangi bir şey yaratmamıştım - düşüşüm de bir boşlukta gerçekleşiyordu. hiçbir yerden hiçbir yere düşüyordum.
güzel konuşuyordu ama dünyanın ve tarihin kabulleneceği herhangi bir iz yoktu ardında. sadece o kendini en üste çıkmış görüyordu. ve zamanı gelmişti düşmesinin!