emek. sermaye. bölmüşler kendilerince dünyayı ikiye. biri diğeri olmadan yaşayamayan iki ayrı sürü. eğer kabul edersen hayatı geldiği gibi, bulursun kendini cephelerden birinin içinde. kafanı kaldırsan göreceksin oysa hepsinin kuru gürültü olduğunu.
eğer geçmeseydi kuranı kerimin üstünden onlarca kuşak, ben inanırdım yazılanların hepsine. ama inanmıyorum onlarca kuşağın dürüstlüğüne. onlarca kuşağın dinine sadakatine inanmıyorum! çünkü insanı tanıyorum. çünkü kendimi tanıyorum. canı öyle çektiği için duaları değiştirecek her dinden kuşaklar tanıyorum. insan dokunduğu her şeyi kirletmiştir bugüne kadar. dinin kendini bundan koruması o kadar uzak bir ihtimal ki! kimse gelip anlatmasın bana insanın iyiliğini, din kitaplarını. ben sadece mucizeleri kabul ederim. onlara inanmak, insan zekâsının kötü tarafından çıktığı belli olan yazılara inanmaktan daha kolay. kızıldenizin yarıldığına, gerektiğinde kadının dövülebileceğinden daha çok inanıyorum. çünkü mucize bana daha temiz geliyor. ne birinin çıkarına, ne de bir başkasının zararına binlerce yıl önce bir denizin yarılmış olması. ya da bir mağara girişinin örümcek ağıyla kapatılması.
ama o, adam smith'in ekonomi için söylediği ancak bu konuya da uyan o "gizli eli" öyle bir hissediyorum ki dört kadınla yatılan aynı yatakta. öyle hissediyorum ki o kirli insan elini, yahudinin, protestanın para kazanma hırsında. inanılanın bu dünya dışından gelmesi gerekir beni benden alabilmesi için. ismi farketmez. allah, tanrı, jah... her neyse, benden olmamalı! bendeki çıkarcılığı, kıskançlığı, hırsı onda gördüm mü, soğurum yazdıklarından. ama ben bilirim ki yine insandır onları ortaya serpiştiren. o kutsal kitaplara kanlarını karıştıran. inanırsam bir gün boyun eğerim iyiliğe. ama matbaadan çıkmış bir kitaba inanmamı beklemek, zekamla alay etmek dışında benden insanın kötülüğünü de unutmamı beklemek olur. tanıdığım o iğrenç türü de unutursam bir gün, inanırım elbet yazılanların hepsine...
dürüst olalım... dinler ve tanrılar! hepsi ben ölünceye kadar.
dünya üzerinde faşistin ne kadar iğrenç bir tarihçesi varsa, komünistin de o kadar saf, kötü bir geçmişi vardır. ne de olsa ikisini de insan icat etmiştir!
sağdan nefret ederken, soldan da nefret etmeyi unutanlardır bunlar. kişisel muhalefetlerine bir kalabalığın fikrini eklemekten zevk duyarlar. "sola daha yakınım!" derler utanmadan. gölgesiz yaşayamazlar, yalnız kalmaktan ödleri koptuğu için yakın olmazlarsa herhangi bir tarafa, yok olacaklarını düşünürler.