insan tercihe eder. öğrenmek ve mantığını çözmek arasında bir tercih yapar. öğrenen insan her şeyi ezberler. şarkı sözlerini, kitap isimlerini, büyük düşünürlerin doğum ve ölüm tarihlerini ezberler. mantığını çözmeye çalışansa hayatın işleyişini kavramaya uğraşır. isimlerin, tarihlerin bir önemi kalmaz. birkaç temel bilgi yeter sanatın, hayatın mantığını çözmek için. ikinci gruptakiler hatırlamazlar. sadece nedenlerini bilirler. ama hatırlamazlar aktörleri.
kimseyi dinlemek istemediğimi, yalan söylerken ne kadar zorlandığımı, eskisi kadar konuşmalara hakim olamadığımı fark ettiğim için sinirden terlemiştim.
vahşi bir entelektüel kadar boktan bir şey yoktur! hele hele felsefesini nietzsche'den, schopenhauer'dan ya da adını bilmediğim, toplumdışılığı zeka pırıltısı sanan herhangi bir salaktan alan düşünce adamı ise gerçek bir skandaldır! gecenin sonunu yazmak için orayı bilmek gerekir. ölümü yazmak için ölmek gerekir!
yalan söylemek ve inandırmak içine işlemişti. damarlarında bile yalan akıyordu. ama bunu öğrenmeye mecbur kalmıştı. içindeki gerçeği fark ettiği gün, o kadar korkmuştu ki gömüldükleri yerden çıkmasınlar diye üstlerine fazladan toprak atılan ölüler gibi kendi gerçeğinin üstüne de tonlarca yalan atmıştı. ve şimdi yavaş yavaş tırnaklarıyla kazıyordu. yığdığı yalanları kürekliyordu. gerçeğe ulaşabilmek için. kendine ulaşabilmek için...
konuşmaktan nefret eden ama aynı derecede güzel ve etkileyici konuşan biriydi kayra. insanları kendi silahlarıyla vuran bir uzaylı. doğru zamanda dünyaya gelmiş olsaydı, sıkıntıdan, bir peygamber ya da büyük bir siyasi lider olabilirdi. konuştuğu lisanın sözlüğündeki bütün kelimeleri kullanarak uzun cümleler kurardı eskiden.