"insanlar..." dedim fısıldayarak. "taşırlar insanları. kundaktayken, tabuttayken. hep taşıyacak birileri olur. bazıları dostluktan, bazıları cepteki paradan, bazıları da içinde bulundukları sistem bir gün onlara da taşınma sırasının geleceğini söylediği için, taşırlar insanı..."
her saniye lehime işliyor. işte tek işbirlikçim! zaman. onun dışında kimse yardım etmiyor bana. dünya durursa ölürüm!.. bir insanın beklerken yapabileceklerinin sınırı yoktur. bazıları devlet başkanı, bazıları sihirbaz, bazıları da deli olur sıkıntıdan. bense en üstün yaratık olduğumu kanıtlamak için kendime hiçbir şey yapmadan bekliyorum.
ben hiçbir şey yapmıyordum. hiçbir şey yapmayan adam bendim. herkesin koştuğu saatlerde ben saniyeleri sayıyordum. ne yaparsam yapayım, hiçbir işe yaramayacaktı çünkü. "yarar yok bu dünyada! ölüm varsa yarar yok! ölüm bütün sihri bozar. kurtardığın hayatlar da ölür. aldığın nobeller de paslanır. doğduğun evler de yıkılır. bin yıl yaşa, görürsün!" dedim kendime...
kayra bir gün bana "mutsuzluğuna hiçbir çare aramıyorsun," demişti. "ve en büyük acının kendininkini olduğunu düşünüyorsun. dünyadan haberi olmayan bütün geri zekalılar gibi. ölmesine çeyrek kalmış, herkes yaşadığına pişman etmeye çalışan, sağlıklı oldukları için suçluluk duymalarını isteyen hastalıklı, yaşlı bir kadın gibisin."