insanlardan istediğim ölçülerde, ilgilendiğim alanlarda yararlanıyordum. ilişkilerim kontrolüm altındaydı. kimseyi kendime fazla yaklaştırmıyordum. dünyayı, hayatı olduğu gibi kabul ediyor ancak bütün bunların dışında da bir gerçeğin olması gerektiğinin üzerine yoğunlaşıyordum.
her zaman yalnız oldum. yalnızlığı kendimi geliştirmenin tek yolu olarak gördüm. ama çevremde olup biteni kaçırmak ve yanımdan akıp giden hayat nehriyle yüzümü yıkamamak da bana aptalca geliyordu.
genel olarak normal olmadığımı düşünerek kendimi meşrulaştırıyordum. anormalliğim o yaşlarda herkesin istediği şeylerden farklı hayaller kurmamla sınırlıydı.
sosyal devlet dedikleri, bana kalırsa gestapo düzeninden başka bir şey olmayan sistemleri, sokakta biri düştüğünde ambulans gelene kadar, yerde yatanın kendileri olmadığı için şükretmelerinden ibarettir.