Puan vermedi·242 syf.··
2026 19. kitabı
Bu çalışmanın konusu, Memlük Devleti (648-923/1250-1517) döneminde İslâm hukukunun kurumsalyapısını, mezhepsel çeşitliliğini ve dönemin özgün fıkhî tartışma zeminini bütüncül bir bakış açısıyla ele almaktır. Araştırmada, Memlük Devleti'nin siyasi ve ilmî arka planı dikkate alınarak, hukuki sistemin yalnızca teorik temelleri değil, aynı zamanda toplumsal, idarî ve kültürel yansımaları da genel hatlarıyla ortaya konmuştur. Memlükler öncesi İslâm devletlerinin fıkhî ve mezhepsel durumuna; ayrıca Hanefî, Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî mezheplerinin Memlük dönemi yargı düzenindeki temsiline ve bu mezhepler arasındaki ilişkilere yer verilmiştir. İslâmi bir lider olarak kabul edilen Sultan Baybars'ın dört mezhep uygulaması, Moğol istilaları ve Haçlı seferlerinin oluşturduğu siyasi ve sosyal ortam, dönemin fıkıh anlayışını şekillendiren önemli unsurlar arasında yer almıştır. Ayrıca Abbâsî hilâfetinin sembolik olarak yeniden ihyası, mezhep temsiliyetine dair meşruiyet zeminini güçlendirmiştir. Çalışmada, dönemin kurumsal yapısı; sultan, kâdılkudât, kadiasker, dîvânü'l-mezâlim, dârü'l-adl müftülüğü, hisbe ve beytülmâl vekilliği gibi adlî otoriteler bağlamında genel hatlarıyla değerlendirilmiş, bu yapıların hukuki ve toplumsal işlevlerine değinilmiştir. Memlük Devleti'nde hukuk eğitiminin yalnızca medreselerle sınırlı kalmadığı; camiler, hankahlar, zâviyeler ve çeşitli ilim meclisleriyle geniş bir toplumsal zemine yayıldığı vurgulanmıştır. Yönetici sınıfın ilmî faaliyetlere verdiği destek,dönemin fıkıh geleneğini ve eğitim modelini canlı tutmuş; devletin hem dinî hem de kültürel kimliğini pekistirmistir.
Tarih
Memlükler Dönemi İslam Hukuku ve HukukçularıŞule Şükran Aksu · Son Çağ Akademik Yayınları · 20251 okunma
İSLAM DEVLETLERİNDE HİSBE TEŞKİLATI
Puan vermedi·184 syf.··
2025 1. kitabı
Kitap öncelikli olarak Hz Peygamberin öğretileri ve onun hayatından kesitlerle İslam devletlerinde etik geleneğini başlatmıştır. Kurulan kurumun adı Hisbe Teşkilatı bu kurumda görev alan kişiler Hükümdar veya Kadı tarafından atanmış olup bu kişilere Muhtesip denir .Temeli Hz peygamber döneminde çarşı pazarı denetleyen görevlilerden oluşup Hz Ömer zamanında daha bir gelişerek Emevi ve Abbasi dönemlerinden tam teşekküllü bir mahiyet halini almıştır. Muhtesibin esas görevi (Emr-i bi'l ma'ruf nehy-i ani'l münker)'den sorumlu olup esnafı denetler , çarşı pazarı , cumaya giden cemaatin güvenliği , hayvan hakları , kuyumcular , manifaturacılar , bozulması muhtemel olan gıdaların tazeliği yani genel olarak etik ve ahlaki tüm sorumluluğu yüklenirler . Kitap okunmaya değer meraklıları bir solukta okuyabilirler. vesselam.
Din
İslam Devletinde Hisbe TeşkilatıAbdurrahman b. Nasr eş-Şeyzeri · Marifet Yayınları · 01 okunma
Reklam
Puan vermedi·560 syf.··
2025 24. kitabı
Hoca kitabın giriş bölümünde “… Osmanlı aklı’nın özünü ,işleyişini bugün de yararlanılacak şekilde sergilemek istiyoruz…” “Biz ise kendi elimizle kendi medeniyet aklımızı yok saydığımız için elin aklıyla iş yapmaya çalışan şaşkınlara benziyoruz. Kendi aslımızı görmezden geldiğimiz,hatta inkar ettiğimiz için, mesela bir İbn Haldûn’un bakışını bugüne taşımayı aklımızdan bile geçirmiyoruz.Osmanlı’nın vakıf ,sadaka taşı, kuş evi, hisbe ,adalet sistemi gibi dahiyane çözümlerinden yararlanıp günümüz için özgün çözümler geliştirmeye düşünmüyoruz.Bu kitap Osmanlı’yı övmek veya yermek için değil,onun medeniyet aklını keşfetmek , doğru ve güzel yönlerini anlamak ve günümüze yansıtmak için yazıldı…Tarih geçmiş değildir,bugünü ayakta tutan temellerdir demektir. Bize Osmanlı’nın sunduğu muazzam bakış, anlayış ve çözüm imkanları repertuvarının bugüne taşınmasını amaçlıyoruz….Ne ‘Medeniyet Aklı ne de Osmanlı Aklı ‘ tarih kitapları değil. Sadece bilgi kitapları da değil .Aslında ikisi de bilinç kitapları…” diyor.Kitap boyunca Osmanlı’nın 600 yıl ayakta kalmasını sağlayan değerlere dikkat çekiyor. “ Başa fes giyerek, durmadan Osmanlı övgüleri düzerek medeniyetimiz ve Osmanlı medeniyeti aklı yaşatılamaz.Osmanlı kendi zamanının sorumluluğunu yerine getirdi ve ömrü sona erdi .” Eser bizim tarihimizden, dünümüzden, hatalarımızdan, zaferlerimizden ders çıkarmamızı belki bir Simurg kuşu gibi küllerimizden yeniden doğabileceğimizi bunun için öncelikle kompleksli bakış açımızı değiştirmemizi inkardan vazgeçmemizi ,“kul olma bilinci”yle herbirinizin doğru , güzel ve iyi şeyler yapmamızı söylüyor. Sade dili ve karşılaştırmalı anlatımıyla güzel bir çalışma. Okunmalı.
Osmanlı AklıSavaş Ş. Barkçin · Mostar Yayınevi · 2018238 okunma
HİSBE
10/10
·175 syf.··
2021 6. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2021 07:03
Arapça’da “hesap etmek, saymak; yeterli olmak” anlamlarındaki hasb, sevabını umarak bir işi yapmak, akıllı ve basiretli bir şekilde yönetmek; çirkin bir iş yapanı kınamak, hesaba çekmek anlamlarına gelir. Terim olarak emir bi’l-ma‘rûf nehiy ani’l-münker prensibi uyarınca (Âl-i İmrân 3/104, 110, 114; et-Tevbe 9/71, 112; el-Hac 22/41) gerçekleştirilen genel ahlâkı ve kamu düzenini koruma faaliyetlerini ve özellikle bununla görevli müesseseyi ifade eder. Aynı zamanda Hisbe Hz Ömer zamanın da kurulan teşkilatın adı. Bu teşkilatta insanları iyiliği emretmek kötülükten sakındırmak amaçlanmıştır. İbn Teymiyye’nin yazdığı bu eserde kitap iki ana başlık altında toplanıyor. Biri İslami ekonomi ve toplumun yönetimi diğeri Adaletli topluma doğru. Bu başlıklardan anlamamız gereken önemli çıkarımlardan biri ekonominin temeli adaletli ve ahlaklı bir toplumdan geçiyor. Adil bir toplum için en önemli kriterlerden biri yönetim de bulunan devlet başkanıdır. Nitekim, Ahmed Müsnedi’nde Peygamber efendimiz s.a.v “Yaratıkların, Allah’a en sevimlisi, adaletli devlet başkanıdır, en sevimsizi ise zalim devlet başkanıdır.’ Buyurmuştur. Yönetimin ve halkın doğrudan ilişkisinin sağlamlığı ekonomiye olan yansımasından anlaşılıyor. Ticari ve ekonomik hayatı islami perspektiften inceleyen İbn Teymiyye bu konuları ayet ve hadislerle bize aktarmıştır. Ölçü ve tartı da hile yapmak; Yüce Allah (c.c) şöyle buyuruyor: “İnsanlardan kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları vakit tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin vay haline!” (Muttaffifin,1-3) Hileli satış, karaborsacılık, fiyatların sınırlandırılması gibi daha birçok konuyu iyiliği emretme kötülükten men etme kuralı gereğince okuyoruz. İslam ekonomisi yeni bir tabir olmadığı, İslam’ın varlığından itibaren
Din
Hisbe; Emr- i Bil Ma´ruf Nehy-i Anil Münkerİbn Teymiyye · Takva Yayinlari · 201116 okunma