Her şeyin 'yok' olduğu o ırak, soğuk, küçük taşra kentlerinde, başkalarının 'var'larını kitaplardan öğrenmek ve düşlemeye çalışmak acımasız bir gerçektir ve sinema, görmek bilmek için yanan, çocuk yüreklerimize kitaplardan daha acımasızca, bir o kadar da karşı konulmaz çekicilikte açıyordu dünyayı ki: o İstanbuldur.
"Hayvanların yaptığı gibi neredeyse hafızasız yaşamak ve mutlu olmak mümkündür ama hiçbir şeyi unutmadan yaşamak imkansızdır." diye yazmıştı. "Ya da konuyu daha basit bir biçimde açıklarsak; uykusuzluk, derin düşünceye dalmak, tarihselliği hissetmek, yaşayanlar için zararlı ve sonunda ölümcüldür. Bu 'yaşayanlar' kavramının içine bir insan bir halk ya da bir kültür dahildir."