TUNÇ ÇAĞI’NIN GİZEMLİ KASIRGASI: DENİZ HALKLARI’NIN İZİNDE Tarihin akışını değiştiren anlar vardır; bazılarını kahramanlar, bazılarını ise kim olduklarını bile tam bilmediğimiz topluluklar yazar. İşte Deniz Halkları da böylesi bir belirsizliğin tam ortasında duruyor. Onlar, Tunç Çağı’nın ihtişamlı imparatorluklarını birer birer silip süpüren, ardından geride sadece yıkıntılar ve efsaneler bırakan bir kasırga… Ama bu kasırganın içindeki her bir damla neydi? Kimdi onlar? Bu yazımda, arkeolojik ve sanat tarihsel bir mercekle, üç Büyük Firavun’un —II. Ramses, Merneptah ve III. Ramses— yazıtlarındaki ipuçlarını yeniden okuyor, Deniz Halkları’nın kimlik bilmecesine ve Tunç Çağı Çöküşü’ndeki rollerine yakından bakıyoruz. Mısır kayıtları, Deniz Halkları’nı oluşturan kavimlerin adlarını titizlikle kaydetmiştir: Şerden, Şekleş, Lukka, Turşa ve Akavaşa. Bunlar sadece Mısır’ı değil, Hitit topraklarını, Doğu Akdeniz kıyılarını, hatta Ugarit gibi önemli liman kentlerini de hedef almıştır. Bence dikkat çekici olan, Büyük Ramses’in anlatımlarında bu gruplardan hem Hititlerin müttefiki hem de kendi ordusunda paralı asker olarak söz edilmesidir. Bu durum, Deniz Halkları’nın Mısırlılar için ne kadar tanıdık olduğunu gösterir. Onlar, çölün derinliklerinden gelen tamamen yabancı bir düşman değil; bilakis diplomasinin, savaşın ve ticaretin içinde yer alan, zaman zaman ittifak yapılan, zaman zaman karşı durulan karmaşık bir mozaiğin parçalarıydı. II. Büyük Ramses : Kadeş Savaşı’nın ünlü firavunu. Onun yazıtlarında Deniz Halkları’ndan bazı grupların önce Hititler’in yanında savaştığını, ardından Mısır ordusunda paralı asker olarak görüldüğünü okuruz. Ramses, bu savaşçıları kontrol altında tutmasını bilmiş; onları düşmandan çok, yönetilmesi gereken bir güç olarak
Hititler: Bozkır kökenli olmayan bir Hint-Avrupa halkı mı, yoksa genetik Anadolu paradoksunu nasıl çözecek? Hititler, insanlığın dilsel tarih öncesi döneminde eşsiz bir yere sahiptir. En eski yazılı kayıtlar olan Hattuşa çivi yazısı tabletleri (MÖ 1650 civarı) ile kanıtlanan dilleri, Hint-Avrupa ailesinin bir kolunun ikinci milenyumda Orta Anadolu'da yerleştiğini göstermektedir. Ancak, bu popülasyonların antik DNA'sı nihayet dizilendiğinde, çarpıcı bir anormallik ortaya çıktı: Hitit dönemi bireyleri de dahil olmak üzere Bronz Çağı Anadolulular, Kuzey Avrupalılardan Hint-Aryanlara kadar diğer tüm Hint-Avrupa popülasyonlarını karakterize eden bozkır atalarının (Doğu avcı-toplayıcı veya EHG sinyali) neredeyse hiçbir izini taşımıyordu. Hint-Avrupa dili konuşan ancak bozkırın genetik işaretinden yoksun bir halk: Bu, uzun zamandır Hint-Avrupa kökenlerinin bozkır teorisine karşı en ciddi itiraz olarak kabul edilen Anadolu paradoksudur. Bu makale, Global25'te bu paradoksu doğrudan rakamlarla belgeliyor ve ardından üç araştırma dalgasının (Damgaard 2018, Lazaridis'in Güney Yayının 2022'si ve Hint-Avrupalıların kökeni üzerine 2025'te yayınlanacak önemli makale) bunu sadece doğrulamakla kalmayıp nasıl çözdüğünü gösteriyor. Anahtar tek bir cümlede özetlenebilir: Hititler Yamnaya'dan değil, bozkırın güneyinde bulunan ve EHG bileşeninin bozkır soyuna aşılanmasından önce ayrılan daha eski bir ortak atadan gelmektedir. Bozkır sinyalinin yokluğu teoride bir kusur değildir: bu, Hint-Avrupa ağacının en eski dalının tam işaretidir. Anahtar Noktalar Hititler (kendilerine Nesa şehrinden sonra Nesili adını vermişlerdir) yazılı olarak belgelenen ilk Hint-Avrupa nüfusudur. İmparatorlukları, yaklaşık MÖ 1650 ile 1180 yılları arasında Hattuşa'dan (günümüz Boğazkale'si) Orta Anadolu'ya hakim
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yazdık :)
Caner durdu. — Evet. — Hititler mi? Caner şaşırdı. — Bunu nasıl anladınız? Adam güldü. — Buraya turistler fotoğraf çekmeye gelir. Araştırmacılar ise taşlara bakar. Caner de istemsizce gülümsedi. Adam ayağa kalktı. Oldukça uzun boyluydu. Yaşı yetmişe yaklaşmış olmasına rağmen dik duruyordu. — Klaus Richter. Elini uzattı. — Caner Özdemir. Adamın yüzündeki ifade değişti. — Özdemir... — Evet? — Ben bu ismi bir yerde duymuştum. Caner şaşkınlıkla baktı. — Sanmıyorum. — Belki kitabınızdan. Caner'in kaşları kalktı. — Kitabımı mı biliyorsunuz? — Pessinus üzerine olan çalışmanız. Bu kez gerçekten şaşırmıştı. Adam hafifçe gülümsedi. — Akademi dünyası sandığınız kadar büyük değildir.
Anadoluda ne güzel seyrediliyor dolunay Türkiyenin yeni illerinden olan Aksaray eski bir yerleşim alanıdır ildeki ilginç yüzey şekilleri ve tarihsel yapı kalıntıları turizm açısından önem taşır yüz ölçümü 7997 km2 olan il Niğde Ankara ile çevrili Türkiye iller Ansiklopedisi Yeni il oldu Aksaray buradadır nice ilçe Türkiyenin eski yerleşimidir burası bahçe Anlatır konakları ibretli pek çok hisse Aksaray turizmi ile önemlidir Türkiyede Aksaray Aksaray ilinin merkezidir Zenginliklerini ancak hak edene gösterir Malaklı köpekleri bu ilçede yetişir Aksaray ulu camii ne güzel bir mescittir Aksaray ilinin komşusudur Ankara Pek çok uygarlık yaşadı Anadoluda Ağaçlar boy verir fidan dikersen toprağa Masifler boy vermiş gencecik yaşta Aksaray deniz seviyesinden yüksektir Ekecik dağı tarihin yüksek zirvesidir Aksaray tarihi antik dönem kadar eskidir Dikkatli okursan tarih sana ibret verir Kul Nefsani derki Aksaray Aksaray Kurudu nice bostan nice çay Hititler Aksarayda inşa eddi pek çok bağ Anadoluda ne güzel seyrediliyor dolunay
Şiir
HİTİT GÜNEŞİ nedir? ne değildir? Ankara’da Sağlık Bakanlığı’nın karşısına, Sıhhiye Alanı’na zamanın belediye başkanı Vedat Dalokay tarafından dikilen ve “Hitit Güneşi” adı ile sunulan anıt, hiçbir Hitit yapıtına dayanmamakta, Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin zengin kültür hazineleri arasında yer alan HATTİ UYGARLIĞI ’nın en değerli buluntularından sayılan bir mezar hediyesinden esinlenerek hazırlanmıştır ( Sedat Alp, Hitit Güneşi, 3.basım, Tubitak Yayınları, 2002, s.3 ). Ord.Prof. Ekrem AKURGAL, Anadolu Kültür Tarihi kitabı ( Tübitak Yayını, 1997 ) s.28’nde " 1935 yılında başlatılan Alaca kazılarında elde edilen sanat eserleri, Schiliemann'ın Troia'da bulduğu altın kapları nicelik ve nitelik bakımından gölgede bıraktı ve böylece Orta Tunç Çağı Anadolu'sunu dünya arkeoloji literatüründe ön sıraya geçirdi." demektedir. HATTİ UYGARLIĞI ( MÖ 2500-2000 / 1700 ) Anadolu Yarımadası’nın bugün için bilinen en eski adı “Hatti Ülkesi” idi. İlk defa Mezopotamya yazılı kaynaklarında Akkad sülalesi döneminde ( MÖ 2350- 2150 ) kullanılan bu adlandırma, MÖ 7.yy Assur yıllıklarında görüldüğü üzere, 630 tarihlerine değin süregelmiştir. Anadolu, en aşağı 1500 yıl boyunca Hatti ülkesi olarak tanınmıştır. MÖ 2200 tarihlerinden itibaren Anadolu’yu istila eden Hind-Avrupalı Hititler bile yeni yurtlarından söz ederken Hatti Ülkesi deyimini kullanmışlardır. Hattuşa ( Boğazköy ) tabletlerini ilk okuyan filologlar hep bu tabire rastladıkları için, bambaşka bir dil konuşan bu yeni kavme de Hatti adını taktılar. Daha sonra bu tabletlerden öğrenildiğine göre söz konusu Hind-Avrupalı bu kavim kendilerini Nesice konuşan NESİLİLER olarak tanımlıyorlardı. Hitit biçimindeki adlandırma Eskiçağ tarihi çevrelerinde yayıldığı için değiştirilmesi güç olurdu. Kendilerini
Anneler Günü Kutlu Olsun
Anneler günü kutlu olsun. En eski dönemlerde anneliğin ne kadar kutsal olduğunu kitabımda yazmıştım zaten. Freya'ya değinememiştim. Konu bütünlüğünden dolayı. Pessinus ve Tapınakları Caner Özdemir Anadolu inancında, “Tanrı” tüm insanoğlunun ve hayatın yaratıcısıdır. Anadolu’nun kahramanları hep Ana Tanrıça’nın evlatlarıdır. Bundan dolayı ölümleri de, onları doğuran Ana Tanrıça’ya dönerek olur s.36 Anadolu’da, ilk yerleşik tarım topluluklarında yerleşmiş olan “Ana Tanrıça” ritüeli Eskiçağ boyunca bu toprakları yurt edinen farklı toplumlar ve kültürlerde değişmeyen bir inanç olarak değişik sanatsal biçimlerde kuşaktan kuşağa aktarılmıştır s.38 Neolitik Dönemde özellikle, Çatalhöyük’te ilkel mimaride konutların iç duvar fresklerinde görülen kadın figürlü temalar, steatopik kadın heykelcikleri, bunların erkek eşli ve çocuklu grupları bu dönemi ve onu takip eden Kalkolitik ve Tunç Çağlarında toplumda kadına verilen önemi, dini alanda olduğu gibi çağının ilkel toplumunda en önde gelen yerini belli eder s.40 Frigler’den önce, Orta ve Doğu Anadolu’da bulunan karmaşık kültürlerin en önemlileri, Orta ve Geç Tunç Çağları’nda Orta Anadolu'nun en önemli halkı olan Hitit’ler ve Erken Demir Çağı’nda Frig’ler ile çağdaş olan iki uygarlık, Geç Hitit ve Urartu kültürleridir. Anadolu’da, hem Asur Ticaret Kolonileri Çağı’nda hem de Hitit Kral arşivlerinde ve buna ek olarak, Ortaköy saray arşivlerinde ki yazılı belgelere göre çeşitli sosyal sınıflara sahip kadınlar, politik, sosyal ve dini mevkileri şekillendirmiştir. Özellikle, Hitit Kralı III. Hattuşili’nin Hurri kökenli karısı Puduhepa ilk olarak, Hitit ve Mısır siyasi tarihini değiştiren önemli siyasi adımları atmıştı. s.42 Ana Tanrıça kültünün Hitit zeminini, Arinna’nın Güneş Tanrıçası oluşturur. Bu tanrıçada, tıpkı Kibele gibi bir çocuk tutarken
1000Kitap