Küçük bir ev yapımı çilek reçeli kavanozunu açarken,düşüncesi içime saplanıyor. Daha birkaç ay önce,bu yaz,annemle birlikte bu çilekleri topluyorlardı.Onlara bu yıl onca mutluluk getiren romanın ithafında şöyle yazıyordu;
"Hala çocukluğun ebedi çilek tarlalarının otlarını ayıklayan annem ve babama. "
Acaba bundan sonra bu ithaf yazısındaki "hala" kelimesini değiştirmeli miyim?
İnsan hayatın bu son günlerinde en bilgece sözlerin söylendiğini,vasiyetlerin bırakıldığını, her şeyin özünden söz edildiğini düşünür..Ama acı her şeyi süpürüp götürüyor. Bezler, uyuşturucu bantlar, yatıştırıcı haplar,üzerine kan sızmış çarşaflar arasında dünya hakkında bilgelik ve zarafetle düşünmek mümkün değil.