ALi NOYAN

ALi NOYAN
@hkr30
Ne olur biraz daha ışık...
Ögretmen
Yükseklisans
İzmir
Hakkari
5 okur puanı
Eylül 2018 tarihinde katıldı
Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde fakat her şeyden habersiz yaşayıp gidecektim. Sen bana, dünyada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin...
Reklam
Nerden çıktın karşıma böyle Sitare Efsaneler dökülüyor gülüşlerinde Kirpiklerin yüreğime batıyor Telaşlı bir kalabalığın ortasında Ayaküstü konuşuyoruz Nedimin nigehban nergisleri gibi Üstümüzde bütün nazarlar Çok utanıyorum Sitare Dün oturup hesap ettim Sen doğduğun zaman Ben bir askeri mektepte talebeymişim Sen bilmezsin Sitare Burada gündüzler çekip durduğumuz bir mercan tespih Geceler içinde uyuduğumuz birer siyah buluttu Her akşam dokuzda yat borusu çalardı Yat borusu baştan aşağı hüzün çalardı Bir derin uykuya atardım kendimi Siyah benli bir kız düşlerime kaçardı Bende onu alır anamın düşlerine kaçardım Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum Gözlerin mi daha sıcak gülüyor Yoksa dudakların mı anlayamıyorum Seninle konuşurken Sitare Aklıma yıldızlar dökülüyor Bir çaresiz Zühre oluyorsun Babil caddelerinde Ateş gözlü kahinler koşuyorlar arkandan Binlerce meşalenin ışığı kımıldıyor saçlarında Gökyüzü salkım salkım
Öyle derin ki gözlerin içmeye eğildim de  Bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm  orada bütün ümitsizlikleri bekleyen ölüm  Öyle derin ki her şeyi unuttum içlerinde Uçsuz bir denizdir bulanır kuş gölgelerinde  Sonra birden güneş çıkar o bulanıklık geçer  Yaz meleklerin eteklerinden bulutlar biçer  Göklerin en mavisi buğdaylar üzerinde Karanlık bulutları boşuna dağıtır rüzgar  Göklerden aydındır gözlerin bir yaş belirince  Camın kırılan yerindeki maviliğini de  Yağmur sonu semalarını da kıskandırırlar Ben bu radyumu bir pekbilent taşından çıkarttım  Benim de yandı parmaklarım memnu ateşinde  Bulup yeniden kaybettiğim cennet ülke  Gözlerin Perumdur benim Golkondum, Hindistan'ım Kainat paramparça oldu bir akşam üzeri  Her kurtulan ateş yaktı üstünde bir kayanın  Gördüm denizin üzerinde parlarken 
Ruhumdaki sabır, kalbimdeki aşkla kurdum  kor dantellerden bu yolu, ormanın altına  yeter ki oku onu. Senin gördüğün ağzımın kenarında duran dua,  ben ayaklarımın altındaki toprağa, döktüğüm  gözyaşına inandım. Öyle uzun ki dünya;  katlanmaya, kıvrılmaya, açılıp çarşaf olmaya.  Mümkündür yol yapmaya bir ömür, yol almaya. Ah! yine de yolumdaki kederi kimse bilmesin,  büyüsün, genişlesin, dolansın ömrümü;  kapısı kapalı çoktandır, penceresi dargın. Kim anlayacak bu kor işaretleri?  Kimsenin dilinden okunmasın içimde ufalan.  Ovada ve dağda saklı bir mavi için  düştümdü yola. Benim de yaban bir çığlığım vardı,  çok zaman oldu, teslim ettim onu rüzgara. Kışa girdik kıştan çıktık  ama değişmiyor insan  karınca duası diyorlar ördüğüm yola.
İçimden şehirler geçiyor, sen her durakta duruyor, inmiyorsun.
Reklam