Bitirir bitirmez aklıma düşen ilk şey şu hayatta ne yaşattıysanız yaşamadan ya da yaşayanların neler hissettiğini hissetmeden ölmeyeceğiniz gerçeği..Bir insan kendi gibi olmak istiyorsa,kendine has içine dönük bir hayatı varsa,herkesleşmediyse genelleme dışında tutulup farklı olduğu tanısı herkes tarafından konulur ve o insana sorulmadan hayatına yön verilir..Deli,hasta teşhisi konulmadan önce insanların neler yaşamış olduğu,bu içe dönük yaşama neden katlandığı hiç kimse tarafından sorulmazken tanısını koymak nasıl da kolay..Birilerinin hayatını bu denli kötü şekillendirmek en çokta insanoğluna yakışırdı herhalde..Tanısı konulan insana insani yaklaşan bireylere de deli denilip bir tımarhaneye tıkamak..Ruhlarını iyileştirmek mümkünken tanı koyup sırt çevirmek..Kuyuya atıp arkanı dönmek gibi..Nerde yorgun,solgun,ümitsiz birini görsem her zaman elini tutan,bu suskunluğun gerçeğine inen,dinleyen olacağıma söz veriyorum..Altıncı Koğuş farklı bir bakış açısı uyandırdı içimde yanlız insanlara biçilmiş bir çeşit yanlızlaştırma saldırısı.İç burkan,derin düşündüren felsefik bir yaklaşım..