h m d

h m d
@hmd_21
لسان/زبانله علاقة لى پايلاشيملر (١/XI/١٤٤٧)
نفس ء استانبول، دَارُ الْخِلَافَةِ الْعَلِيَّةِ, 1992
35 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
ahmet dağ ile söyleşi-edebistan.com
Öncelikle bir konu olarak "transhümanizm" nasıl gündeminize geldi? Niçin bu konuda çalışmaya gerek gördünüz? Ben, felsefenin sadece akademik bir uzmanlaşma alanı değil aynı zamanda mizaçla ilgili bir meşguliyet olduğunu düşünüyorum. Zira felsefe tercihim de, mizacım ile ilgili bir tercih olmuştu. Gerek lisans yıllarındaki okumalarımı gerekse lisansüstü çalışmalarımı mizacım yönlendirdi diyebilirim. Lisans yıllarında aykırı fikirleri, aykırı konuları okumak benim için son derece ilgi çekici bir durumdu. Yüksek lisans tez konum Baudrillard ve doktora tez konum olan Hume, iki aykırı filozof tipiydi. Zira ikisi de çağını aşan şeyler söyleyen kişilerdi. Baudrillard okumalarım, transhümanizme beni yönlendiren bir etken oldu. Peki Baudrillard, neden böyle bir konuya yönlendirdi? Öncelikle “simülasyon dünyasına girdiğimize” dair ifadeleri bununla birlikte arkasından sibernetik devrimin geleceğine dair işarette bulunması önemli etkendi. Diğer bir etken; Batı düşüncesinin ilerlemeci ruhunun burada kalmayacağını, devam edeceğini ve bunun bir kontrol mekanizmasının da olmadığını söylemesidir. Baudrillard benim için bir işaret fişeğiydi. Ayrıca bir filozof veya felsefecinin, çağının durumunu veya ruhunu kavramakla mükellef olduğunu düşünüyorum. İlk olarak 8 yıl önce çalışmaya başladığım transhümanizm, hem çağın hem de insanın durumuna ilişkin süreci en iyi tanımlayan bir akımdı. O yıllarda Türkiye’de bu konunun hiç çalışılmamış olmaması da bu konuyu çalışmamın diğer nedeniydi. Ayrıca ben, interdisipliner okuma ve çalışmanın önemli olduğunu düşünen bir felsefeciyim. Nano-teknoloji, Biyoteknoloji, Enformasyon Teknolojisi ve Bilişsel Bilim gibi bilim ve teknolojilere dayanan Transhümanizm, başta felsefe olmak üzere sosyal, tıp ve mühendislik bilimleriyle ilgili bir alan.
Reklam
Puan vermedi
--şaban öz'ün kitab hakkında değerlendirmesi-- ( x.com/sabanoz_/status... ) ''''Fetihler kısmı hakkında haliyle konuşmayacağım. Uzmanlık alanım değil! *İslam öncesi Arap-Bizans/Sasani ilişkileri konusunda söylediklerinin hakkını teslim etmemiz gerekiyor. Hz. Peygamber dönemindeki (öncesi ve dönemi) dünya hakkındaki bilgiler muhtasar olmakla birlikte son derece önemli. Hatta "ilham verici" olduğunu bile söyleyip hakkını teslim etmeliyim. *Bu olumlu yönlerine rağmen Siyer hakkında söyledikleri ve usûl olarak ortaya koymaya çalıştığı "şey"in, klasik oryantalist yaklaşımın "kelime oyunları" ile cilalanarak tekrar sunumunda başka bir anlamı yok! İmdi metin üzerinden bazı noktalara işaret edelim: *Hz. Peygamber, Kureyş ile anlaşmayı Ebû Süfyân'ın kızı ile evlenerek sağlamış (58): Neresinden tutacaksın, ne diyeceksin? *Hz. Peygamber ile birlikte aslında birçok peygamberlik iddiasında bulunan varmış ve hepsi tek Tanrı'ya çağırıyormuş ama en çok ismi duyulan Muhammed Peygambermiş (57): Bazen de bunu tersten söylerler; Hz. Peygamber sonrası birçok peygamber çıktı ama Müslümanlar onları yalancı tanımladı derler. Bu ise, bir iki oryantalist modern referans ile durumu kotaracağını düşünmüş olmalı. *Müslüman fetihlerini küçük göstermek için Bizans ve Sasanilerin diğer coğrafyalardaki sıkışmışlıklarını anlatıyor (uzunca). Ama atladığı çok basit bir gerçeklik var: Müslüman orduları boş arazilerde, çapulcu askeri birliklerle savaşarak fetih hareketine girişmemişler; bilakis tam teşkilatlı "büyük" Bizans ve Sasani ordularıyla savaşmışlardır. O yüzden bazı savaşları da kaybetmişlerdir. Üstelik Bizans'ın güneydeki gücünü de görmezden gelmiştir. Ama hepsi bir yana söylemek istemediği nokta; Arapların bir süper güç olmadığı gerçeğidir. Bizans ve Sasani ne
Allah YolundaRobert G. Hoyland · Kronik Kitap · 202527 okunma
''şâyet; *dolabınızda yemek varsa, *üzerinizde elbise varsa, *başınızın üzerinde bir çatınız varsa, *uyuyacak yeriniz varsa, ----> dünyânın yüzde yetmişbeşinden daha zengînsiniz !''
Hayata Dair
tuhfe-i cân, fethi abi ve bir beyt
''iqlîm-i mahabbetde budur resm-i 'iyâde: / bî-tuhfe-i cân dîde-i bîmâra gidilmez'' -------------------------------------------------------------------------------------- 'iyâde: hasta ziyâreti | resm:'âdet, te'âmül | dîde-i bîmâr: hasta görmek
Reklam