Hatice Nuriye Çetiner Semiz

Özetle, çocukluk yıllarında duyguların zarara uğramasıyla oluşan yetişkinlikteki bunaltı, şu kısır döngü şeklindedir; 1. Yaşanılan bir olumsuzluk bilinçaltı hislerini uyarır. 2. Bilinçaltı, fizyolojide oluşturduğu huzursuzluk ile savunma pozisyonuna geçer. 3. Organizmanın kendisini savunması saldırganlık şeklindedir. Bu saldırganlığın adı öfkedir. 4. Öfke duygusunun dışa vurumu bağırma, hakaret, aşağılama, fizyolojik, psikolojik veya duygusal şiddettir. Bilinçaltı, bu sayede kendisine olumsuz his beren kişiyi veya durumu etkisiz hale getirmeye, bastırmaya, yok etmeye girişir... Kendisine yönelen olumsuzluktan kurtaracağı ve rahatlayacağı yanılgısı içindedir... 5. Öfkenin şiddeti çocukluk yıllarında uğradığı zararın şiddeti kadardır. Bu açıdan bakıldığında, öfkeli bir bireyin ortaya koyduğu çılgınca davranışlar, 'çocuklukta hassaslaşmış duyguların' bireyi acı içinde kıvrandırmasından başka bir şey değildir...
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Onarım, bireyin geçmiş yıllarda 'birikmiş olumsuz hislerden' kurtulması, bu sayede bir iç genişliği elde etmesidir.
Nasıl ki, 'bastırmak' duyguların güçlenmesine neden oluyorsa, 'bırakmak' da bastırılarak güçlenmiş duyguların normalleşmesini sağlar.
Oyalanma davranışları, bir bilinçaltı savunma aracıdır... Bu sayede birey zorluk çektiği duyguların içselleşmesini önler, acının bedene yayılmasını durdurur... Oyalanma davranışları 'anlık' olarak işe yarasa da, organizma bu sayede 'duyguları yöneterek güçlenme' yerine 'acıdan kaçmayı' öğrenir.
Çocukluk yıllarından itibaren yaşanılan her his, duygu dünyasında bir birilinti halinde toplanır.