Aşağıdaki mektupta bir anne kızının öğretmeninden söz ediyor:
"Bu sefer iyi öğretmen bize nasip oldu. Öğrencilerinin hepsini eşit seven, onlarla ilgilenen bir öğretmendi. Bir gün çocuklara anne babanızın ve kendinizin olduğu bir resim çizin demiş. O resimlerde kullanılan renklerden çizimlerden çocukları anlamaya çalışıyormuş. Mezun olurken çocukların çizdikleri ilk resmi ve ilk yazılı kağıtlarını biz velilere verdi. Sınıftan biri hasta olsa diğer öğrencilerle hasta olanın evine ziyarete giderdi. Birinin yakını vefat etse, velilere haber verir, cenaze evine yemek yardımı yapmak için yardım isterdi. Öğrencileri, velileri, bir de din kültürü hocasını alır cenaze evine ziyarete giderdi."
İnsan olarak her birimiz bir toplum içinde yaşarız; toplum içinde yaşamak zorundayız. Her toplumun bir geçmişi, bu geçmiş içinde oluşmuş değerleri ve bu değerlerle uyumlu gelenek görenek, norm ve kuralları vardır. Ben içinde yaşadığım bu toplumun BİZ'in bir üyesi olarak hayatımın anlamını keşfedebilirim.BİZ'ini keşfetmeyen BEN'in hayatının anlamlı olması mümkün değildir. Ait olma birey dengesi bu demektir. Bireyin yaşamının anlamı içinde yer aldığı BİZ'i keşfederek oluşur. Mektupta anlatılan öğretmen son derece bilinçli ve çok etkili bir yol izleyerek yaşamanın gerekleri içinde gerçekleri içinde öğrencilerini eğitmektedir.