Harikulade seriye, harikulade bir finaldi! Zaten ilk iki kitabı okumuş birinin, bu kitabı okumadan geçeceğini hiç sanmam ama yine de söyleyeyim: Okumalısınız.
Gelelim henüz okumamış olanların bakmaması gereken SPOILER içeren incelememe:
Bu kitapta Vin ve Elend’ın ne denli olgunlaştığını görüyoruz ve kendimizi gerçek bir savaşın içinde buluyoruz. Ya zaten kitabın ne kadar iyi olduğunu özetlemek için “Sissoylu bir çift + Ölen tanrılar” demek yeterli olur sanırım. Hatta o artıyı çıkarsak da olur.
Harap ve Muhafaza’ya gelince... Bilmiyorum ama Vin ve Elend’ın ölümünde duygusallaşmadığım kadar onlarınkinde duygusallaştım. “Ölen Tanrılar” terimi, beni bir şekilde ürpertiyor ve Cosmere’in dört bir yanında karşılaşabileceğimiz bir şey. Ve şimdi araya Cosmere teorilerimi sokmak istemiyorum ama sanki bizi DAHA BÜYÜK BİR ŞEYE yönlendiriyorlar. Şahsen Elend’den sonra Muhafaza’nın ölüp de düşen bedeninden bahsettiğinde kitap, tüylerim diken diken oldu ve tuhaf bir acı hissettim. Onun dışında Harap’la yaşanan olaylar da beni ürkütüyordu, çünkü ben kitaplarda “Criminal Mastermind”larla yüzleşmeye alışkınım sanırım. Düşman zeki biri olduğunda, kahramanla arasında geçen zeka kapışmasını okuyorsunuz genelde ve o tür kitapları da oldukça severim. Ama bu kitapta, düşman kutsal bir güç. Üstelik çok zeki de diyemem, çünkü kişiselleştirebileceğim bir şey de değil Harap. Yıkım hariç hiçbir şeyden anlamayan biri. Tek bildiği zarar olan bir varlık. Ve zarar verme isteğinin ardında insani nedenler yok, o sadece “öyle varolmuş” ve bence bu oldukça ürkütücü.
Sonunda kahramanın Sazed çıkacağını bir noktada tahmin etmiştim, bu yüzden ona olanlara şaşırmadım. Vin ve Elend’in yaşadığı sahne beni kısmen yıksa da düşündüğüm kadar çok üzülmedim. Çoğu insanın aksine, beni en çok üzen ölümlerden biri