Emirhan'ın Kapak Resmi
Emirhan, bir alıntı ekledi.
12 saat önce

Bilimlerin tarihi, yanılgının ilerletici dıştalanmasının tarihidir, yani yanılgının yerini başka bir yanılgının, ama gittikçe daha az saçma olan bir yanılgının almasının tarihidir.

Felsefenin Başlangıç İlkeleri, Georges Politzer (Sayfa 168 - Sol Yayınları)Felsefenin Başlangıç İlkeleri, Georges Politzer (Sayfa 168 - Sol Yayınları)
Emirhan, bir alıntı ekledi.
16 Ağu 16:20 · Kitabı okudu · Beğendi

Bir hayvanat bahçesi yöneticisinin gereksinim fazlası şempanzeleri "uyutma" yetkisi vardır, fakat fazlalık bir hayvan bakıcısını ya da bilet satıcısını "uyutma" yetkisi müthiş bir öfkeyle karşılanacaktır. Şempanze hayvanat bahçesinin malıdır. İnsanlarınsa bugünlerde kimsenin malı olmadığı varsayılıyor. Fakat yine de şempanze ayrımcılığı bu biçimiyle pek ender dile getirilir ve bunu savunacak bir mantık olup olmadığı konusunda kuşkuluyum. Bizlerin Hristiyan kaynaklı davranışlarımınızın insanının nefesini kesen türcülüğü işte böyle. Tek bir insan zigotunun kürtajla alınması (birçoğu zaten kendiliklerinden düşüyorlar), herhangi bir sayıdaki zeki, yetişkin şempanzenin kesilip biçilmesinden çok daha fazla ahlaksal endişe ve erdemli öfke yaratıyor! Aslında canlı şempanzeleri kesip biçme niyeti olmayan, nazik, liberal bilim adamlarının, eğer isterlerse, yasal bir müdahale olmaksızın bunu yapma haklarının olduğunu tutkuyla savunduklarını gördüm. En ufak bir insan hakları ihlalinde tüyleri diken diken olanlar da böylesi insanlardır. Bu çifte standardı rahatça kabul edip mutlu olabilmemizin nedeni, insanla şempanze arasındaki ara-canlıların hepsinin ölmüş olmasıdır.

Kör Saatçi, Richard Dawkins (Sayfa 335 - TÜBİTAK)Kör Saatçi, Richard Dawkins (Sayfa 335 - TÜBİTAK)

Turgut Uyar - Bıktım Böyle
...bir ölüm nefes alırken bir dudakta
öbür bütün şeyleri nasıl anlatmalı...

Emirhan, bir alıntı ekledi.
30 Tem 22:13 · Kitabı okudu

Ve eğer şu anda burjuva toplumu çürümüşse ve biz içinden ancak geçmişin kurumlarını yerle bir ederek çıkabileceğimiz bir boğuntu içinde yaşıyorsak bunun nedeni kendimizi aşırı bir şekilde hesap işlerine vermemiz; almadan vermeyi unutmamız ve toplumu gelir gider esasına dayalı ticari şirket gibi görmek ya da böyle bir şirkete dönüştürmek istememizdir.

Ekmeğin Fethi, Pyotr Kropotkin (Sayfa 239 - ÖTEKİ YAYINEVİ)Ekmeğin Fethi, Pyotr Kropotkin (Sayfa 239 - ÖTEKİ YAYINEVİ)
Emirhan, bir alıntı ekledi.
29 Tem 01:52 · Kitabı okudu

Yoksa siz her birinin yetenekleri birbirinden farklı farklı olan milyonlarca çocuk için eğitim bakanlıklarının toptan hazırladıkları müfredat programlarıyla bu çocukların, sıradan insanların sıradan insanlar için yarattıkları bir sisteme bağlanılmaya çalışıldığını görmüyor musunuz?

Ekmeğin Fethi, Pyotr Kropotkin (Sayfa 220 - ÖTEKİ YAYINEVİ)Ekmeğin Fethi, Pyotr Kropotkin (Sayfa 220 - ÖTEKİ YAYINEVİ)
Emirhan, bir alıntı ekledi.
29 Tem 01:40 · Kitabı okudu

Toz, nesnelerin kendi yerini bulamamış parçacıklarıdır, diye bir söz vardır. Kendilerine tembel denen insanların yüzde doksanı için de geçerlidir bu bakış açısı. Bunlar, kişilik yapılarına, yeteneklerine uygun yeri bulamamış insanlardır. Büyük insanların biyografilerini okuduğumuzda aralarında "tembel" olarak nitelendirilenlerin hiç de az olmadığını görüp şaşmıyor muyuz? Evet, asıl yollarını bulana dek "tembel"dirler bunlar, ama bulduktan sonra, tam tersine, müthiş çalışkandırlar. Darwin, Stephenson ve daha pek çok başkası bu" tembel"lerdendir.

Ekmeğin Fethi, Pyotr Kropotkin (Sayfa 218 - ÖTEKİ YAYINEVİ)Ekmeğin Fethi, Pyotr Kropotkin (Sayfa 218 - ÖTEKİ YAYINEVİ)
Emirhan tekrar paylaştı. 26 Tem 23:48
Ares ares, bir alıntı ekledi.
26 Tem 22:59

Liberty, geçen ocak ayında aldığı şort hakkında şöyle diyor: “Şorttan nefret ettim. Başta sevmiştim, ancak daha sonra eve geldiğimde çok kısaymış gibi göründü gözüme. Ama sonra Vogue dergisini okurken, şort giymiş şu kadını gördüm –üstelik şort da Topshop’dan aldığım benim şortumdandı! O zamandan beri bu şorttan kopamıyorum.” ETİKETİN, MARKANIN ve ALIŞVERİŞ YERİNİN müşterileri için yapabileceği şey işte budur: Kafa karıştırıcı ölçüde dolambaçlı, bubi tuzaklı mutluluk yolunda onlara rehberlik etmek. Kişinin doğru yolda olduğunu, hâlâ yarışta bulunduğunu ve umut beslemeye devam edebileceğini (yetkili olarak!) onaylayan, herkesçe tanınan ve saygı duyulan bir SERTİFİKAYLA ortaya çıkarılan bir mutluluktur bu.

Sorun ise şurada: Bu sertifika ne kadar süreyle geçerli olacaktır? Şu iddia edilebilir ki “o zamandan beri” “kopamama”, 2007 Nisan’ında geçerli olsa dahi, Liberty’nin ömründe çok da uzun süre geçerli olamayacaktır. Şort giyen kadın, Vogue dergisinin birkaç sayısından sonra görülmeyecektir. Kamusal onay sertifikasının az sayıda basıldığı ve son derece kısa bir geçerlilik süresi olduğu ifşa olacaktır. Hatta Topshop’a bir dahaki ziyaretinde Liberty’nin aynı şortu –bir ihtimal arayacak olsa bile− bulamayacağı iddia edilebilir. Bununla birlikte Liberty’nin Topshop’a ziyaretlerinin devam edeceği konusunda bahse girerseniz yüzde yüz kazanacağınızdan emin olabilirsiniz. Defalarca oraya gidecektir. Neden mi? Öncelikle, ziyaret gününde raflara ve alışveriş sepetlerine ne konulacağına o mağazada karar veren her kimse onun aklına güvenmeyi öğrenmiştir. Şeyleri herkesçe beğenilme ve toplumca onaylanma garantisiyle beraber sattıkları konusunda onlara güvenir. İkincisi Liberty, raflara ve alışveriş sepetlerine bir gün konan şeyin birkaç gün sonra bulunmayacağını ve neyin “(halen) moda olduğuna” ve neyin “(çoktan) demode olduğuna” dair hızla eskiyen bilgilerini güncellemek ve geçen gün sergilenmemiş olsa da bugünlerde neyin daha fazla “moda olduğunu” öğrenmek için, giysi dolabının kesintisiz “iyi işlediğinden” emin olmak için, mağazanın sık sık ziyaret edilmesi gerektiğini de kısa ama yoğun deneyiminden zaten biliyordur.

Yaşam Sanatı, Zygmunt BaumanYaşam Sanatı, Zygmunt Bauman
Emirhan, bir alıntı ekledi.
26 Tem 19:01 · Kitabı okudu

Bizim şu anda yaşamakta olduğumuz gibi yaşamak, kuşkusuz, budalalık. Ama yaşamımızın böyle olmasının nedeni kadın emeğinin bir hiç yerine konulmasıdır. Bu ayrıca, bugüne dek insanlığın kurtuluşu düşlerini kuran insanların bile kadının da kurtuluşu konusunu dikkate almamalarının bir sonucudur. Bu ayrıca, bu arkadaşların, erkeklik onurlarını "yemek-çamaşır-bulaşık" işlerine karıştırmamak istemelerinin, dolayısıyla da bütün bu işlerin bir yük hayvanı gibi kadının sırtına yüklemesinin bir sonucudur.
Kadının kurtulması demek ona üniversite kapılarının, yargı, parlamento kapılarının açılması demek değildir; çünkü bu durumda, kurtulan kadın ev işlerini bir başka kadının üzerine yıkacaktır. Kadının kurtulması demek onun mutfak ve çamaşır gibi insanı kütleştiren işlerden kurtulması demektir.

Ekmeğin Fethi, Pyotr Kropotkin (Sayfa 179 - ÖTEKİ YAYINEVİ)Ekmeğin Fethi, Pyotr Kropotkin (Sayfa 179 - ÖTEKİ YAYINEVİ)
Emirhan, bir alıntı ekledi.
 23 Tem 20:53 · Kitabı okudu

1848 devrimi sırasında, dudak uçuklatıcı servetinin derdine düşen Rothchild'in şöyle bir şaka yaptığını anlatırlar: "Peki, kabul, servetimi başkalarının sırtından yaptım. Ama bu serveti tüm Avrupa'da yaşayan insanlara eşit olarak eşit olarak dağıtacak olursak, adam başına beş franktan fazla düşmez. Ve ben, isteyene, hakkı olan beş frankı vermeye hazırım."
Bunu açıklayan ve bir gazete de yayınlayan ünlü zengin, ellerini arkasına bağlayıp Frankfurt caddelerinde dolaşmaya başlamış. Yanına gelip kendisinden beş frank isteyenlerin sayısı dördü beşi geçmemiş, o da yüzünde şeytani bir gülümsemeyle isteklerini yerine getirmiş. Numara tutmuş, milyonerin soyu sopu hala büyük dedelerinin milyonlarının üstünde oturuyorlar.

Ekmeğin Fethi, Pyotr Kropotkin (Sayfa 76 - ÖTEKİ YAYINEVİ)Ekmeğin Fethi, Pyotr Kropotkin (Sayfa 76 - ÖTEKİ YAYINEVİ)
Emirhan, bir alıntı ekledi.
20 Tem 22:10 · Kitabı okudu

Sahibi olduğumuz şeyleri bunlardan yoksun olanlarla bölüşmemiz gerektiğine dair tarih boyunca ne güzel sözler edilmiştir! Ama kim ki bu güzel sözleri hayata geçirmeye kalkmıştır, derhal yüz geri etmiş ve bütün bu yüce duyguların hayatta değil yalnızca şiirsel yapıtlarda güzel durduğunu söylemiştir. Yalan, kendine saygı duymak değil, kendini aşağılamaktır deriz hep; gelgelelim bütün uygar hayat aşağılık bir yalandan başka bir şey değil. Böylece hem kendimiz ikiyüzlülüğe alışıyoruz, hem de çocuklarımıza kendi ellerimizle ikiyüzlü olmayı öğretiyoruz. Akıl da ister istemez bu durumun etkisi altında kaldığı için, kendimizi sahte akıl yürütmelerle, sofizmle yatıştırmaya çalışıyoruz. İkiyüzlülük ve sofizm uygar insanın ikinci doğası olmuş durumda.
Ama toplum böyle yaşayamaz: İnsanoğlu ya doğru yola yönelecek, ya da yok olacak.

Ekmeğin Fethi, Pyotr Kropotkin (Sayfa 44 - ÖTEKİ YAYINEVİ)Ekmeğin Fethi, Pyotr Kropotkin (Sayfa 44 - ÖTEKİ YAYINEVİ)
Emirhan, Katalonya'ya Selam'ı inceledi.
 20 Tem 01:31 · Kitabı okudu · 9 günde

George Orwell hakkında en çok tartıştığım yazarların başında gelir herhalde. 1984 ve Hayvan Çiftliği romanlarının çok popüler olması, herkesin yazarı övmesi, can sıkan "o sosyalizm değil, Stalinizm karşıtı" lafı ve pek az kişinin Orwell'in istihbarat birimlerine 1949 yılında verdiği Stalinist-Troçkist ayrımı yapmadığı gibi komünist olmayıp sempatizan olanları bile dahil ettiği listesinden haberdar olması buna neden olan etmenlerden bazıları.

Orwell, bir muhbirdi (En azından 1949'da, İspanya İç Savaş'ına da bir ajan olarak gittiğine dair internette elle tutulur bir şey bulsaydım kitabı asla satın almazdım). Bunu kitabı okumak aklımda yokken de biliyordum. İspanya İç Savaşı'na olan yoğun ilgi ve merakım, beni "Bakalım ne yazmış bu" diye küçümser bir tavırla bu kitabı almaya itti.

İspanya İç Savaşı benim için -kısa süreli de olsa- anarşistlerin başrolde olduğu bir dönem, o zamana kadar (Orwell'in de dediği gibi) faşizm seçimlerle ya da darbelerle zorlanmadan iktidara gelirken bu sefer Franco buna kalkıştığında işçilerin yüzüne tokadı vurup başlangıcını yaptığı bir olaydır.

Kitaba gelirsek; Orwell insanı ikna edici bir üslup kullanmış. Ölmeyi (gönüllü olarak) göze alıp gittiği bir savaşı kahramanlık destanı olmaktan çok uzak, mizahi; cepheden ayrılıp izne çıktığı zaman gözlemlediği iç savaş içinde iç savaşı, basının bunu nasıl çarptığını, 1984 romanında okuduğumuz Parti uygulamalarının Orwell için ilham kaynağını olduğunu düşündüğüm olayları tarafsız ve eleştirel bir tavırla ele almayı başarmış.

İster istemez Orwell'in kimseye eyvallahı olmayan bu tavrına hayran kaldım ve keşke kitabın arkasında yazılı, Noam Chomsky'nin sözüne katılabilseydim diye düşündüm: "... Orwell dürüst bir adamdı. Kendisini, ideolojik denetim sistemlerinden kurtarmaya çalışmış ve bunda başarılı olmuştur; işte tam da bu sebeple gayet sıradışı ve takdire şayan bir insandır."
Keşke bu söz doğru olsaydı, ve keşke yazarlar aslında oldukları gibi değil de yazdıklarını okuyunca bizim hayallerimizde canlandıkları gibi olsalardı.

Edip Cansever - Su Yanındaki Parklar
...Hava sıcak mı sıcak,
Temmuz.

Uzanır kırlara doğru,
Yalnızlığı olan.
Bu saatte sessizlik acıdır,
Gelecektir parka yalnızlığı duyan...