10/10
·107 syf.··
2026 143. kitabı
Kitap çocuklar için kısaltılmış dört Sherlock Holmes macerasından oluşuyor. Bunlar Mavi Yakut, Boscombe Vadisi'nin Esrarı, Gümüş Şimşek, Kızıl Kayınlar Macerası. Kitapta yer yer resimler de vardı. Güzel bir kitaptı.
Sherlock Holmes'un MaceralarıArthur Conan Doyle · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202213 okunma
9/10
·256 syf.··
2026 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 19:04
Mükemmel bir kitap, mükemmel bir yazar. Agatha Christie o kadar harika bir insan gözlemcisi ve hikaye anlatıcısı ki, insan psikolojisine o kadar hakim ki yazdıklarını okurken onu sadece bir polisiye roman yazarı olarak görmüyorsunuz. Az önce söyledim, zaten mükemmel bir anlatıcı olduğunu düşünüyorum, yazarlığını övmeye gerek bile yok ama bir yazardan önce, insanların yaşantılarına ve duygularına verdiği kıymetle beni bir insan olarak her seferinde, her kitabında çok etkiliyor. Bu kitapta da beni ağlattığını söylediğimde bana gülmeyin. Kitapta bazı cümleler var ki, o satırlar sadece kalbi merhametle dolup taşan ve empati yapmayı bilen bir insanın elinden çıkabilir. İyi ki varmış, iyi ki yazmış. Şanslı hissediyorum kendimi böyle bir kadınla kitaplar aracılığıyla da olsa bağ kurabildiğim için. Zamanın ve mekanın ötesinde bir muhabbet ve duygudaşlık.
Cinayet AlfabesiAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20227bin okunma
Reklam
10/10
·250 syf.··
2026 337. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 09:14
Arsène Lupin Yakalanıyor'u bitirdiğimde ilk hissettiğim şey şaşkınlıktı. Çünkü daha önce okuduğum Lupin maceralarında karşıma çıkan kişi çoğu zaman bir insan değil, bir efsaneydi. Karşısına kim çıkarsa çıksın birkaç adım önceden düşünen, her ihtimali hesaplayan, okurun bile göremediği kapıları gören bir gölgeydi adeta. Bu yüzden birçok Lupin romanını severek okumama rağmen içimde hep aynı duygu vardı: Arsène Lupin'in başına gerçekten kötü bir şey gelebileceğine inanamıyordum. Arsène Lupin Yakalanıyor bu hissi yıkan ilk kitap oldu. Bu romanda ilk kez Lupin'in kusursuz bir makine değil, olağanüstü zekâya sahip bir insan olduğunu gördüm. Olaylar ilerledikçe onu yalnızca bir hırsız veya bir bulmaca çözücüsü olarak değil, hata yapabilen, duygularının etkisinde kalabilen, zaman zaman çıkmaza sürüklenebilen biri olarak izledim. Bu da karakteri gözümde küçültmek yerine büyüttü. Çünkü kusursuzluk hayranlık uyandırabilir ama insanı etkileyen şey kırılganlıktır. Romanın en güçlü taraflarından biri temposu. Maurice Leblanc bu kitapta okura nefes alacak çok az alan bırakıyor. Bir olay çözülmeden yenisi başlıyor, bir düğüm çözülür gibi olurken daha karmaşık bir düğüm ortaya çıkıyor. Sayfalar ilerledikçe hikâye sürekli ivme kazanıyor. Birçok polisiye romanda ortalara doğru yaşanan tempo düşüşü burada neredeyse hiç yok. Kitap ilk sayfalardaki hareketliliğini son sayfaya kadar koruyor. En çok hoşuma giden noktalardan biri de gerilimin gerçek olmasıydı. Daha önceki Lupin kitaplarında çoğu zaman sonucu sezebiliyordum. Lupin'in bir yolunu bulacağını biliyordum. Bu kitapta ise ilk kez emin olamadım. İlk kez olayların gerçekten kontrolden çıkabileceğini düşündüm. İlk kez Lupin'in kazanmasının garanti olmadığını hissettim. Bu da romanı çok daha sürükleyici hâle getirdi. Roman boyunca
1000Kitap
Arsen Lüpen YakalanıyorMaurice Leblanc · Atlantis Yayınevi · 2015227 okunma
1905 Yılından Modern Bir İnovasyon Dersi: Garip Meslekler Kulübü
Puan vermedi·152 syf.··
2026 58. kitabı
Gilbert K. Chesterton’ın 1905 yılında kaleme aldığı "Garip Meslekler Kulübü" kitabını okurken, modern iş dünyasına dair çok tanıdık bir kavrama rastlayacağımı tahmin etmezdim. Kitapta adı geçen eksantrik bohem kulübe üye olmanın tek koşulu var: Üye, hayatını kazanma yöntemini tamamen kendi keşfetmiş olmalıdır. Bu koşulun da iki temel şartı bulunur : Birincisi söz konusu meslek üye tarafından icat edilmiş, daha önce dünyada hiç var olmamış ve var olan bir mesleğin bir kolu olmamalıdır. İkincisi ise meslek mucidine gerçek bir ticari gelir, destek sağlamalıdır. Kulübün bu şartını okuyunca, sevgili Dr. Ferhat Demir hocanın eğitimlerde hafızama kazınan o meşhur sözü akla geliyor: "İnovasyon en yalın haliyle 'gelir yaratan yeniliktir'." İnovasyon ve iş modeli gibi kavramların literatürde henüz adı bile geçmiyorken, 120 yıl önce Chesterton'ın bu tarifi yapmış olması beni oldukça şaşırttı ve üzerine düşündürdü. Gönüllü Macera Sağlayıcısı, İltifat Simsarı gibi birbirinden renkli, bugünün diliyle söylersek "yaratıcı iş modelleriyle" örülmüş bir dünya sunuyor. Sherlock Holmes tarzında, okuması oldukça keyifli, zekice kurgulanmış ve mizahi bir gizem-dedektiflik hikayesi. Chesterton bu eğlenceli kurgunun arkasında aslında modern hayatın getirdiği tekdüzeliği ve bürokrasiyi, ve insanların dar meslek kalıplarına sıkışıp kalmasını eleştiriyor. Buna karşın insanın yaratıcılığının, hayal gücünün ve girişimci ruhunun sınır tanımazlığını mizahi bir dille öne çıkarıyor. Eser; yazara özgü paradokslarla, ters köşelerle ve derin felsefi diyaloglarla dolu. Absürt mizahtan, hafif felsefi dokunuşlardan ve klasik polisiye kalıplarını yıkan hikayelerden hoşlanıyorsanız; bir oturuşta keyifle okunabilecek, aynı zamanda inovasyon ufkunu açacak harika bir klasik.
Garip Meslekler KulübüG. K. Chesterton · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202580 okunma
Yeşilçamın Şifresi
6/10
Kemiklerin Şifresi ada temalı cinayet konusu ve sürükleyici diliyle büyük bir kısmında bende oldukça olumlu bir etki yarattı. Kitabın en sevdiğim yanı karakter yelpazesinin bu kadar geniş tutulması oldu. Bu yazı stili, Agatha’da da gördüğümüz ve kendinizi sanki bu insanlar etrafınızdaymış gibi hissettiğiniz bir evrene sizi sürüklüyor. Ancak kitabın sonlarına doğru olayların çözümlendiği bölümlerde “yeşilçam sineması” tadı aldım. Abartılı olaylar zinciri zoraki sözde ters köşeler… Sanki bu bölümler bir film sahnesi olsa karakterler birbire manasız uzun bakışlar atar, her “sözde ters köşede” kamera yüzlerine zoom yaparmış gibi his verdi. Sonunda da bağırdım: Nayırrr nolamazzzz.
Kemiklerin ŞifresiSimon Beckett · İthaki Yayınları · 2013754 okunma
Puan vermedi·174 syf.··
2026 42. kitabı
Bir okur olarak bu kitabı elime aldığımda beni en çok yakalayan şey, Agatha Christie’nin okuyucuyla adeta kedi-fare oyunu oynaması oldu. Katilin daha ilk sayfadan itibaren Poirot’ya mektup yazarak meydan okuması, beni hikayenin içine anında çekti. "A, B, C..." diye giden o ritim, sayfaları adeta nefessiz çevirmemi sağladı. Mektuplar her seferinde polisin ya da Poirot'nun eline geç ulaştığı için, kitabı okurken içimde sürekli "Yetişin, durdurun şu adamı!" hissiyle büyük bir sabırsızlık oluştu. Christie bu kitapta her zamanki gibi harika bir illüzyonistlik yapıyor. Katil bize o kadar büyük, o kadar belirgin bir "alfabetik düzen" sunuyor ki, ister istemez hipnotize olup sadece harflere odaklanıyorsunuz. Ama final dalgası vurduğunda, aslında arkada çok daha insani ve kurnazca bir motivasyon olduğunu görüyorsunuz. İşte o an kitaba hayran kalmıştım. Kitap boyunca şüphelerin odağında olan Cust karakterinin çaresizliği ve epilepsi nöbetleri içimi acıttı. Ancak bir okur olarak hikayenin ortalarında onun üzerindeki spot ışıklarının fazla parlak olduğunu hissettim. Christie’nin tarzını az çok bilen bir okuyucuysanız, suçlunun bu kadar göz önünde olamayacağını erkenden seziyorsunuz. Benim için Cinayet Alfabesi, Poirot’nun sadece "gri hücrelerini" değil, aynı zamanda katilin psikolojisini çözmek için insan doğasını ne kadar iyi analiz ettiğini gösteren muazzam bir klasik. Eğer polisiyede saf mantık yürütmeyi ve ters köşe finalleri seviyorsanız, bu kitap tam bir başyapıt.
Cinayet AlfabesiAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20007bin okunma
Reklam
Reklam