Tolstoy bu kitapta ölümü, insanın kendine kurduğu dünyanın tam ortasına bırakıyor. Beş kısa hikayede de aynı soru dolaşıyor: Değer dediğimiz şey gerçekten değer mi, yoksa sadece insanın kendine biçtiği bir etiket mi?
En çarpıcı hikaye Holstomer. Emektar bir at ölüyor, leşi ortada kalıyor; kimse umursamıyor. Tolstoy burada insanın sahip olma, üstün görünme, “benim” deme arzusunu acı bir ayna gibi gösteriyor.
Diğer öykülerde ölüm kimi zaman sessiz, kimi zaman sıradan, kimi zaman vicdanı sarsan bir gölge olarak karşımıza çıkıyor. İnsan korkuyor, hayvan kabulleniyor, doğa ise sadece devam ediyor.
İnsan, yaşamayı değil sahiplenmeyi seçtikçe hem hayattan hem ölümün doğal yüzünden uzaklaşıyor.
Yine de söyleyeyim, ben kitap için illa okunmalı demem