Beri

Devamı
Bununla birlikte, insanın bireyleşmesi sürecinin tümünün dayandığı ekonomik, toplumsal ve siyasal koşullar, az önce söz edilen an­lamdaki bir bireyselliğin gerçekleşmesi için gerekli tabanı oluşturmuyorsa, ve aynı zamanda insanlar kendilerine güvenlik veren o bağ­şaşı yitirmiş bulunuyorsa, bu boşluk, özgürlüğü çekilmez bir yük hale getirir. Bu durumda özgürlük, kuşkudan farksızdır, yaşam anlam­sız ve yönsüzdür. Bu türden bir özgürlükten kaçmak ve bireye —onu özgürlüğünden yoksun bırakması pahasına— kuşkularından, be­lirsizlik duygusundan kurtulma umudu veren bir dünyayla ve insanlarla şöyle ya da böyle bir ilişki kurmaya ya da boyun eğmeye sığınmak durumunu yaratan güçlü eğilimler ortaya çıkar.
Sayfa 44 - Payel·Kitabı okudu
1K
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Bi­reyleşmenin gelişmesi yönünde atılan her adım, insanların karşısına yeni güvensizlikler çıkarır. Sakatlanmış olan ilk bağlar, onarılamaz, cennet bir kez yitirildi mi, insan ona dönemez. Bireyleşmiş insanın dünyayla ilişkisinin gerçekleşmesi için olası tek bir çözüm, üretken tek bir çözüm vardın onu ilk bağlarıyla değil, özgür ve bağımsız bir birey olarak dünyayla birleştiren kendiliğinden etkinliği gerçekleştirmek, sevmek, çalışmak, ve bütün insanlarla etkin bir dayanışma içinde ol­mak
Sayfa 44 - Payel·Kitabı okudu
1K
Öte yan­ da insanoğlunun bu çaresizliği, insan gelişmesinin kaynaklandığı temeli oluşturur, insanın biyolojik zayıflığı, insan kültürünün koşu­ludur.
Sayfa 42 - Payel·Kitabı okudu
1K
Dün­yayla kurulan bağ soylu bir bağ da olabilir, önemsiz, değersiz bir bağ da: ne var ki, en değersiz bir kalıba bağlı olmak bile, yalnız olmaya kat kat yeğlenir. Din ve ulusalcılık, ya da ne kadar saçma ve aşağı­layıcı olursa olsun herhangi bir gelenek, bireyle başkaları arasında bağ kuruyorsa, insanın en çok korktuğu şeyden, soyutlanmaktan kaçıp dört elle sarılacağı sığınaklardır.
Sayfa 31 - Payel·Kitabı okudu
1000k
insanlar arasındaki ayrımları oluşturan şiddetli arzular ve kişilik özellikleri, büyük ölçüde esnektir, kalıba sokulabilirler. Sevgi, yıkıcılık, sadizm, boyun eğme eğilimi, iktidar hırsı, umursamazlık, kendini soyutlama, kendini büyütme isteği, tutumluluk tutkusu, duyusal zevkleri yaşama geçirme ve duygusallıktan korkma, bu özelliklerdendir, insanda bu­lunan bu ve daha birçok şiddetli arzu ve korkular, belli yaşam koşul­larına birer tepki olarak gelişmektedirler. Bunlar özellikle esnek değil­dir, çünkü bir kere bir insanın kişiliğinin bir parçası haline geldiler mi, kolayca yok olmaz, ya da bir başka itkiye dönüşmezler. Ama bireyle­rin, özellikle çocukluklarında, kendilerini içinde buldukları yaşam şekli bütününe uygun olarak şu ya da bu gereksinimi geliştirmeleri an­lamında esnektirler. Bu gereksinimlerin hiçbiri, insan doğasında doğuştan var olan ve bütün koşullar altında gelişip doyurulmak durumunda olan özelliklermişçesine değişmez ve katı değildir.
Sayfa 29 - Payel·Kitabı okudu
1000Kitap