İçini ilk defa bir kıskançlık alevinin yaladığını hissetti. Evet, hidayetinden bu yana bunca sene hep böyle yalnız kaldığı, kendi düşünceleri ile baş başa kaldığı hâlde bir gün olsun kalbinden böyle bir his geçmemişti. Ama şimdi, ne olmuş nasıl olmuş bilemiyordu. Bilâl’in hanımını, bu dünyanın en şanslı ve bahtiyar kadınını delice kıskanıvermişti işte. Bu duyguyu içinden atmak için ne kadar gayret sarfettiyse de bunda muvaffak olamıyordu. Evet, Feyzâ kıskanıyordu. Hem bütün ruhuyla, bütün mevcudiyetiyle delice bir hisle kıskanıyordu o kadını şimdi Feyzâ.
Bütün ruhu ve kalbiyle sevdiği ve bağlandığı erkeğe sahip olan kıskandığı bu kadının, yıllar önce hayata veda ettiğini ve bu gün yaşamadığını nereden bilsindi?