Yazılacak bir kitap
Günün yorgunluğu nasıl geçer diye düşünürken gün bitmeye yakındı. Ufak bir imza için müdür yardımcısının beklerken iki öğretmenin gelmesiyle yollarını kestik biri genç biri orta yaşlarda, genç olan dikkatimi çekmedi bakmamıştım da ortanca yaşlarda olan kendini tanıtıp ben çağlayan deyim elini uzattı sıkmamakla kabalık etiğimin farkındayım ama inancıma uymazdı saygı da gösterdi genç olan hoca müdür yardımcısının odasında birşeyler karıştırırken gördüm dikkatimi çekmedi... tam ayrılacakken çağlayan hoca bizden bir ricada bulundu. Milli eğitime uğrayacaktır için derlerine girmemizi istediler hayır diyemedik ve hikayenin başlangıcı oldu merdiven çıkarken genç öğretmen duraksayıp solundan bana bakarak, branşınız nedir diye sordu benim gördüğüm tek şey gözleri ve atan kalbim oldu az önce bu benim ilgi alanıma girmez derken ne oldu da kalbimi hissedecek kadar etkilenmiştim, cevap vermediğimi görünce biraz utandı ve devam etti çocuk gibi iki üç adım koşar adımla yanında bittim. Biraz Tebessüm ederek, Benim baranşım sosyal bilgiler sizin dedim Tebessüm ederek din kültürü dedi. Çok güzel dedim istediğim bölümdü aslında ama gözümü korkutan çok oldu dedim güldü ah şu kalbim ritmi bozulması iyi olurdu o ne gülüş be adam... sınıfta çocuklara Erhamurrahimin gibi bir kaç gelime öğretiim iki ders, genç öğretmen işlerini haledip sınıfa gelince çağla arkadaşıma ve bana çikolata almış çağlayan hocayla. Göz göze gelince hisetiğim şeylerden korkup kaçacarcasına - benden bu kadar Allaha emanet deyip kapı yolunu tutum. Adımı bilmediği için hocam bu sizin dedi çikolayatı görünce kocaman Tebessüm ettim çok hoşuma gitmişti. Ben birdaha görmem dediğim hocanın derslerine stajdan sonra gönülü katılmaya başlayınca kendi topuğuna sıkmış oldum. hayatım tepe taklak olmuşken hayatımın darbesini
Yine yine bak bana, sana takılı bu beyin Göz ucuyla kes beni, hoşuma gitmedi değil'
Şarkı sözü
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Beklentimin aşağısında kalan kitaplar.
selamlar, beklentimin aşağısında kalan ne yazık ki çok fazla kitap var. bunlardan bahsetmek istiyorum. 🎀 ~ Xoxo : Güzel ve cozy bir kitap açıkçası. Ama karakterlere bağ kuramadım ne yazık ki. Jaewoo ve Sori özellikle. ve hikaye aşırı hızlı akıyordu ve mantık hataları vardı. Sori'nin normalde Jenny'e mesafeli davranıp o çello çaldığı anı gördükten sonra ısınması anlamsız geldi Sori'yi hiç anlayamadım. Jaewoo da hikayeye çok hızlı girdi. Kore esintisi hoşuma gitmişti. 6/10 ne yazık ki. ikinci kitabı olan Asap'ı okumayı düşünmüyorum. serinin overrated olduğunu düşünüyorum ama sevene saygı duyuyorum beğendiğim yerler vardı. aynı yazarın bende Yüzen Dünya kitabı da var ve korkuyorum başlamaya xoxo gibi değildir umarım. ❄️ ~ Beni Bırakma : Omega noktası bu seride en çok ilgimi çeken yerlerden birisi. ve dokunarak öldürme/bir şeyleri kırma teması çok iyi. Ama yazar o kadar kötü yazmış ki 2. kitabın 200. sayfasına kadar dayanabildim. çok konuştum daha fazla konuşmayacağım bu seri hakkında devamını almayı düşünüyorum. aşırı overrated bir seri kesinlikle. aynı yazarın Beni Seyret isimli kitabı (Shatter me serisinin new republic yan serisinin ilk kitabı.) da çıkmış. Onu da ayrıca okumayı asla düşünmüyorum. ⚔️ ~ Kalp Muhafızı - II : İlk kitabı çok güzeldi ama ikincisinde hiçbir karaktere dayanamadım küfrede küfrede yarıya kadar geldim. sonra bıraktım. aşırı beklentimin altında kaldı karakterlerin zırlamaları aşırı sinirimi bozdu. eğ üğ yapan karakterlerden çok hoşlanmıyorum. ilk kitapta azdı ama bu kitapta aşırı fazlaydı. 🫂 ~ Karantina: Mahşerin Dört Atlısının Hikayesi — Üçüncü Perde : ilk kitabın olay örgüsü çok güzeldi. ama ikinci kitaptan itibaren aşırı uzatılmıştı bence. Ender'in sürekli bir yerlerden çıkması hoşuma gitmedi. Ve kitabın ismi sadece başlık olarak kaldı bana kıyasla. 🧸 ~ Oyuncak Müzesi : Aralarında en çekilebilir
Duygu ve Düşünce
Bugün bana sigara teklif eden abla beni tanımıyor gibi olan tutumun hiç hoşuma gitmedi bundan sonra gerçekten tanımıyor gibi takılalım
Yaşarken hep bir neden aradım. Sabah uyanınca yataktan kalkmayı haklı çıkaracak bir neden. Bir süre insanlarda aradım. Sonra kitaplarda. Sonra hayallerde. Hiçbirinde yoktu. İnsanlar kendi eksikliklerini saklamakla meşguldü. Kitaplar başkalarının cevaplarıyla doluydu. Hayaller gerçekleşene kadar güzeldi, gerçekleştiğinde sıradanlaştı. Yıllar geçti. Aradığım şey değişti. Arayışım değişmedi. Her yeni gün, bir öncekinin tekrarı olmaktan başka bir şey getirmedi. Aynı sokaklar, aynı konuşmalar, aynı bekleyişler... Hayatın içinde değil, hayatın tekrarında yaşadım. Bir anlam bulamadım. Bulamadıkça daha dikkatli baktım. Daha dikkatli baktıkça gördüğüm şey hoşuma gitmedi. İnsanlar yaşamak için neden bulmuyor. Buldukları nedenlere tutunup yaşamaya katlanıyor. Ben tutunamadım. Ne kadar düşündüysem o kadar uzaklaştım. Ne kadar uzaklaştıysam o kadar yabancılaştım.
Tam bu kitabı yorumlamak üzere analiz yazacaktım ki bu analizi okudum. Söylemek istediğim her noktaya değinmiş oldukça başarılı bir analiz. Kendimce birkaç şey daha eklemem gerekiyor ki yazarın cinsel betimlemelerinden çok sıkıldım. Cinselliğin olmasına karşı değilim sadece karakterlerin çok uç çizgilerdeyken birdenbire birbirleri için deli divane olur hâle getirilmesini ve SAYFALARCA bunu okumayı sevmiyorum. Güya Bridgerton ailesi oyun oynuyor biz sayfalarca o oyunun betimlenmesini okuyoruz. Çok ama çok sıkıcı. Ayrıca bazı bölümlerde de o kadar cinsiyetçi yaklaşımlar var ki, evet o dönemde böyleydi, diyip geçilecek türden değil. Anthony kadar kadın ve hayvan düşmanı bir karakteri okumak da hiç hoşuma gitmedi zaten dizisinde de ennn nefret ettiğim sezon ikinci sezondu. Öteki kitap için biraz daha umutluyum dizide beğendiğim bir sezondu. Bakalım

Baştankara

@Ravent
·
Daphne'nin hikâyesinde sık sık gördüğümüz; somurtmaktan, homurdanmaktan, kaş çatmaktan ve “seni öldüreceğim Simon” demekten başka hiçbir şey yapmayan nemrut Anthony'nin kitabını okumak için pek hevesli değildim. Kitabın arka kapağı da beni heveslendirmek konusunda iyi bir iş çıkaramadı. Hâliyle kitaba beklentisiz bir şekilde hatta sevmeyeceğime inanarak başladım. Bu noktada, nemrut sıfatına ek olarak; ikiyüzlü, itici, pislik gibi sıfatları da isminin yanına eklediğim Anthony'e teşekkürü bir borç bilirim. Teşekkürler Anthony, beni yanıltmadın. Senin gibi bir karakterin güzel bir hikâyesi olmayacağını zaten anlamıştım. Fakat bu kadar kötü olacağını da tahmin etmemiştim. (Bundan sonrasının spoilerli olacağına dair sizi uyarmak isterim. Zira bu kitaba karşı inanılmaz doluyum ve beni sinirlendiren her şeyi açık açık yazacağım.) Evet, ilk kitaptan dolayı Anthony'e karşı ön yargılıydım ve kendisini sevmeyeceğimi düşünüyordum. Ama inanın hiçbir ön yargım olmasa bile zaten kitabın başında Anthony'i sevmeyeceğimi anlardım. Yani bir insan daha kitabın 30. sayfasına bile gelmeden ne mal olduğunu belli eder mi? Anthony etti. Neymiş, beyimiz çok hovardaymış, nerede akşam orada sabah yaşamış ve birçok kadınla da takılmış ama tüm bunlara rağmen onurlu bir adammış. Nasıl yani? Şöyle: Anthony çok fazla kadınla beraber oluyor ama bu kadınlar kız kardeşleri gibi temiz, asil, onurlu kadınlar değil ona göre. Böyle kadınlarla birlikte olduğu için de onurundan bir şey kaybetmiyor kendince. Şu olayın saçmalığına bakar mısınız? Anthony bir kadınla tek gecelik ilişki yaşamak istiyor ve kadın da Anthony ile tek gecelik bir ilişki yaşamak istiyor. Fakat Anthony bu ilişkiden onuruyla çıkarken karşıdaki kadın onursuz oluyor. Bu nasıl bir çelişki? Devam edelim. Beyimiz sonra evlenmeye karar