Kur'an daki cennet ve cehennem kurgusu
Beni Kuran’da en çok rahatsız eden şeylerden bir tanesi ayetlerin birçoğu ceza üzerine kurulmuş olması. Sonsuz azap kavramı ve “Şunu yaparsan, ayetleri inkâr edersen ve yalanlarsan, sonsuz azap çekeceksin” gibi anlayışlar. Tabii orada belli başlı somut tarihsel olaylar da kastediliyor, belirli kavimleri, Müslümanlarla savaşan kavimleri, toplulukları da kastediyorlar. Ama yalanlayanlar, inkâr edenler denince, mesela biz de o kategoriye girmiş oluyoruz belki şu anda. Çok oportünist ve pragmatik bir şey gibi geliyor bu bana. “Şunu yaparsan cennete gideceksin” durumu. Bir de cennet tasvirleri beni çok rahatsız etti. “Altından ırmaklar akan yerler, ipek elbiseler, çeşitli yemişler, tomurcuk göğüslü kızlar, ceylan gözlü kadınlar” falan. Bu da hoşuma gitmedi benim. Tamam, belki bunlar da mecazi denecek, ama, mesela iyilik yapacaksanız, cennete gideceğim diye iyilik yapmak bana ahlaken doğru bir yaklaşım olarak gelmiyor. Bu tamamen pragmatik oportünist bir yaklaşım. Dolayısıyla Tanrı’dan geldiği söylenen bir kitapta bunun bu kadar çok vurgulanması, o da bana ahlaken normal bir durum gibi gelmedi.
— Nafile şeytan! yapamıyacağım. Bütün iyi niyetlerimize rağmen daha fazla yapamıyacağım, dedim. Sıhhat telkinle kazanılır diyorsun. ... ...Hayır! nasihatlerin hoşuma gitmedi. Bugün sen pek mülayimsin, ve ben pek haşinim- Dostluğuna teşekkür ederim, fakat beni -insan arasına çıkabileceğim zamana kadar kendi derdimle yapayalnız bırak.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
erkekler kapatılsın
Bütün kızların bir tecavüz hikâyesi yoktur. Ama neredeyse bütün kızların "Emin değilim, hoşuma gitmedi ama tam olarak tecavüz diyemem" hikâyesi vardır.
Sayfa 199·Kitabı okudu
Ancak itiraf edeyim ki, benim bu yumuşak başlılığıma ve erdemli davranışıma kimsenin önem vermemesi pek hoşuma gitmedi.
Sayfa 15·Kitabı okuyor
1000Kitap
Nabizade Nazım - Zehra Okur İncelemesi
​"Kıskançlık, insanın içini kemiren, ruhunu eriten öyle bir ateştir ki, düştüğü kalbi küle çevirmeden asla sönmez." ​"Makri köyünde, istasyon civarındaki bir hanede Sırrıcemal hanım adında birisi kendisini evin sarnıcına atarak intihar etti." İlk psikolojik roman denemesi olan bu klasiği dürüstçe özetlemek gerekirse: Zehra: Sevdiğini kıskanmak normaldir ama Zehra işi abartıp tamamen paranoyak olmuş, hiç hoşuma gitmedi. Suphi: Eşine destek olmak yerine çözümü aldatmakta bulup felaketi başlatan asıl kişi. Eğitimli, zengin halinden sonra rüzgarda savrulup karakterini tamamen kaybetmesi çok uyumsuzdu. Keşke pişmanlık dolu, olgunlaşan bir hayatı olsaydı. Yazar karakterlerin ders çıkarmasına izin vermeden herkesi peş peşe öldürmüş. Bir yerden sonra olaylar o kadar üst üste ve trajik gelişiyor ki, roman adeta eski Hint dizilerine dönüyor! Sonuçta intikam hırsının bedelini masum bir bebek ve sırf bir adama güvendiği için sarnıca atlayıp intihar eden Sırrıcemal ödedi. Dramı yüksek ama edebiyat tarihimiz için okunması gereken bir eser.
Sayfa 75
1000Kitap
«Şu Mösyö Voltaire de hiç hoşuma gitmedi. Kanguru bana, Voltaire'in Rousseau'ya büyük bir düşmanlık beslediğinden bahsetmişti. Rousseau'ya hakaret etmiş, iğnelemiş ve utanç verici bir tavırla aşağılamış onu. Ayrıntısını bilmesem de bu duruma hiç şaşırmadım.»
Sayfa 332
Edebiyat