"Kıskançlık, insanın içini kemiren, ruhunu eriten öyle bir ateştir ki, düştüğü kalbi küle çevirmeden asla sönmez."
"Makri köyünde, istasyon civarındaki bir hanede Sırrıcemal hanım adında birisi kendisini evin sarnıcına atarak intihar etti."
İlk psikolojik roman denemesi olan bu klasiği dürüstçe özetlemek gerekirse:
Zehra: Sevdiğini kıskanmak normaldir ama Zehra işi abartıp tamamen paranoyak olmuş, hiç hoşuma gitmedi.
Suphi: Eşine destek olmak yerine çözümü aldatmakta bulup felaketi başlatan asıl kişi. Eğitimli, zengin halinden sonra rüzgarda savrulup karakterini tamamen kaybetmesi çok uyumsuzdu. Keşke pişmanlık dolu, olgunlaşan bir hayatı olsaydı.
Yazar karakterlerin ders çıkarmasına izin vermeden herkesi peş peşe öldürmüş. Bir yerden sonra olaylar o kadar üst üste ve trajik gelişiyor ki, roman adeta eski Hint dizilerine dönüyor!
Sonuçta intikam hırsının bedelini masum bir bebek ve sırf bir adama güvendiği için sarnıca atlayıp intihar eden Sırrıcemal ödedi. Dramı yüksek ama edebiyat tarihimiz için okunması gereken bir eser.