A. Haşim

Bu Cesur Yeni Dünyada Amir Beyinlerin Yönettiği İnsansı Köleler Mi Yaşıyor?
6/10
·88 syf.··
2022 8. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 12 Temmuz 2022 11:26
Yazar James Tiptree, Jr.(Alice Bradley Cooper)’ın Uzaktan Kumandalı Kız’dan sonra okuduğum ikinci kısa romanı oldu, bu da bir çırpıda bitti. Hikayede insanlığın Güneş’e ilk seferini gerçekleştirmekte olan Güneşkuşu ve üç kişilik erkek mürettebatı, dönüş yolunda iletişim kurdukları bir uzay aracındaki kadınlar aracılığı ile, göreve çıktıkları tarihin üzerinden yüzlerce yıl geçtiğini öğrenir. Güneşkuşu ekibine ilk bakışta imkânsız gibi görünen bu durumun gerçekliğine dair kanıtlar ortaya çıkar. Mürettebat geride bıraktıkları askeri, hiyerarşik, disiplinli uzay yolculuğu yapılanmasına karşın, karşılaştıkları kadın ekibin lidersiz, rahat, demokratik tavırları karşısında şaşkınlığa uğrar. Kadın ekibinde gördükleri değişiklikler, geçen yüzyıllar içinde Dünya’da nelerin değişmiş olabileceğine dair ipuçları vermektedir. Açıkçası yazarın Uzaktan Kumandalı Kız romanını, kurgu itibarıyla çok daha başarılı bulmuştum, henüz okumayanlar için onu daha fazla öneririm. Houston, Houston Duyuyor Musun?’da ise; salgın vesilesiyle insan nüfusunda azalış, klonlama gibi kurgular eşliğinde sadece kadınların hayatta kalmış olduğu bir dünya yaratılmış ve erkek astronotlarımız adeta bir zaman kapsülünün içinde günümüzden bu geleceğe yollanmış. Cinsiyetlerden birinin yok olması gibi çok temel bir faktördeki değişimin esasen hayat ve kültürümüz üzerinde ne denli büyük değişikliklere yol açacağına işaret etmiş. Genel olarak beğendiğim bu romanı tavsiye ederim ancak iki konuya da değinmeden geçemeyeceğim. İlki Dünya’da tahakkümün yegâne sebebi erkeklerin varlığıymış gibi, erkeklerin ortadan kalkmasıyla Dünya’nın barış, demokrasi, adalet ve huzur dolu bir yere dönüşmesi biraz yavan geldi. Kitapta yaratılan feminist dünya düzeni bana Charlotte Perkins Gilman’ın “Kadınlar Ülkesi”ni anımsattı ki o
Edebiyat
Houston, Houston Duyuyor musun?James Tiptree Jr. · İthaki Yayınları · 20211,034 okunma
Reklam
Üstüme üstüme geliyor bu kalabalık
9/10
·256 syf.··
2022 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Temmuz 2022 11:08
Yer Açın! Yer Açın! İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinin 68. Kitabı. Harry Harrison tarafından 1966 yılında yazılmış. Kitap 1999 yılının Ağustos ayında New York’ta başlıyor, şehirde yaşayan insanların sayısı 35 milyonu aşmış. Aman vermeyen sıcaklığın yanı sıra, dayanılmaz kalabalık, kıtlık sebebiyle karne ile dağıtılan su ve yiyecek, buna eşlik eden yağmacılık, hırsızlık ve diğer suçlar yaşamın rutini haline gelmiş. Bütün bunların arasında işlenen bir cinayet ve bunu çözmeye çalışan polis detektifimiz Andy Rusch. Kitap esasen bir polisiye roman kıvamında olmakla birlikte, bir milenyumun sona eriminde -kimilerine göre dünya kıyametin eşiğinde iken- görülen nüfus patlaması, küresel iklim değişikliği, dünyaya geri dönülemez şekilde verilerin ekolojik hasar, kaynakların tükenmesi gibi bir arka planın üzerine işlenmiş hikaye. Yazar günümüzde de tüm gerçekliğini ve varlığını hissettiren bu tehlikeleri bundan 50 yılı aşkın süre önce kitabına başarıyla işlemiş. Kitabın kapağındaki illüstrasyonda silindir şeklinde bir metal konserve kutusuna sıkışmış ve kenarından sarkan insanlar var. Kitabı okuyunca bu kapak resminin oldukça başarılı ve yerinde olduğunu düşündüm, çünkü kitap boyunca bu sıkışmışlık hissi peşimi bırakmadı. Öyle ki kaldırımlar, apartman boşlukları, metro durakları, otoparklarda terk edilmiş araçlar, köprü altları, limana sabitlenmiş gemiler, depolar dahil kitap boyunca adım atılan her yerde, sefil şartlar altında hayatta kalmaya çalışan insanlar var. Yazar bu boğucu atmosferi son derece başarıyla yansıtmış kitabına. Sonuçta İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinde en beğendiğim kitapların arasında oldu, tavsiye ederim.
Edebiyat
Yer Açın! Yer Açın!Harry Harrison · İthaki Yayınları · 2021418 okunma
The Status Civilization
7/10
·176 syf.··
2022 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2022 12:45
Mevki Uygarlığı, İthaki Yayınevi’nin Bilimkurgu Klasikleri serisi için çıkarmış olduğu 71. kitabı ve benim bu seride okuduğum 31. kitap oldu. Kitabın yazarı Robert Sheckley 1928 New York doğumlu, 1946 yılında orduya katılmış, 1946-48 yılları arasında Kore’deki BM Barış Gücü’nde yer almış ve ilk öyküsünü 1951 yılında satmış. Arka kapakta yazarın elli yıllık yazarlık kariyerine onlarca kitap ve yüzlerce öykü sığdırdığından bahsedilmiş, eserlerine göz attığımda açıkçası daha önce hiçbirine denk gelmediğimi gördüm. Yazarın okuduğum bu ilk eserinden yola çıkarak yazım tarzının kolay anlaşılır, akıcı ve eğlenceli olduğunu söyleyebilirim. Mevki Uygarlığı’nı okurken bir bilgisayar oyununa başlamış gibi hissettim, sanki geçmişinizi hatırlayamadığınız bir aksiyon RPG’de karakter geliştirmekte olduğunuzu hissettirir bir havası var. Kitabın kapağındaki illüstrasyonda sol tarafta elinde tabanca olan bir bireyin önündeki merdivenin basamaklarını çıkmak için ilk basamağa hamle yaptığı, sağ tarafta da aynı görüntünün baş aşağı simetrik halinin bulunduğu görülüyor. Kitabın ismi ile bir arada düşününce “mevki basamakları silahla çıkılır” gibi bir mesaj veriyor. Kitap konusu itibarıyla spoiler vermeye müsait olduğundan, düşüncelerimi kısaca kitabın içeriğine çok fazla değinmeden yazacağım, ama dileyenler bu noktada okumayı bırakabilir. Kitabı esasen iki kısma ayırabiliriz. İlkinde gözlerini Mahkum 402 olarak açan ve geçmişini hatırlamayan kahramanımız Will Barrent, suçluların ömür boyu hapse sürüldüğü bir ceza kolonisi olan Omega gezegeninde kendini-geçmişini keşfetmeye çalışırken, olağanüstü yetenekleri ve cesareti ile bu gezegendeki ölümcül hiyerarşinin üst basamaklarına tırmanıyor. İkinci kısımda ise Omega’da elde ettiği beklenmedik destek ile, suçun bulunmadığı ve görünüşte bir
Edebiyat
Mevki UygarlığıRobert Sheckley · İthaki Yayınları · 2021826 okunma
Anneler Ülkesi
3/10
·216 syf.··
2021 19. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2021 00:03
Kadınlar Ülkesi, ithaki bilimkurgu klasikleri arasında okuduğum 17. kitap oldu ve basitçe ifade edecek olursam şu ana kadar seride sonunu getirmekte gerçekten zorlandığım tek kitap oldu diyebilirim. Yarım bırakmamak için kendimle bayağı mücadele ettim. Bunun sebeplerine değinmeden önce yazar ve kitabı hakkında birkaç bilgiye yer vereceğim. Yazar Charlotte Perkins Gilman(1860-1935) önde gelen bir feminist olarak, yaşamı boyunca kadınlara uygulanan adaletsizlikleri eleştirmiş ve kadınların oy hakkını savunmuş. Kendisi feminist bilinçle yazan ilk Amerikalı feminist yazar olarak kabul edilmekteymiş. Hayatı oldukça çalkantılı geçen yazar, hayatını "isteksiz bir eş ve anne olarak yaşamakla, hevesli bir yazar olmak arasında geçirdiğini" düşünmekteymiş. Depresyon yaşayan ve boderline hastalığı eşiğine gelen yazar, eşinin 1934'te ölümünden sonra kendisine de göğüs kanseri teşhisi konulması sonrası intihar etmiş. Charlotte Perkins Gilman'ın Kadınlar Ülkesi isimli kitabına gelecek olursak, 1915 yılında kaleme alınmış eseri bundan 100 yıl önce okuyor olsaydık, sıradışı konusu, zamanına göre öncü ve radikal görüşleri sebebiyle beğeniyor, hatta bayağı etkileniyor olabilirdik. Şimdi ise ancak döneminin ilklerinden olması sebebiyle saygıyı hak ediyor diyebilirim. Kitap, dünya üzerinde hala yeni yerler keşfetme hevesinin devam ettiği bir çağda, üç amerikalı maceraperest gencin öğrendikleri "sadece kadınların yaşadığı bir ülke" söylentisini araştırmak için yola çıkmaları, uçakları ile bir şekilde bu ülkeye ulaşmaları ile başlıyor. Ancak gençler akıllarından geçenden daha farklı bir tablo ile, o esnada dünyada bulunan tüm ataerkil toplumlardan farklı olarak, bu toplumların sıkıntılı pek çok durumunu aşmış daha medeni bir ülke ile karşılaşıyorlar. Sadece kadınların yaşadığı bir ülke
Edebiyat
Kadınlar ÜlkesiCharlotte Perkins Gilman · İthaki Yayınları · 201819,8bin okunma
I, Robot
6/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2021 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2021 22:40
Ben Robot İthaki'nin bilimkurgu klasikleri serisinde okuduğum 15. kitap oldu. Isaac Asimov'un bundan önce birkaç kısa öyküsünü okumuştum, bilimkurgunun üç büyük üstadından biri olarak addedilen yazarın yakın zamanda yeni baskıları ile okumayı planladığım Vakıf Serisi için uygun bir geçiş olacağını düşündüğümden bu kitabına  öncelik verdim. Eser toplamda 9 kısa öykünün toplamından oluşuyor ki, farklı zamanlarda yazılmış olmalarına karşın bu öyküler robotların gelişimi konusunda kronolojik bir bütünlük içinde, birbirinin devamı şeklinde sunuluyor. Öyle ki ilk öyküde dilsiz bir dadı rolüne sahip bir robottan, sonraki öykülerle olağanüstü yeteneklere sahip, hatta sahip oldukları büyük veri işleme kapasitesi ile insanlığın geleceğini öngörme ve kurgulama yetkinliğine sahip varlıklar haline gelmelerine şahit oluyoruz. Isaac Asimov robotlara ilişkin eserlerini kendisinin belirlediği, 3 temel kanun çerçevesinde kurguluyor. Bunlar; "1. Robotlar, insanlara zarar veremez ya da eylemsiz kalarak onların zarar gelmesine göz yumamaz. 2. Robotlar, Birinci Kanunla çakışmadığı sürece insanlar tarafından verilen emirlere uymak zorundadır. 3. Robotlar, Birinci ya da İkinci Kanunla çakışmadığı sürece kendi varlıklarını korumak zorundadır." Kitaptaki kısa öykülerin neredeyse tümü bu kanunların önceliği konusunda bir şekilde ikileme düşen, aklı karışan ya da ilk kanunun son derece baskın önceliği sebebiyle, sıra dışı koşullarda beklenmedik tepkiler veren robotlarla ilişkili olarak yazılmış. Kitap sade bir dille kaleme alındığından ve olaylar açık bir şekilde işlendiğinden, bilim kurguya aşina olmayanlar için akıcı ve keyifli bir başlangıç olabileceğini düşünüyorum. Kitapta, varlığını sorgulayan peygamber kompleksli robotun öyküsü ile, kaybolması emredilince kendini aynı model robotların
Edebiyat
Ben RobotIsaac Asimov · İthaki Yayınları · 20229,4bin okunma
Reklam