“Fakat neyi aldatabilirdim, kime anlatabilirdim? İnsan neyi anlatabilir? İnsan insana, hangi derdini anlatabilir? Yıldızlar birbiriyle konuşabilir, insan insanla konuşamaz."
“ Zaten saatle insanı birbirinden pek ayırmazdı. Sık sık, “Cenab-ı Hak insanı kendi sureti üzerine yarattı ;insan da saati kendine benzer icat etti...”derdi . Bu fikri çok defa şöyle tamamlardı : “İnsan saatin arkasını bırakmamalıdır. Nasıl ki , Allah insanı bırakırsa her şey mahvolur!” Saat hakkındaki düşünceleri bazen daha fazla derinleşirdi : “ Saatin kendisi mekân , yürüyüşü zaman, ayarı insandır ... Bu da gösterir ki, zaman ve mekân , insanla mevcuttur !”
“İnsanlar niçin yalan söylerler ve iftira ederler ? Benim naçiz kanaatime göre, iftira sade çirkin değil, aynı zamanda gülünç ve aciz bir şeydir de. İnsan tabiatı iktizasınca birbirilerini kötülemek isteyenler sadece düşmanlarının hayatlarına baksınlar, yeter. Çünkü her insanın hayatında hiç bir muhayyilenin icat edemeyeceği kadar aksaklık vardır ,ve bu aksaklıklar o insanla beraber yetişmiş , büyümüş şahsi, nevi kendine mahsus şeylerdir .Kul kusursuz olmaz, sözü sırf bu gerçek için söylenmiş bir sözdür .Bu hikmetin gösterdiği yoldan gidip karşımızdakini tanımağa çalışacağımız yerde iftiraya kalkmak , adeta pazar malıyla giyinmeğe benzer .”