Bu yolculuğun kalk borusu, «Ey örtülere bürünmüş olan, kalk!» buyruğudur. Bu örtüler, yalnız yatak örtüleri değildir. Eşyanın hakikatle insan arasına giren örtüleri, örtüleri, örtüleridir de, insanla Yaratıcı arasına giren örtüler, örtüler, örtülerdir de. Benzetmeyi sadece estetik alanda düşünelim: Bu yolculuk, bir nevi ateş dansıdır. Her durakta, her figürde bir örtü, bir pelerin, bir şal atılır. Son durakta ruh, çırılçıplaktır. İşte orada, dünya örtülerinden soyunan ruha gök giyecekleri, ipekler giydirilir.
Müslümanı öbür insanlardan ayıran özelliklerde biri de, bir gece yolculuğunun izini yüzünde taşıma sıdır. Bu yorgunluk izi değil, bir sıhhat izidir. Mirac izidir bu..
Ey batılılar, ey ay yüzünden mahrum olanlar! Müslümanın kalbiyle oynamayın. Olur ki onun (X) ışınlarından daha kudretli olan kalb ışıklarının öldürücü etkisini alırsınız. Bırakınız, ey avrupalılar, yüzünde ve yüreğinde her an bir ay bölünen, bir şakkulkamer mucizesi vuku bulan müslümanların iyileştirici ışıkları sırtınıza vursun, size şifa olsun ve sizi diriltsin. Sonra ordan yüzünüze sızan, size ve bize yetecektir.
Bir aşktan doğmuş bir varlığın yine bir aşka dönüşü,bir kurban gibi geri çekilişi demekse kıyamet,yolculuğun mutlaka ölüm şartlarında olması gerekmez.Hastalıklı hayvan kurban edilmez.