Ayrılığın Kökeni ve Türkiye’de Modernleşme Atılımları adlı kitapların yazarı...Öğretim görevlisi, avukatlık ve hakimlik mesleklerini icra etti. Hakimlikten emekli olduktan sonra Antalya’da avukatlık yapmaktadır…
Bazı kitaplar vardır; geç okunur ama eksik kalmış bir parçayı yerine oturtur. Anabasis, benim için tam da böyle bir metin oldu.
Yıllarca hukuk kürsüsünde, dosyalar arasında, insan hikâyelerinin en çıplak hâliyle karşı karşıya kaldım. Sonra yazıya döndüm, hafızaya, tanıklığa… Ama insan, ne kadar okursa okusun, bazı metinleri geciktirir. Geciktirdiğini fark ettiğinde ise, bu gecikme bir eksiklik gibi çöker içine. Bu kitap da öyleydi.
Antik dünyanın içinden, Milattan Önce 4. yüzyıldan seslenen bir metin: yürüyen bir ordunun, dağılan bir düzenin, hayatta kalmaya çalışan insanların hikâyesi. Ama aynı zamanda, bugün hâlâ süren tartışmaların içine düşen bir belge.
Bu kitabı elime almam bir tesadüf değildi.Sosyal medyada karşılaştığım bir tartışma…Dil üzerinden başlayan, kimlik üzerinden sertleşen, tarih üzerinden keskinleşen bir tartışma.
Bir fenomenin Kürtçe üzerine yaptığı paylaşımlar…
Ve ardından gelen ithamlar: inkârcılık, cehalet, tarih bilmezlik….Şöyle diyebilmişti: “siz yokken biz buradaydık.” Bu fenomen Anadolu topraklarında henüz Türkler yokken Kürtler’in var olduğunu belirterek beni bir çeşit ırkçılıkla itham etmişti. Oysa Ben sosyalist bir anlayışa sahip biri olarak etnik ayrım yapmayan biriyim. Ben de kendisine Kürtler Mezopotamya’da Kuzey Irak’ta, Kuzey Doğu Suriye’de, Batı İran’da ve Türkiye sınırlarında da Hakkari ve Van havzasında olduklarını, Kafkasya’dan Iskenderun Körfezine kadar geri kalan Orta ve doğu Anodolu topraklarında Ermeniler’in olduğunu, geri kalanda da Hellenlerin (Rumların) olduğunu, Kürtlerin Anadolu’ya Oğuz Göçleri sırasında Türklerle birlikte girdiklerini söyledim. Beni inkarcılıkla suçladılar ve o sayfayı takip eden bir çok kişi hakaretimiz bir şekilde rencide edici şeyler söylediler.
Oysa mesele benim için ideolojik değil,
AnabasisKsenophon · İş Bankası Kültür Yayınları · 20151,154 okunma
Dürüst insanlar, adil oluşları ve doğruları söyledikleri için nasıl gururlanıyorlarsa, sahtekar insanlar da, insanları kandırmak yalan söylemek, dostlarına ihanet etmekte gururlanıyorlar.