İnsanın iradi kuvvetlerine hâkim olan, fiillerini sınırlayan üç tesir vardır: a) Dedelerinden kendisine gelen özel yapılışı; bunun rolü o kadar büyüktür ki, fiillerinde seçme gücüne pek az yer kalır. b) Şahsi hürriyeti kuşatan bedeni ve fikri eğitim tesirleri. c) Memleket, iklim gibi fiziki şartlar, örf ve âdetler, kurumlar, yeme içme tarzları gibi içtimai şartları içine alır.
Her eser, sanatçının kişiliğinin bütününe bağlıdır. Sanatçı da içinde yaşadığı tabii, içtimai şartların bütününe bağlıdır. Edebiyat onca, cemiyetin ifadesidir. Bir cemiyeti anlamak için en iyi vasıta, edebiyatını tetkik etmektir.
Her fiilin sınırsız kökü arzudur; arzu ise sınır kabul etmez, fakat bu sonsuz arzu birçok tabii engellerle karşılaşır ve gerçekleşemez. Önce fiziki çevre, sonra kendi beden yapımız, en sonra sosyal çevre onu sınırlar. Psikoloji ve fizyoloji esaslarına göre biz mutlak olarak hür değiliz.
Tabiat kanununa göre her sebep bir başkasının eseri, her eser bir başkasının sebebidir. Fakat dikkat edilirse sebepler ve eserler arasında ilk olan pek kolay keşfedilebilir. Bu hareket noktası belirince sebepler zinciri işlemeye başlar. Biz ise, her isteğimizin meydana gelmesini önce hükümetten, olmazsa Allah’tan bekliyoruz. Şüphe etmemeli ki hükümet halkın ne babası, ne hocası ne de vasisidir.
Namık Kemal’in “İbret” adlı yazısından alıntı·Kitabı okudu