Masal tadında, Büyük okyanus derinliğinde...
Sitede birkaç sağlam alıntı görünce Saramago'nun bu kısa kitabını da bir vakit okuyayım demiştim, istemem yan cebime koy hesabı. Metin T. hoca 'derin okuma' diye söylenedursun, bu kitap(yada hikaye mi demeliyim) yüzeysel okunursa çocuk masalından öteye gidemez desem herhalde abartmış olmam.
Saramago bu kitabı çok daha uzun yazabilirmiş, o zaman büyük övgülerle liste başlarına yerleşebilecek kadar sağlam malzeme var kitapta, ama böyle öz halinde bırakmayı tercih etmiş.
600 sayfa imbiklenip 60 sayfa essénce absolué elde edilmiş.
Konusu ise asla eskimeyecek olanlardan, Platon'un kadim "Kendini tanı!" ilkesi.
İlk okuyuşumda güzel öğütlerle süslü bir çocuk kitabıydı -Küçük Prens misali- , ikincisinde edebiyat ve felsefe kitabı oldu, üçüncü kez okumaya sabrım yetseydi ne olurdu, işte onu bilemiyorum.
Turgut Uyar'ın, İsmet Özel'in ve ismini zikretmeyeceğim diğer birçok şairin şiire özgü imgelerinin olması ve bu imgelerin onların şiirinde kendi anlamının çok ötesinde bir anlamla yoğrulmuş olarak sunulması gibi, Saramago'nun bu kitapta yapmaya çalıştığı da bu imgeler evreninin parçalarından büyük bir yapboz yapılabilir mi sorusunun cevabını bulmak olabilir mi? Bence öyle görünüyor.
Kitaptaki kavramların hemen hepsinin kendisinin ötesinde bir şey anlatmaya çalışıyor olması da bu düşünceyi destekliyor, deniz kabuğundan denizin iç okşayan sesini duyabilmek için kulak vermek gerekir. Derin okumalar