Evet Atatürk suçludur.
Puan vermedi·360 syf.·
2025 708. kitabı
"İki nedenden dolayı"Kemalizm" sözcüğünü "Atatürk" sözcüğüne tercih etmek daha doğru olur. Atatürkçülük yıpratıldığı için, bir; Kemalizm uluslararası dile girdiği için." Yazının tarihi: Ağustos 1993 Siyasete şööle bir göz ucuyla bakıp çıkalım. AKP, bütün kavramların içini boşaltt halk nezdinde. Sağcı, sağcı değil solcu, solcu değil. Sevindiğim taraf, Türk genci Türkçülüğü, bozkurt işaretini MHP'den, bilmem kaç yüzlülerden söke söke aldı -299 öğrenci hâlâ tutuklu- Velhasılı Cemil Meriç'in çok duyduğumuz sözüne geldik: ”Artık sağcı, solcu kalmadı.. Elimizde bir vatan kaldı, bir de vatan hainleri!” İbret alınsaydı tekerrür eder miydi tarih? Bu incelemede altı ilkenin hepsini tek tek açıklamayacağım, kendimce ve çoğunlukta gördüğüm çok önemli yere sahip olan birtakım noktalara değineceğim. Çayınızı kahvenizi hazır edin, başlıyoruz. Mustafa Kemal Gibi Düşünmek "Norveç dilinde 'Mustafa Kemal gibi düşünmek' diye bir deyim vardır... Herhangi bir problem karşısında, çö-zümü imkânsız olduğu düşüncesiyle hemen kestirme-den teslim olma eğiliminde olan, ne yapıp edip bir çö-züm üretmek için yaratıcılığını zorlama zahmetine katlanmak istemeyen ruh ve zihin tembeli kişilere söylenir bu söz... Bu tip insanlara derhal, 'Hayır, yanılıyorsun bu problemin mutlaka bir çözümü olmalı, biraz da Mustafa Kemal gibi düşün' deriz... Laiklik Laiklik, "Aklın iman karşısında" özgürleştirilmesidir. Bugün şeriat isteyenler kendi özgürlüklerini değil bizlerin özgürlüksüzlüğümüzü istiyorlar. Türkiye Cumhuriyeti'nde herkes dinini özgürce yaşayabilir, yaşıyor -Atatürk sayesinde- ama dinsizliğini? Daha doğar doğmaz kimliklerimize dinimize İslam ibaresi konuluyor. Nice dinsiz, fikrini özgürce belirtemediği için zoraki "iki yüzlü" yaşamak zorunda bırakılıyor. İstemiyor ama ölünce mezara gömülüyor.
Kemalizm Laiklik ve DemokrasiAhmet Taner Kışlalı · İmge Kitabevi Yayınları · 2007218 okunma
Gözlerin, kitap arasında saklanmış gül kurusu.
Puan vermedi·78 syf.··
2026 14. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 17:02
Kimi kitaplar, bitirdiğinde tokat gibi çarpar insanın yüzüne… Kimi kitaplar da vardır ki daha ilk sayfadan tokat gibi karşılar seni, öyle net, öyle keskin! “Oysa çoktan yerle bir etmiştim içimdeki saplantı putlarını. Desinler diye revan olmadığım hiçbir yoldan, kim ne der diye de asla dönecek değildim.” İbrahim şiiri düşüyor aklıma, içimdeki saplantı putları, deyince. “İbrahim içimdeki putları devir elindeki baltayla kırılan putların yerine yenilerini koyan kim?” youtube.com/shorts/Z49BjBesBLg “Gözlerin, kitap arasında saklanmış gül kurusu.” Ne anlamlı benzetme… Hangimiz sevmeyiz ki kitap sayfaları arasında çiçek kurutmayı, hangimiz sevmeyiz sevdiğimizin gözlerini. “Gözlerinin derinliğine sığınıyorum, yaş almadan yaşlanmaktan.” Ah… Yaş almadan yaşlanmak! “Bugün oturdum ölümü düşündüm, yirmi yaşında ve hayat bu kadar güzelken,” der Ahmet Erhan, Bülent Parlak daha hüzünlü, “Hem insan yaşlanmıyor ölünce yirmisinde.” Zor değil mi bedenin ayaktayken ruhun azar azar çürümesi, beden yaşıyorken ruhun ölüme yürümesi... Kimse Şükrü Erbaş kadar net anlatamaz belki de: “Yaşamak hükmünü sürdürse de tenimizde, herkes biraz kendi cenaze töreninde.” “Ağlama Kudüs ağlama Mezar olacak bir gün Siyonizme Mescid’i Aksa.” Aşka dokunuyor şair birçok dizesinde… “Aşk, daha da güzelleşir ve yüceleşir aynı duaya “amin” diyen gönüller bir olunca. Ve ölüme… “İnsan vakti öldürür, vakit gelir insan ölür, kimi insan vakitsiz de ölür.” “Yaşamak! Bugün değil, belki başka bahara.” “Bu hayatın müstakbel ölüleri değil miyiz?” “Şimdi ölsek diyorum, ölüme ayıp, kalsak yaşamaya.” Bireyin kendine yabancılaşması da yer ediyor şiirlerinde, “İnsanın kendine bile yabancılaştığı günlerdeyim.” Ama **bir şairi asıl şair yapan şeylerin başını çeken de dünyanın dertlerini kendi derdi
Şiir
Dudak Değmemiş Şiirlerİsmail Karasu · Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılık · 202339 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İNMEK İSTEMEDİM MADEN OCAĞINA KAPKARA ELMAS DİYARINA!
Puan vermedi·176 syf.··
2026 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2026 21:17
Güzel insanlar merhaba Yeni yılın ilk incelemesi Hasan İzzettin Dinamo, İrfan Yalçın, edebiyatımızda hakkı yenmiş, kasıtlı bir şekilde unutulmaya bırakılmış kalemler olduğunu düşünüyorum. ( Benimde keşfetmek için geç kaldığım kalemler) İktidar sahipleri, halkın çoğu afyon gibi uyuşturan hikayeleri sever ve ister. Birçok eserinde; Hasan İzzettin Dinamo, İrfan Yalçın pek şanlı olmayan tarihimizin olaylarını yüzünüze çarpıyor. Bu kitapta ne okudum peki ben, 1944 yılı dünyanın faşizme karşı savaştığı yıllarda İsmet Paşa 3.4.1944 tarih ve 4648 sayılı kanunla ücretli işçi mükellefiyetine tabi olan kişi­ler, kömür ocağına jandarma zoru ile çalışmaya gonderir. Milletin efendisi ! İnsanlara reva görülen şeyleri okuyunca göğsüm daraldı. Peki o günleri yaşayan insanlar acaba nasıl yaşadı, hissetti. Allah'ım o çaresizlik, açlık, bitlerin vücudu yemesi, köpeklerin hayatından aşağı bir yaşam ( Eserde Emile Zola Geminal eseri zihimde döndü durdu.) Velhasıl uzatmayam, Zonguldakta insanlarin yaşadıklarını rahatsiz edici okumak isteyenlere tavsiye ederim. Ülkelerin şaşalı hikayeleri, ezberleri ile büyüyen insanlara tavsiye etmem uzak kalın. Hepimiz biliriz; Kemal Sunal filmlerinde vardır ya Cendermeler Gülom Cendermeler teolojik aslında boş bir durum değildir. Kitabı okuyunca aklıma geldi bir kez daha... İyi okumalar... Sağlıcakla ve kitapla... Dipnot: Zonguldak yaşanan bu durumlar ile ilgili bilgisi olan varsa beni bilgilendirirse sevinirim...
Ölümün Ağzıİrfan Yalçın · H2o Kitap · 2020168 okunma
Bin İnce Memed
Puan vermedi·629 syf.··
2026 4. kitabı
İnce Memed, 2. cildin sonunda Ali Safa beyi ve Kel Hamza'yi öldürmüştür. Artık hükümetin kolluk kuvvetleri bir şeyler yapmak durumundadır. Sonrasında jandarmalar etrafını sardıkları İnce Memed'i yaralayabilmişlerdir ve İnce Memed baygın düşer. Bu baygınlığı sırasında Çukurova köylerine yerleşmiş Yörükler tarafından, Battal Ağa, Kasım ve Temir tarafından sahip çıkılıp korunur. Artık İnce Memed'i mistik bir tedavi süreci beklemektedir. Bir yaşından beri kendisine bakan Hürü Ana gelir; ve kendisini iyi etmesi için Kırkgöz ocağı, bölgeli tarafından kutsal kabul edilen bir yer, ve otlarını kullanmayı bilen Anacık Sultan'ı peşine katarak; İnce Memed'in iyi olmasına vesile olur. Bu iyileşme süresince de şehirde başka yönden rüzgarlar esmektedir. Dağda bulunan bazı mevtalardan biri biraz da buna meyilli olunduğu için İnce Memed olarak tespit edilmiştir. Tazı Tahsin en hızlı ulak olarak bu haberi ilçe merkezine taşır; ödül elde amacıyla. Lakin işler sarpa sarmıştır. Gerçek maktülü tanıyanlar ve bu mevtanın İnce Memed olarak gözükmesini sağlayanlar arasında çıkar çatışması yaşanmaktadır artık. Şehirde ağalar ile kurduğu düzenleri bozulmasın isteyen Murtaza Ağa, Taşkın Halil bey, Tapucu Zülfü, Kuyucu Murat Paşa, Yüzbaşı Ferhat, Kertiş Ali hep rantlarını ve düzenlerinin peşinde; bu çıkarlarını korumak amacıyla İnce Memed'e karşı olan konumlarını düzenlemektedirler. Tazı Tahsin ise İnce Memed'in ölmediği anladıktan sonra affı için İnce Memed'in yerini tespit etmeye çalışacaktır. Köylüler ise başlarına gelen bir zorluk karşısında İnce Memed'den nefret ederken; bazı ferahlama anlarından sonra da törenler ile varlığına şükretmektedirler. Bu durum İnce Memed'in de kafasını karıştırmaktadır. Ne yapmalıdır? Abdi Ağa, Ali Safa bey, Kel Hamza öldürülmüştür; ama yerine başka zalimler
Roman
İnce Memed 3Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202326,3bin okunma
bir yemek nasıl yapılmaz? bir kitap nasıl yazılmaz?
1/10
·176 syf.··
2026 10. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2026 19:50
Mustafa Kemal'in en sevdiği yemeklerden birini kendisi hakkında okumalar yapan muhtemelen çoğu kişi bilir.. bu yemek, etsiz kuru fasulye; kendisinin ifadesiyle, yağlı fasulyedir.. peki bu yemek nasıl yapılır? şöyle; kuru fasulye, sıvı yağ, kuru soğan, salça, su, tuz gerekli miktarda temin edilir.. tencerenin içerisine önce eldeki sıvı yağ dökülür.. üzerine önceden doğranmış soğan eklenir.. soğanlar yağ içerisinde pembeleşinceye kadar kavrulur.. yağda kavrulan soğanın üzerine salça eklenir.. kısa süreliğine salça ve soğan bir arada karıştırılarak kavrulur.. devamında kavrulmuş salça ve soğanın üzerine kuru fasulye eklenir.. tencerenin içerisinde yer alan fasulyenin üzerine de miktarınca su ilave edilir.. bir süre sonra suda yumuşayan tencere içerisindeki kuru fasulyenin üzerine de gerekli oranda tuz ilave edilir.. ortalama yarım saat ocak üzerinde pişirilir.. evet, etsiz kuru fasulye ya da yağlı fasulye servise hazır.. ek: pişirilecek olan kuru fasulye pişirilmeden bir gün önce suya yatırılır, suda bekletilir.. yukarıdaki kuru fasulye yemeği tarifinin sıralaması yemeği yapan kişi tarafından değiştirilirse, ek olarak; fasulyeler bir gün önceden suda bekletilmezse, kuru fasulye ya yenilecek halden çıkar ya da tatsız tuzsuz, ne idüğü belli olmayan yavan bir yemeğe döner.. elbette bu tarifte malzemeler arası miktarın birbiri ile uyumu da önemlidir.. malzemeler arasındaki uyum oranı bozulunca da kuru fasulye yemeği, kuru fasulye yemeği olmaktan çıkar.. örneğin; bir gece suda bekletilmemiş kuru fasulyeleri, suyu malzemeye kıyasla bol yaparsanız, üzerine de tencereye önce fasulyeleri, sonra suyu, sonra soğanı, sonra yağı, en sonda da salçayı koyarak yaparsanız süreç sonunda tencere içerisinde göreceğiniz görünüşü bakımından büyük bir hayal kırıklığına uğratır sizi, damak
Mustafa Kemal Atatürk
Aylardan Kasım Günlerden PerşembeAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20254,415 okunma
ah o yemendir, anlatılan senin de hikayendir..
Puan vermedi·200 syf.··
2025 489. kitabı
yemen.. islam inancına göre hazreti ademin oğlu kabil, kardeşi habili günümüzde suriyede yer alan şam şehrinde bulunan kasiyun dağında öldürür.. bu olaydan sonra kasiyun dağı çevresi 'dem-u şakik' olarak anılır bölgede yaşayanlarca.. (dem: kan; lugatim.com/s/DEM , şakik: ana baba bir erkek kardeş; lugatim.com/s/%C5%9EAK%C4%B0K ) dem-u şakik: kardeş kanı.. kardeş kanının aktığı yer.. zamanla bu kelime bölgeye gelenlerce gerek söyleniş gerekse yazılış olarak farklılığa uğrar; demuşk, dımaşk, dimaşk, damascus.. kardeşini öldüren kabil, babası adem tarafından kendisine beddua edilerek buradan kovulur.. kabil, yemene gider, burada nesli çoğalır, kendi yaşamı da hazin/ibretlik şekilde son bulur.. buraya dek yazdıklarımı -varsa- dikkatli okuyanlar dem-u şakikin söyleniş ve yazılışı değişirken bölgenin günümüzdeki adı olan şamın geçmediğinin farkına varmışlardır.. peki şam adı nereden gelmiştir? şuradan; şam, arapça sol, kuzey anlamına gelir.. islamiyet sonrası bölgenin, dünyanın, evrenin merkezi sayılan mekkedeki kabe araplarca bölgedeki yerleri isimlendirme konusunda da bölge insanını etkilemiştir.. mekkedeki kabenin sol tarafında kalan dem-u şakik bölgesine araplar dimaşk eş-şam demişlerdir, soldaki kardeş kanı bölgesi.. zamanla bu isim araplar arasında eş-şam, şam şeklinde kısaltılarak kullanılmıştır, bölgedeki müslüman olmayanlar ise buraya hala damascus demeye devam etmişlerdir.. bölgedeki araplarca mekkedeki kabeyi merkeze alarak bölgedeki yerleri isimlendirme olayından etkilenen bir diğer bölge de günümüzde aden körfezinde yer alan yemen bölgesidir.. yemen de kabenin güneyinde, sağında kaldığı için arapça güney, sağ anlamlarına gelen yemen sözcüğü ile anılan bu bölge zamanla dillerde, yazıda ve haritada bu adla belirtilir, gösterilir, ifade edilir
Türk Tarihi
Ah O Yemen'dirRüştü Paşa · Dorlion Yayınları · 020 okunma