Neden Yayımlıyorsun Oğlum? 2
5/10
·240 syf.·
2025 50. kitabı
Jules Verne'in son zamanlarında hastalığının ilerlemesinden dolayı taslak olarak bıraktığı Güzel Sarı Tuna adlı eseri hakkında farklı görüşler var. Bazı kaynaklar eserin 1901 yılında oğul Michel Verne'in taslağı tamamlamasının ardından Jules Verne'in son okumasından geçerek yayımlandığını belirtir. Bazı diğer kaynaklar ise Jules Verne'in ölümünün ardından 1908 yılında oğul Michel Verne tarafından taslağın tamamlanıp yayımlandığını iddia eder. Aslı ise şöyle; 1908 yılında yayımlanan kitap, oğul Michel Verne'in kitabın özünü tamamen değiştirip bir polisiye romana çevirdiği versiyonudur. Yıllar sonra ise kitabın aslı ortaya çıkarılıp öyle yayımlanmış. İsmet Birkan'ın çevirisi de bu asıl kitaptır. Ama bu kitap bile klasik Jules Verne akıcılığından çok uzak. Michel Verne de bu kitabın yazılma sürecinde rol almış olabilir ya da Jules Verne'in iyi olmadığı zamanlarda yazılmış olabilir. Taslak olarak bırakması bunu kanıtlar nitelikte. Zaten bu tarz bir yazar sağken bir kitabı yayımlamıyorsa bir bildiği vardır da yayımlamıyordur. Öldükten sonra yayımlamak ticaretten başka bir şey değil. Konusundan kısaca bahsedecek olursak, Tuna Nehri boyunca bir balıkçının gezisini okuyoruz. Bu gezi ise Tuna Nehri'ndeki bir kaçakçılık faliyetini çökertme planı ile süsleniyor. Hiçbir konu derinliğinden yahut karakter derinliğinden söz edemeyiz. Edebi dilden de çok uzak bir eser. Kimin yazdığını bilmesem, Jules Verne olmaya çalışan bir çaylak yazmış bu kitabı, derdim. Dediğim gibi Jules Verne'in bir bildiği varmış ki yayımlamamış. Herhangi bir Jules Verne eserinde Michel Verne'in ufacık dahli olduğunu öğrenirseniz bir beklentiniz olmasın. Bkz, Wilhelm Storitz’in Sırrı (incelemesi: #263801509 ). Bu kitap da Jules Verne'in ölümünün ardından oğlu tarafından
1000Kitap
Güzel Sarı TunaJules Verne · Alfa Yayıncılık · 2015392 okunma
9/10
·240 syf.·
2025 105. kitabı
Erbain İsmet Özel Daha önce İsmet Özel 'in şiir kitaplarını okuduğum için hem tarzına aşinayım hemde bu kitabın içindeki bazı şiirleri de o kitaplarda okuduğum ve genel olarak bildiğim için okurken bana da mini bir tekrar gibi geldi. Genel olarak Erbain kitabı İsmet Özel 'in bilindik şiirlerinden oluşuyor sevenleri için çok iyi toplu bir eser, diğer yandan genel olarak şiir sevenler içinde parça parça kitap almaktansa bu kitabı alıp şiirlerin hepsini bir arada okumak açısından güzeldi. Ben bu tarz şiirleri kapalı bulup çok bana hitap etmese de bana yıllar önce okuduğum güzel dizeleri hatırlatması açısından da sevdim... Şiir türü içinde kıymetli eserlerden biri olabilir... Bu kitabı ikinci kez okuyuşum oldu
Şiir
Erbainİsmet Özel · Şule Yayınları · 199811,6bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kadir Mısıroğlu ve Rehberi
Puan vermedi·208 syf.·
2025 334. kitabı
Merhabalardan bir demet. ≈) Öncelikle şu fes konusunu bitirelim, şöyle ki: Fes takmak, 2'nci Mahmut döneminde zorunlu hale getirilmişti. O tarihte, dinciler ayaklanmıştı, fes'in gavurun icadı olduğunu söylüyorlardı. Hatta bu yüzden, 2. Mahmut'a gavur padişah diyorlardı. Oysa, fes'in kökeni Batı değildi, Kuzey Afrika'ydı, Fas'tı. Şapka kanunu çıkarılınca, dinciler aynı gerekçeyle ayaklandı. Bu defa şapka'nın gavur icadı olduğunu söylüyorlardı. Bir zamanlar fes'e karşı çıkarken, şimdi fes'i savunuyorlardı. Günümüzdeki karşıdevrimcilerin, yeni Osmanlıcı olduklarını iddia edenlerin, dini sembol zannettikleri fes'i takmaları, işte bu yüzden iki defa gülünçtür. Yılmaz Özdil - Anka Kuşu Bilenler bilir! Türkiye'de Atatürk düşmanlığının "uyduruk" temel kaynaklarından biri Rıza Nur'un hacimli Hayat ve Hatıratım adlı kitabıdır.¹ ••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• R I Z A N U R Tarih Bilgisi: * "Meclis 21 Nisan 1920'de açıldı:' (621) [Doğrusu: 23 Nisan 1920] . ... Kulağı delik ve kim olduğu belirsiz kimselerden dinle­nen dedikodulara dayanarak siyasi hatıra yazılır mı? Böyle bir kitap, tarih için alternatif bir kaynak olarak kabul edile­bilir mi? Zaten Rıza Nur da, hatıralarını yazarken uyguladı­ğı metodu ağzından kaçırıyor: "Herkes keyfine, fantezisine, kendi maksadına, menfaatine, aldatacağına ve aldatıldığına göre yazar.”[523] ... Kadınlar Hakkındaki Düşünceleri: #265427953 "Kadın her şeyden evvel çocuk makinesidir.": #265428075 ... Teyzesinin kızını taciz etmeye çalıştığını bizzat yazmış: #265428315 Eşine şiddet uygulaması: #265428478 Ve bir başka yazdığı: "Bir arkadaşım, benim hizmetçimi gebe bırakmış. Kızdım. İntikam
Hayat Felsefesi yahud Yaşamak SanatıKadir Mısıroğlu · Sebil Yayınevi · 2012716 okunma
Sebeb-i Telif
10/10
·78 syf.·
Beğendi
·
2025 1. kitabı
Evvela bir yanlış anlaşılmayı ortadan kaldıralım; Nedamet Dergisi - Vefa Sayısı (Kasım 2023), bizler için bir kamuoyu yoklaması, bir piyasa araştırması hükmündeydi. Birçok derginin iflas bayrağı çektiği şu darboğazda, böyle ciddi bir işin üstesinden gelebilecek miydik? Dijital ortamın rahatlığı dururken; grafikerlerin peşinden koşmak, matbaa ayarlamak, dağıtım için olmadık hallere bürünmek, tanıtımını yapmak dahası bu işin maliyetini göğüslemek olacak iş miydi? Denedik. Romantik olmaya gerek yok! Saydığım şeylerin tamamı elimizde patladı. Patlamasa da bizi alabildiğine zorladı. Fakat bir gerçek vardı ortada. O gerçek, Nedamet Dergisi’nin sadık okur kitlesindeki büyük teveccüh. Nasıl eriteceğiz diye düşündüğümüz dergi, henüz ilk ayında karaborsaya düşmüştü. Grafikerlere, ekonomik buhrana ve bir bebek kadar ilgi isteyen yazı toplama, derleme, yetiştirme süreçlerine rağmen sadık okurlarımız için “Eyvallah” dedik ve yaptığımız istişare neticesinde ivedilikle 1. sayımızı çıkma kararı aldık. Ammaaaa Ah o grafikerler yok mu… “Tatlı işler, dünya telaşı ve birkaç firma Yetişmiyor cici abim, Bu hafta halledeceğim, Kusura bakma!” İncelemeye geçmeden önce buradan birkaç kişiye teşekkür etmek istiyorum müsaadenizle; “Yeter gayrı canıma yetti, ben gidiyorum.” deyip ceketim omzumda volta alırken, omzundan tutan ve “yükünü bana bırak öyle git” diyen kıymetli Fatih Tekin (Fâtih) beyefendiye, “Ağabey, bu kadarı ayıp oluyor artık. Bir şeyler yapalım, benim şöyle şöyle fikirlerim var” diyerek, periyodik aralıklarla telefonumu taciz eden Süleyman Uçmaz (Sineiİhtisas) beyefendiye, “Aklımdasın, seni arayacağım” diyerek mütemadiyen bana bi aranma umudu veren değerli Erhan Burtul ( erhan ) beyefendiye, “Üstüme düşen bir şey varsa hemen
Nedamet Dergisi - Sayı 1 (Ocak 2025)Nedamet Dergisi · Nedamet Dergisi · 202553 okunma
Ve Karşınızda Halit Kıvanç!
Puan vermedi·350 syf.·
2025 426. kitabı
Alt başlık: Bir Koltukta Çok Karpuz Merhabalardan bir demet sayın okuyucular. ≈) Bugün sizlere yapabildiğim kadarıyla ilklerin ismi Halit Kıvanç'ı anlatacağım. Hoş geldiniz. -Biraz uzun... Çayınızı kahvenizi hazır edin isterseniz. ≈)- Nereden başlasam bilemiyorum, alt başlıkta da dediğim gibi bir koltukta çok karpuz... -kitabı buraya sığdırmam gerekir≈)- Öncelikle soyadından başlayalım. “İlkokul başları falan. Biliyor musunuz, bu so­yadı işini okuma yazma bilmeyen annemle, ben küçücük ço­cuk ... Evet ailede o kadar ağabeyler varken biz gittik, ailenin bütün nüfus muamelelerini yaptırttık. Sıra geldi soyadına. "So­yadı ne" dediler. Listeler var oralarda. "Biz bunu evde bir ko­nuşalım" dedik. Kemal ağabeyim "Ben çok güzel bir soyadı buldum" dedi, "Tarkan". Tarkan hiç fena soyadı değil. O za­ manlar daha bugünkü Tarkan'ın annesi babası bile doğma­mıştı herhalde...Tarkan soyadı denince bir gün, iki gün dü­ şünüldü. Babam benimsemedi. - Aile meclisinde konuşuluyor bunlar öyle mi? - Onlar konuşuyorlar, biz duyuyoruz. Gazetede bir yazı okumuş Kemal ağabeyim. "Soyadı için teklifler" konulu bir yazı. Orada "Kıvanç" da var. Parantez içinde de "İlk defa Ata­türk tarafından kullanılmıştır bu deyim" yazıyor. Kemal ağa­beyim "Kıvanç" diyor. "Bakın nasıl söylenişi" filan... Gittik, aldık Kıvanç soyadını. -Göbek adıda Mecit imiş. Nüfusta kayıtlı...- İlk Sunuculuğu - İşte bu çok enteresandır. Bakın ben bebekken bile kunda­ğımın yanında gazete vardı. Yani bebekliğimden itibaren ga­zete gördüm ben ve okumaya çok küçük yaşlarda gazete ile başladım... ... – Kendiliğinizden mi okumuşsunuz, yoksa "Oku da oğlum bir göster amcana" gibi mi? - Hayır, hayır değil. Annem "Oğlum gazete bile okuyor de­yince, ben de başlamışım okumaya. Yani bu, benim ilk sunu­culuğum. Kendimi sunmuşum. (İlkokula
Bir Koltukta Kaç KarpuzAydın Engin · İş Bankası Kültür Yayınları · 200310 okunma
Bediüzzaman: Çağın Harikası
Puan vermedi
Gençlik ve gençliğin önemi diye başlayan paragraf bitti. Rehber ve rehberin önemi diye başlayan paragraf bitti. İki paragrafın da öncesini aklınızda şekillenen nesnel anlamlar teşkil ediyor. [Hoş geldiniz, merhabalardan bir demet. ≈)] Gelelim “üstada". Bu adam kim, ne umuyor da gençliğe rehber oluşturmuş, derdi neymiş, yolu neymiş, nasılmış, neler yapmış? Başlıyoruz. Soyadı kanunu çıkınca doğduğu yer olan Nurs köyünün ismini soyadı kabul etmiştir. İncelemedeki paragraflar arası geçiş kopukluğu olan tek yer. ≈) Said-i Nursi Kuran'da birçok ayetin kendisinden söz ettiğini iddia ediyor. Örneğin, "Allah, göklerin ve yerin nurudur" diye başlayan Nur Suresi'nin 35. ayetindeki "Nur"la kendisinin kastedildiğini, yine ayette yer alan "ateşsiz yanan bir alevin" ifadesiyle de kendisinin eğitim görmeden Risale-i Nurları yazabilmesine gönderme yapıldığını belirtiyor. Güya Hud ve Enam surelerinde Allah doğrudan doğruya kendisine hitap ediyor! Yine Bakara Suresi 151 ve 269. ayetlerdeki "kendisine hikmet verilen, hikmeti öğreten ve herkese bilmediği şeyleri bildiren" kişinin kendisi olduğunu düşünüyor. (Ayrıntılar için bkz. Neda Armaner, Nurculuk, s. 14-17.) Said-i Nursi'ye göre "dinsiz" Türkiye Cumhuriyeti "darül harp"tir. İki Deccal Bir Süfyan Said-i Nursi, "Barla Mektupları", "Şualar", "Risale-i Nur Sönmez", "Münazarat" ile uzun yıllar saklı kalmış (özellikle saklanmış), sadece gizli toplantılarda okunmuş, "Rumuzat-ı Semaniye" ve "Sırr-ı İnna A'tayna" risalelerinde Atatürk'e saldırmıştır. Bu saklı risaleler son zamanlarda yayımlanmıştır. Said-i Nursi'ye göre Atatürk, "deccal" ve "süfyan"dır. Bir risalesinde Atatürk'ten "Tek gözlü deccal" diye söz ediyor. (Said-i Nursi, Barla Mektupları, s. 53.) Said-i Nursi, Beşinci Şua'da bahsettiği "deccal" ve "süfyan"ın, Atatürk
Gençlik RehberiBediüzzaman Said Nursî · Enver Neşriyat · 20113,625 okunma