📌Vücudumuzdaki sinirlerin ciddi bir miktarını bünyesinde barındıran ve vücuttaki bütün işlemleri kontrol eden algı, düşünce, duygu, zeka, vb. olguların merkezi olan beynimizin kendisi, acıyı hissedemez. Çünkü beynimizde acı reseptörleri (nosiseptörler) bulunmamaktadır. Nosiseptör isimli ve acıya duyarlı sinir hücreleri deride, kaslarda, eklemlerde ve bazı organlarda bulunur ve bu sinyalleri beyne taşır.
📌Yalnız burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var: Beyinden kasıt, organ olan beynin kendisidir. Yoksa kafanızın, daha doğrusu kafa derinizin altında yatan sinirler ve reseptörler, acıyı beyne iletirler. Dolayısıyla kafanızı çarptığınızda, elbette acı hissedersiniz. Ancak bir şekilde (örneğin narkoz ile) kafatasınızı açacak olsak, sonrasında narkozun etkisini kaldırsak ve beyninize bıçak saplasak (hiçbir damarı parçalamayacak şekilde), beynin kendisinden kaynaklı hiçbir acı hissetmezdiniz (elbette bıçağın etkisiyle sinirler zarar görüp, ilgili bölgenin fonksiyonu bozulurdu, o ayrı).
📌Buna paralel olarak daha çarpıcı bir bilgi verebiliriz: Baş ağrısı, beyinden kaynaklı bir ağrı değildir! Zira hatırlayın: Beyin, acı ve ağrı hissedemez! Baş ağrısının genelde oluştuğu yerler, beynin etrafında yer alan dura ve pia gibi koruyucu dokulardaki, kan damarlarındaki, dış sinirlerdeki ve kaslardaki ağrılardır. Kimi durumda bu damarlar ve kaslar olması gerekenden fazla şişer ve baskı, ağrıya neden olur.
📌Benzer şekilde, olması gerektiğinden fazla kasılma da, çevresel sinirler üzerinde baskı yaratarak baş ağrısına neden olabilir. Tansiyona bağlı baş ağrıları, migren özellikleri göstermiyor olsalar da, yine beyin etrafındaki dokulardaki nosiseptörlerin uyarılmasının bir ürünüdürler. Buralardaki kaslar normalden fazla kasılarak sinirleri uyarırlar ve baş ağrısına neden olurlar.