https://www.kitapyurdu.com/kitap/karga-kitabi/582436.html&manufacturer_id=169625
Bütün zalim çılgınlıklara saf akıl hizmet eder aslında; çünkü ardında kişilik olmayan saf akıl sorumsuz ve acımasızdır. Katliamlara bahaneler uyduran her dini inanç da saf aklın taşlaşmasından başka bir şey değildir. Bunu Hitler’in Almanya’sında deneyimleyecekti insanlık. Hâlbuki ruh ve akıl birbirinden ayırmasaydı yeryüzünde cenneti yaratabilirdi beyaz adam. Sonuçta Baykuş’un fikirleriyle zehirlenen beyaz adamın mükemmel Tanrısı ile inancı gibi aklı da korkunç ve boğucu olmaya başlayacaktı modern çağda. Çünkü artık duygusuz bir akla tapmaya başlamışlardı. Ben de bu yüzden Baykuş’tan ve beyaz adamdan biraz olsun kurtulmak ve çocukluk günlerimi tekrar yaşamak için geri dönecektim Kaplumbağa kıtasına. Ne var ki Kaplumbağa kıtasında da tam bir hayal kırıklığı yaşayacaktım. Çünkü burası da artık beyaz adamın Amerika’sı olmuştu. Kızılderililer yerlisi oldukları kıtada rezervlere tıkıştırılmış ve bir virüs gibi dünyaya yayılan Beyaz adamın aklı burada da galip gelmişti ruha karşı. Bu da yetmemiş Kızılderililere de kendi Tanrılarının korkunç dinini yaymaya başlamışlardı. Ama neyse ki ne kadar uğraşsalar da Kızılderililerin ruhunu, anılarını ve inanışlarını yok edemediler tam olarak. Bunlar, kış geceleri anlatılan efsanelerde; hikâyelerde ve masallarda yaşamaya devam etti. Bazı çok eski hatıralar canlılığını kaybetse de, an gelecek bir büyücünün düşlerinde, vizyonlarında yeniden ortaya çıkıp tekrar efsaneye dönüşecekti. Baykuş’un saf aklı hiçbir zaman engel olamayacaktı bu düşlere ve vizyonlara. Düşsel arayışlarla ilgili dini ayinler; terleme çadırları; tek başına uyumadan geçirilen geceler; acı çeken bedenler ve algının kapılarını açan peyote bitkisi sayesinde ruh bu topraklarda yaşamaya devam edecekti.
Sayfa 164·Kitabı okudu
Edebiyat
https://www.kitapyurdu.com/kitap/karga-kitabi/582436.html&manufacturer_id=169625
"Kuş seslerinden ve ağaç yapraklarının rüzgârdaki hışırtısından başka ses olmayan cennetin huzurlu bahçesindeydik sanki. Kahvaltımızı bitirmiş çay keyfi yapmaya başlamıştık ki “Evet,” dedi, “artık rüyalarından bahsedebilirsin.” Geçen gecelerden birinde onu Kızıl Kuş olarak gördüğüm rüyadan bahsettim önce. “Evet,” dedi, “Kartal’ı hatırlıyorum. Senin gibi onu da çok uzun zamandır görmedim.” “O da başka suretlerde yaşamaya devam mı ediyor?” diye sordum. “Evet,” dedi, “bütün varlıklar gibi. Bütün varlıklar insan suretlerinde yaşamaya devam ederler ama bazen kaybolurlar senin gibi.” Neden dönüştüğümüzü sordum; neden kendi özgün bedenlerimizde kalmayıp da insan suretlerine büründüğümüzü ve şimdi etrafta şu gördüğümüz kargalarla nasıl bir ilişkimiz olduğunu. “Dur,” dedi, “çok hızlı gidiyorsun. Ama aslında ben de bir varlık olduğunu sonradan keşfeden biriyim. Sadece senden birkaç yıl önce farkına vardım bunun. Evet, çok kitap okuyorum ama kitaplarından anladığım kadarıyla felsefeye meraklı olan sensin. Bu soruların cevaplarını sen bulabilirsin belki. Ben sadece ezeli geçmişimi hatırladım ama neden insana dönüştüğümüzü bilmiyorum. Bildiğim her dönüşmemizde hafızamızı kaybettiğimiz. Diğer kargalara gelince, evet, şimdiki kargalar gibi görünmüyoruz; çünkü onlar sadece birer karga biz ise onların ruhuyuz. Nasıl desem, onlar bizim ilk görünüşümüzün yankıları sadece.”
Sayfa 97·Kitabı okudu
Edebiyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
https://www.kitapyurdu.com/kitap/karga-kitabi/582436.html&manufacturer_id=169625
"Yani ölümsüz karga ruhum ile ölümlü insan bedenimin birleşimi “Karga-için-oluş”tan başka bir şey değil. Bozkurt’un “Hegel’e göre felsefenin asıl işlevi, bize dinin doğrularını vermektir” yorumu ise Hegel’in felsefesinin ezoterik yanını ne de güzel ifade ediyor. Hegel bütün bu felsefi kurguyla Mutlak Ruh’un sözcülüğünü üstlenerek kendisini de son peygamber statüsüne yerleştiriyor. Mesellerle değil felsefi argümanlarla konuşan bir din saklı bu metinlerin ardında. Belki de Hegel’i yanlış anlıyorumdur. Belki o da bütün dinlerin Tanrılarını kapsadığını söyleyen yeni bir Tanrı’nın, Mutlak Ruh’un filozofa dönüşümüydü ve bütün felsefi külliyatı tıpkı benim günlüklerim gibi kendini inşa ve keşif süreciydi."
Sayfa 126·Kitabı okudu
Edebiyat
https://www.kitapyurdu.com/kitap/karga-kitabi/582436.html&manufacturer_id=169625
“Bugünün dünyasına ayak uydurmayı öğretmiyoruz, çocuklara. Bugün, bizim anlattığımızdan daha fazlasını internetten öğrenebilir çocuklar. Biz hala Aristoteles şunu demiş, Platon bunu demiş onu anlatıyoruz. Mesela küçük bir kız öğrenci soruyor ‘Hocam felsefe nedir?’ diye. Nasıl diyebilirim ‘felsefe, yaşamaya başlamak için felsefeyi yok etmeye; felsefeden felsefe yaparak kurtulmaya çalışmaktır’ diye.”
Sayfa 50 - Mehmet·Kitabı okudu
Edebiyat
https://www.kitapyurdu.com/kitap/karga-kitabi/582436.html&manufacturer_id=169625
Aristoteles’e dönüşümünden beri de Baykuş’un hükmü sürüyor bu dünyada. Ondan beridir felsefe adı altında ruhu öldürüp saf akla tapan müritleri türedi beyaz adamın dünyasının her yanında. O müritler ki İsa’nın naif tarikatından bile mantığa bürünmüş ruhsuz bir kilise Hıristiyanlığı yaratabildiler. O kilise de neredeyse ortaçağ boyunca tek hükümranı oldu beyaz adamın lanetli kıtası Avrupa’nın. Yine ortaçağda bu sefer Machiavelli adıyla geldi Baykuş yeryüzüne. Hep güçlü birileri aracılığıyla hükmedenlerden olmayı sevdiğinden bu defa o zamanlar prenslikler halinde olan İtalya’sını birleştirmeyi vazedecekti Medici ailesine. Bununla da kalmayacak Sumanguru’nun kulağına fısıldadığı iktidar olmak için her şey mubahtır görüşünü anlatan bir de kitap yazacaktı ki bu kitap ne pahasına olursa olsun hükmetmek isteyen zorbaların başucu kitabı olacak ve siyaset okullarında okutulacaktı. İtalya’da ölüp Fransa’da Descartes olarak tekrar dirildi Baykuş. Bu defa da mükemmelliği yeniden icat etti. Ne var ki bu mükemmellik fikrinin kötü yanı da mükemmel olmayan her şeyi alçaltmaktı. Oysa mükemmellik tanrılara vehmedilen kötücül ve lanetli, boş bir kavramdan başka bir şey değildir aslında. 18. yüzyılda ise Almanya’da bu kez Kant olarak ortaya çıktı Baykuş. Aydınlanma adı altında ruhtan ve hislerden arınmış saf aklı kutsadı ve beyaz adamın zihninde ahlakı bile kişiliksizleştirip bir matematik formülüne indirgedi. “Büyük” filozofun kuru düşünceleri o kadar etkiledi ki insanları iradesiz bir aklın yeryüzünde Dünya Devleti adında bir cenneti yaratacağına yürekten inandı herkes.
Edebiyat
https://www.kitapyurdu.com/kitap/karga-kitabi/582436.html&manufacturer_id=169625
Uçsuz bucaksız sular üzerinde kim bilir ne kadar uçtum konacak bir yer bulamadan. Sonsuza kadar böyle uçamayacağımı ve yeniden karanlıkla bir olacağımı düşünüyordum kim bilir ne zaman tekrar bilincime varana kadar.
Sayfa 102·Kitabı okudu
Edebiyat