Bazı kitaplar vardır, insanın içine ağır ağır süzülen bir düşünce gibi gelir. Schopenhauer’ın bu eseri de benim için öyleydi. Sayfaları çevirirken sadece düşünce değil, zaman da duruyordu sanki. Her aforizma bir içgörü, her cümle bir durup düşünme alanı sundu.
Schopenhauer zaman zaman sert, zaman zaman hüzünlü bir gerçeklikle sesleniyor insana. Hayatın anlamı, mutluluğun özü, insan ilişkileri, içsel zenginlik gibi konularda söyledikleri hâlâ taze, hâlâ geçerli.
Bazı satırlar vardı ki, adeta kalbime dokundu. Sanki içimdeki suskun düşünceleri dile getirmiş gibi… Kitap boyunca bol bol altını çizdiğim, üzerine düşündüğüm, hatta durup kendi içime baktığım anlar oldu.
Zaman zaman karamsar, ama bir o kadar da dürüst bir felsefi bakış açısı arıyorsanız bu kitap tam size göre. Sadece bilgi değil, derin bir farkındalık da sunuyor.
Son sayfasını kapattığımda elimde kalan şey sadece alıntılar değil; biraz sessizlik, biraz da kendime dair farkındalık oldu.