Yalnızlık moda olsun, renklerini ben seçeyim! Sadece kendi sesim yankılanıyor duvarlarda. Yıllardır hiçbir şey yapmıyorum. Hiçbir şey başaramıyorum. Tek başarım ölmek olacak. Çok güzel öleceğim. Mükemmel öleceğim. Tüm doğa kanunlarına uygun "conventionnel" biir ölümüm olacak. Bunu düşünerek yaşıyorum. Suyun üstünde sektirdiğim bir taş gibi en fazla yedi kez titreyeceğim. Sonra da bitecek.
Tek bildiğim onun da benim gibi arada bir rahatlamak için sağdan soldan bulduğu kağıtlara bir şeyler karaladığı. Ve bu yazma işi zihinsel ölüm yolculuğumuzun önündeki büyük bir engel, çünkü uyanık tutuyor beynimizi. Hatırlamak zorunda kalıyoruz kendimizi. Ve hâlâ hatırlayabiliyorsak, hâlâ devrik ya da dik cümleler kurabiliyorsak, daha zamanın gelmediğine işarettir. Daha çok var demektir, hiç bir şey düşünmeden ölümü beklemeye.
Dünya üzerinde bir yerden uzaklaşmanın imkânı yok. Uzaklaşılan tek şey stillerdir. Hayatta ancak stiller değiştirilebilir. Başka bir şey değil. Coğrafya, çocuklara ergenliklerini unutturacak bir derstir. Başka bir boka yaramaz. Aslolan hayat stilidir. Ve görünmez köprüler vardır dünyada bir ülkeden diğerine giden. Aynı stil hayatı dünyanın her yerinde bulabilmek bir tesadüf değildir.